Haber

Resmi makamların algı operasyonu için söylediği 7 yalan

resmi-makamlarca-algi-operasyonu-icin-soylenen-yalanlar

Resmi makamlar son günlerde ardı ardına yalanlanan bilgiler servis etmeye başladı. Ancak şükür ki gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. İşte ortaya çıkan gerçekler ışığında servis edilen yalanlar…

Algı operasyonu için söylenen yalanlar

‘Bana bir masal anlat polis amca’

Önce “Cizre’deki bodrum katında 60 teröristin etkisiz hale getirildi” asparagası, ardından bizzat Başbakan’ın ağzından “Ankara saldırısını Suriyeli YPG mensubu Salih Neccar gerçekleştirdi” şeklindeki yanlış bilgi, duymak isteneni söyleyen AKemniyet’in son üretimleri…

resmi-makamlarca-algi-operasyonu-icin-soylenen-yalanlar

KAYNAK : NOKTA | 

Devletin bitmek bilmeyen Cizre yalanları

Türkiye günlerce Cizre’de bir bodrum katta mahsur kalan ve aralarında bebekler ile yaralıların da bulunduğu  sivilleri konuştu. Günler sonra bir akşam vakti Cizre’de 60 PKK’lının bir bodrum katında öldürüldüğüne ilişkin bilgi son dakika olarak TRT ekranlarına düştüğünde ülkeyi salladı. Ancak doğru olmadığı ertesi gün pekçok farklı kaynak yoluyla ortaya çıkartıldı. TRT gibi kamu endeksli resmi bilgiler dışında hareket etmeyen bir kuruma, bu manipülatif bilgiyi kim neden servis etmişti? Bu araştırılmadı.

İlk dakikadan Ankara yalanları 

Türkiye bu yalanı henüz unutmamışken, Ankara’nın en korunaklı bölgesinde askeri servislerin ortasında bombalı araç patladı ve 28 TSK mensubu hayatını kaybetti. Daha şehitlerin bile kimliği belirlenemeden, 18 Şubat tarihli Sözcü Gazetesi’ne bombacının “Suriyeli olduğu, adının Salih Neccar olduğu, YPG’li olduğu” bilgisi servis edildi. Bombacının kimliğine olay yerinde bulunan parmaktan ulaşıldığı bilgisinin de yer aldığı Asuman Aranca imzalı haber, aynı gün bizzat Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından tekrarlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Dostlarımız PYD’nin terör örgütü olduğuna inanmamışlardı, artık inanırlar…” diyerek bombacının PYD’li olduğunu tekrarlıyordu.

Ancak gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardı. PKK’nın şehirlerdeki eylemlerini üstlenmesiyle bilinen TAK, saldırıyı üstlendi ve bombacının Suriyeli Salih Neccar değil, Van’lı Abdülbaki Sömer olduğunu açıkladı. Bombacıyı ailesi de gazetelerde yer alan fotoğraflarından tanımıştı ve “Bombacı bizim oğlumuz” açıklamasını yaptı. Bu iki gelişmeyi Adli Tıp Kurumu’nun yaptığı açıklama takip etti: “Bombacı Abdülbaki Sömer…”

Gerçek dışı bilgilerle kamuoyu aldatıldı

Böylece son dönemde Türkiye’yi derinden sarsan olaylarda Emniyet’in gerçek olmayan bilgiler ürettiği iyice netleşmiş oldu. Son iki yılda, 7 büyük olayda kamuoyu bilinçli olarak gerçek dışı bilgilerle aldatılmaya çalışılmıştı.

Çatışma bölgelerinde ve kritik saldırılarda gerçek olmayan bilgiler üretildiğine dikkat çeken ilk isim GÜSAM Başkanı Ercan Taştekin oldu. Taştekin bu tespiti yaptığında henüz “Bodrum katında 60 terörist öldürüldü” asparagası da yoktu ortada, “Ankaya’yı PYD’li bombacı vurdu” yalanı da…

Taştekin’e göre, geçmiş olaylarda Başbakan’a gerçek dışı bilgiler veren güvenlik bürokratları hakkında hiçbir işlem yapılmadı ve sonunda “60 ölümlü” asparagas ile “YPG’li terörist” haberleri üretilmeye başlandı.

