Haber

10 Maddede Mülteci Anlaşması: Geri Kabul Anlaşması Nedir, Ne Değildir?

1458313681-3853-esbos-sep-2015-ap-624x351-ap

Türkiye ve AB arasındaki geri kabul anlaşması kabul edildi. Buna göre mülteci anlaşması 20 Mart’ta yürürlüğe giriyor. Peki nedir bu mülteci anlaşması, şartları neler, kime faydası olacak? 11 maddede geri kabul anlaşmasını ele alacağız…

Etiketler: geri kabul anlaşması metni, geri kabul anlaşması resmi gazete, geri kabul anlaşması nedir, geri kabul anlaşması imzalandı, geri kabul anlaşması 2015, geri kabul anlaşması ne zaman yürürlüğe girecek, readmission agreement, geri kabul anlaşması vikipedi

Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye göçmen krizini sonlandırmak için kapsamlı ama bir o kadar da karmaşık bir plan üzerinde prensip anlaşmasına vardıklarını açıkladılar.

Plan kapsamında Türkiye ve AB ülkeleri arasındaki mülteci trafiğinin düzenli bir hale sokulmasından, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin ve Türk vatandaşları için Schengen bölgesine vizesiz seyahat çalışmalarının hızlandırılmasına kadar birçok konuda yeni adımlar atılması öngörülüyor.

11 soruda AB vize muafiyeti: Vize kalkacak mı? Ne zaman kalkacak? Şartlar neler?

Anlaşmanın ayrıntılarını ve tarafların tutumlarını beş başlıkta özetledik.

1- AB’ye ne önerildi?

Başbakan Ahmet Davutoğlu öncülüğündeki Türkiye heyeti zirveye yeni bir teklifle gitti.

Türkiye kıyılarından yola çıkıp Yunan adalarına ulaşan tüm göçmenler, buna Suriyeli mülteciler de dahil, Türkiye’ye geri gönderilecek. Bunun karşılığında AB ise Türkiye’ye gönderilen her bir Suriyeli karşılığında Türkiye’den bir mülteci alacak.

Plan metninde bu sayede insan kaçakçılarının önünün kesilebileceği, Avrupa’ya göçün düzenli hale sokulabileceği belirtiliyor.

1458313676-8375--arrivals-by-sea-624-turkish

Savaş öncesi ve savaş sonrası Suriye: 11 çarpıcı fotoğraf

 

Suriyeli olmayan göçmenlerin durumu ise belirsiz.

2016’nın başından bu yana Ege’yi geçerek Yunan adalarına ulaşan 130 bin göçmenin yüzde 50’den azı Suriyeliydi. Kalanlar ise AB’nin ekonomik göçmen olarak tanımladığı Pakistanlılar, Afganlar, Iraklılar ve İranlılar.

Türkiye’nin ekonomik göçmenleri geldikleri ülkelere geri göndermesi planlanıyor. Ancak bu planın uygulamaya nasıl geçirileceği belirsiz.

1458313688-4251-urope-migrants-mediterranean

2- Türkiye ne istiyor?

AB liderleri için sürpriz olan bu öneriye karşılık Türkiye taleplerini de arttırdı.

Türkiye’nin AB tarafından zirve sonuç metninde yer bulan üç temel talebi şöyleydi:

  • Vizesiz Avrupa: Plan başarıyla uygulanırsa Türk vatandaşlarına Haziran 2016’dan itibaren Schengen bölgesinde vizeden muaf tutulması.
  • Mali yardım: Mülteciler için hazırlanan projelerde kullanılması için hazırlanan 3 milyar euroluk AB fonunun Türkiye’ye Mart ayının sonundan önce gönderilmesi. Gerekli görülürse yeni projeler için ek fonlama.
  • AB üyelik süreci: Türkiye’nin üyelik müzakerelieri kapsamında yeni başlıkların görüşmelere açılması.

Vizesiz Avrupa talebinin hayata geçebilmesi için mevcut planın işlemesinin yanı sıra Türkiye’den daha önce de talep edilen biyometrik pasaport gibi adımların atılması isteniyor.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, vizesiz Avrupa için gereken bu maddelerin sayısının 72 olduğunu bir kez daha söyledi.

1458313677-3940-efugees-all-02022016-turkish

Türkiye Suriye savaşı çıkar mı? İşte tüm yönleriyle 11 maddede savaş senaryoları

3- Liderler ne diyor?