Deneyimli bir güvenlik uzmanı olan Taştekin şu tespiti yapıyor: “Hatalı bilgilendirmelerle ilgili yaptırım yapmazsanız, siyasi irade olarak bir tepki vermezseniz, bürokrasi ve devlet görevlisi bu zararlı alışkanlığı artırarak, sistematik olarak devam ettirir. Siyasi iktidar, terörle mücadelede etkin bir faaliyet yapıldığı, başarılı olunduğu algısı oluşturmak istiyor. Bürokrasi de etkin faliyet yapıldığına ilişkin kendisini zorluyor. Politikacıların duymak istediğini söyleyen bir yapı çıkıyor karşımıza.”

“60 TERÖRİST” VE “BOMBACI YPG”Lİ  ASPARAGASINA GİDEN YOL

Makarayı biraz geriye saralım ve yaşanan yanıltma operasyonlarından birkaçına bakalım:

İLK OLAY:

Yüksekova’daki saldırının failleriyle ilgili yalanlar

“Çözüm sürecinin resmen sona erdirilmediği 25 Ekim 2014 günü Yüksekova’da bir Uzman Jandarma Çavuş ve iki Jandarma Er sivil olarak çarşıda alışveriş yaparken şehit edildi. Önce Hakkari Valiliği, olayla ilgili 3 kişinin gözaltına alındığı açıkladı. Üstelik teröristlerden biri Muğla Bodrum’da, diğerleri Yüksekova’da gözaltına alınmıştı. Ardından Başbakan Davutoğlu, “Güçlü delillerle bu operasyonlar ve takipler neticesinde ilgili şahıslar şu anda gözaltındalar” dedi. Ancak gözaltına alınanların tamamı, ‘olayla ilgileri olmadığı’ gerekçesiyle serbest bırakıldı.

İKİNCİ OLAY:

Bingöl Emniyet Müdürü’ne saldırıyla ilgili yalanlar

Bingöl’de 09 Ekim 2014’te Emniyet Müdürü Atalay Ürker ve beraberindekilere uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi. Saldırıda Emniyet Müdür Yardımcısı Atif Şahin ile Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu şehit oldu. Bingöl Valiliği, saldırıyı gerçekleştirenleri ele geçirmek amacıyla düzenlenen operasyonda, 4 teröristin öldürüldüğünü açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Ekim’de güvenlik güçlerinin anında katilleri bulduklarını ve ölü olarak ele geçirdiklerini, ayrıca 9 kişinin daha yakalandığını duyurdu. Başbakan Davutoğlu da, Emniyet Müdürü Ürker’i ziyareti sonrası “Saldırının failleri konumundaki teröristler bir, iki saat içerisinde cezalandırıldı” dedi. Ancak, kısa süre sonra Bingöl’ün Genç ilçesinde öldürülen 4 kişiyle suikast olayı arasında bir irtibat bulunamadığı açıklandı.

ÜÇÜNCÜ OLAY:

Astsubay Nejdet Aydoğdu’nun failiyle ilgili yalanlar

29 Ekim 2014 günü Diyarbakır’da Astsubay Nejdet Aydoğdu, hamile eşiyle birlikte pazar alışverişi yaparken şehit edildi. Aydoğdu’nun cinayet şüphelisi 30 yaşındaki Y.E.T.’nin, Muğla’nın Ortaca ilçesinde silahıyla birlikte yakalandığı açıklandı. Ancak Y.E.T.’nin hiç Diyarbakır’a gitmediği ve olayla ilgisi bulunmadığı ortaya çıktı.

DÖRDÜNCÜ OLAY:

Trabzon’da Fenerbahçe kafilesine saldırının failleri hala bulunamadı ama yalanlar sürdü

5 Nisan 2015 günü Fenerbahçe kafilesine Trabzon’un Sürmene ilçesinde silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda takım otobüsüne 4 kurşun isabet ederken, takım otobüsünü kullanan şoför yaralandı. Trabzon Valisi Abdil Celil Öz, saldırıyı yapan 2 kişinin yakalandığını açıkladı. Gözaltına alınan iki şüpheli Nihat S. ve Emre A. 48 saat dolmadan serbest kaldı. Fenerbahçe otobüsüne saldıranlar hala bulunamadı.

BEŞİNCİ OLAY:

Cizre’de 12 yaşındaki Nihat Kazanhan’ın öldürülmesiyle ilgili yalanlar

Cizre’de 15 Ocak’ta 12 yaşındaki Nihat Kazanhan vurularak öldürüldü. İçişleri Bakanlığı, “Çocuğumuz ile ilgili, emniyet görevlilerinin kurşunları ile öldürülmesi söz konusu değil” açıklaması yaptı. Davutoğlu ve İçişleri Bakanı Efkan Ala da aynı açıklamayı tekrarladı. Olayın görüntüleri ortaya çıkınca şüpheli olarak tutuklanan Özel Harekât polisi H.V., asıl failin mesai arkadaşı M.N.G. olduğunu açıkladı. Savcılık, H.V.’yi serbest bırakıp M.N.G.’yi tutukladı.

ALTINCI OLAY:

Ankara katliamı yalanları: 

10 Ekim 2015 günü Ankara Garı önünde Barış Mitingi için toplananların ortasında 2 canlı bomba patladı, 101 kişi hayatını kaybederken yüzden fazla kişi de yaralandı. Saldırının ardından konuşan Başbakan Davutoğlu, “DEAŞ ve PKK’nın etkin rol oynama ihtimali yüksek” derken, Suruç katliamını yapan Ankara canlı bombasının kardeşi Abdurrahman Alagöz’ün yakalanıp hukuka teslim edildiğini açıkladı. Ancak Alagöz, Suruç’taki saldırı anında parçalanarak ölmüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Burada DAEŞ de var, PKK da var, El Muhaberat da var… Burada Suriye’nin kuzeyindeki PYD terör örgütü de var. Hepsi beraber ortak olarak bu eylemi planlamışlardır” dedi. Ancak Ankara Başsavcılığı, saldırıyı IŞİD terör örgütünün yaptığını açıkladı.

YEDİNCİ OLAY:

Resmi makamların Tahir Elçi yalanları

28 Kasım 2015’de Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi 4 Ayaklı Minare’nin dibinde kameralar önünde katledildi. 1 Aralık’ta Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Elçi’yi vurduğu belirtilen bir mermi çekirdeğinin bulunduğunu ve incelemenin devam ettiğini açıkladı. Ancak bu çekirdeğin, silahların ateşlenmesi sırasında olay yeri olan sokağın üst tarafından elde edildiği ve Elçi ile ilgisinin olmadığı ortaya çıktı.

SEKİZİNCİ OLAY:

İntihar eylemini gerçekleştirmeden tutuklayamazsınız

Ekim 2015’de Davutoğlu, “Türkiye’de intihar eylemi yapabilecek kişilerin belli bir listesi, şeyi dahi var. Biliyorsunuz bu, bir eylem hazırlığı içinde ama bunu gerçek bir eyleme dönüştürmedikçe veya elinizde o eylemin olabileceğine dair bir veri olmadıkça tutuklayamazsınız” dedi. Açıklama tam bir faciaydı. Davutoğlu’nun böylesine büyük bir skandala imza atmasına kendisini yanlış bilgilendiren güvenlik bürokrasisi sebep oldu.

DOKUZUNCU OLAY:

Güneydoğu’da gidişat iyi yönde

02 Şubat’ta 12 saatte 8 şehidin verildiği sıralarda Şili’de bulunan Erdoğan “Şu anda Güneydoğu’daki gelişmelerde, gidişat iyi yönde. Bölgeye giden bakan arkadaşlarım da, hava eskiye kıyasla çok çok farklı diyor” dedi. Oysa bölgedeki gerçekleri anlamak için sosyal medyadaki polis gruplarına ya da bölgedeki gazetecilerin yazıları ile sosyal medya paylaşımlarına bakmak yeterliydi.

Gerçekler değil siyasetçilerin duymak istedikleri sunuluyor

SİYASETÇİLERİN DUYMAK İSTEDİKLERİNİ RAPOR DİYE YAZIYORLAR

Bu örnekler çoğaltılabilir ancak durum şu ki; siyasetçilerin politize ettiği güvenlik güçleri artık gerçekleri değil, siyasetçilerin duymak istediklerini söylemeye başladı. Siyaset ve bürokratlar arasında karşılıklı olarak dürüstlük kalmadığını savunan GÜSAM Başkanı Taştekin, bir kısır döngü oluştuğuna vurgu yapıyor:

“Burada kısır döngüyü kırabilecek üçüncü yapı özgür medyaydı o da ortadan kaldırıldı. Özgür medya, yaşanan iç güvenlik problemlerini sorgulayabiliyordu. Kapalı devre ve bir hayal alemi oluşturuldu.”

Siyasetçi ve bürokratlar arasındaki “duymak isteneni söyleme” sürecinin sürdürülebilir olmadığını belirten Taştekin makyajın bir gün akacağını söylüyor. Bu noktada sorunların beklenmedik biçimde patlama ihtimali bulunuyor.

Yalanlar yüzünden şehit sayısı artıyor

ŞEHİT SAYISI NEDEN ARTIYOR?

Taştekin’e göre ipin ucu Emniyet’in politize edilmesiyle kaçtı: “Sadece teröristle mücadele etmiyorlar. Karar vericilerin tutarsızlıkları, bürokrasinin politizasyonu ile mücadele ediyorlar. Sokağa çıkma yasakları uzadıkça politikacılar zor durumda kalıyor. Bir an önce sonuç alınması için bürokratlara baskı yapıyor. Bürokratlar gerçekleri paylaşıp profesyonel tavır sergilemiyor. Onlar da sahadakilere baskı yapıyor. Bu hatalar zinciri sonucunda şehit ve gazi sayısı artıyor. Aynı hatalar zinciri alandaki görevlilerin sorunlarının yukarıya taşınmasında da yaşanıyor.”

Bitmeyen ‘Terörü bitirdik’ söylemi

GEÇMİŞTE FACİA GETİRDİ

Bürokratları “hoşa giden şeyler” söylemeye itmenin, tarihte yolaçtığı felaketlere dikkat çeken Taştekin, İttihatçılar döneminde 90 bin askerin tek kurşun atmadan dondukları Sarıkamış Faciası’ndan örnek veriyor.

Emniyet üst bürokrasisinin Güneydoğu’ya giderek durumu yerinde net biçimde tespit etmediğini anlatan Taştekin, şimdi oynanan “terörü bitirdik” şeklindeki hayal alemi söylemlerinin bahar aylarında gerçeklerin duvarına çarpabileceğine dikkat çekiyor:

“Tehlikeli bir gidiş var. PKK önce kırasalda vardı. Sonra şehirlerde kontrol kurmaya çalıştı. Üçüncü aşama kendi tabanını genişletmek, halkı askerle karşı karşıya getirmek. Dördüncü aşama ise doğu-batı halkı çatışması. Baharda 3. ve 4. aşama devreye girebilir.”

Cizre Yalanları: Sonsuz yüzde 99

BİTMEYEN YÜZDE 99

İçişleri Bakanı Efgan Ala, Şubat ayının ilk günlerinde; “Cizre’de yüzde 99, hatta daha üst seviyede bertaraf etme, çukurları, barikatları, bombalı tuzakları imha ettiğimizi söyleyebilirim” dedi. Ala, yüzde 99’un üstü temizlendi derken, Cizre’de halen daha çatışmalar tüm şiddetiyle devam ediyor.

NOKTA | 

Etiketler: Cizre yalanları, algı operasyonları, resmi yalanlar, servis edilen yalan haberler, ankara katliamı yalanları, güneydoğu yalanları, güvenlik yalanları, emniyet yalanları

Sizler de hatırladığınız resmi makamlarca söylenen yalanları aşağıdan ekleyebilirsiniz…

Yazar hakkında

mm

Nokta Dergisi

Nokta Dergisi

Yorum yaz