1458313676-4349-igration-624x351-ap-nocredit
Image copyrightAP

Brüksel’de toplanan AB liderlerinden anlaşmaya gelen ilk tepkiler oldukça olumluydu.

Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, planı ‘çığır açıcı’ olarak nitelerken, “Avrupa’ya düzensiz göçün sonlandığı konusunda net bir mesaj verdik” dedi.

Almanya Başbakanı Merkel de kağıt üzerinde anlaşmanın olumlu olduğunu söylese de Tusk’tan daha temkinli davrandı ve “Eğer hayata geçerse çığır açıcı olur” ifadesini kullandı.

Ahmet Davutoğlu planı ‘cesur bir adım’ olarak niteleyip, anlaşmanın sağlanmasıyla birlikte yasadışı göçün önüne geçilebileceğini ifade etti.

4- BM neden plana karşı çıktı?

1458313681-3853-esbos-sep-2015-ap-624x351-ap
Image copyrightAP

Siyasiler her ne kadar anlaşmadan memnun gibi görünse de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) planın uluslararası mevzuata uygunluğu konusunu sorguluyor.

UNHCR Avrupa Direktörü Vincent Cochetel, AB’nin krizi ‘çabukça çözmek’ için hazırladığı planın uluslararası hukuka aykırı olabileceğini ifade etti.

İsviçre radyosu RTS’ye konuşan Cochetel, “Yabancı ülke vatandaşlarının kitlesel biçimde sınır dışı edilmeleri Avrupa İnsan Hakları Konvansyonu’na aykırıdır” diye konuştu.

Cochetel, Yunan adalarına gelenlerin toplu biçimde Türkiye’ye gönderilmesi sırasında mültecilerin yasal haklarının korunması gerektiğini ifade ederek “Bu konuda şüphelerim var” dedi.

Cochetel, ayrıcaAB’nin Türkiye’den mülteci alması konusunun da kağıt üzerinde planlandığı şekilde işleyip işlemeyeceğinden emin değil.

AB ülkeleri ve Atina arasında Yunanistan’daki 66 bin mültecinin diğer AB ülkelerine gönderilmesini öngören bir anlaşma olduğunu hatırlatan Cochetel, “Şu ana kadar sadece 600 kişi AB ülkelerine dağıtıldı. Yunanistan’la işe yaramayan anlaşma nasıl olacak da Türkiye’yle işleyecek” diye soruyor.

5- Şimdi ne olacak?

1458313681-2046-65905-eu-turkey-family-photo

7 Mart gecesi ortaya çıkan AB – Türkiye göçmen krizi planı 18 Mart’taki AB zirvesine kadar tartışılacak.

AB üyesi ülkeler planı kendi kamuoylarına anlatıp metin üzerinde çalışacaklar.

10 gün sonra AB liderleri ve Türkiye tekrar biraraya gelerek metne son halini vermeye ve nihai imaları atmaya çalışacak.

O yüzden mevcut plan ve 10 gün sonra ortaya çıkması muhtemel anlaşma arasında ciddi farklılıkların olması da ihtimaller dahilinde. (Kaynak: BBC TÜRKÇE)

Anlaşmaya yönelik uluslararası hukuka aykırı olduğuna dair de ciddi deliller gündeme getirildi. İşte onlardan biri: Deutch Welle’nin ilgili analizi:

Mülteci anlaşması uluslararası hukuka aykırı mı?

BM, AB ve Türkiye arasındaki mülteci anlaşmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu açıklamıştı. Mülteci ve insan hakları uzmanları da aynı görüşte: Geri Kabul Anlaşması hukukla bağdaşmıyor.

Avrupa Birliği ve Türkiye’nin temsilcileri, 17-18 Mart tarihlerinde sığınmacı kriziyle ilgili olarak bir kez daha Brüksel’de bir araya gelecek ve prensipte varılan anlaşmanın ayrıntılarını ele alacak. Planın temel olarak Türkiye’nin işbirliği ile Avrupa’ya mülteci akınının durdurulmasını amaçlıyor. Türkiye’nin alacağı önlemlerin can alıcı parçasını da haziran ayında yürürlüğe girmesi hedeflenen Geri Kabul Anlaşması oluşturuyor. Birleşmiş Milletler ve hukukçular ise bu anlaşmanın uluslararası hukuku ihlal etmesinden endişeli.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad el Hüseyin geçen hafta yaptığı açıklamada, Yunanistan’dan Türkiye’ye sığınmacıların kitlesel ve keyfi geri göndermelerine ilişkin kaygıları olduğunu belirtmiş ve böyle bir durumun uluslararası hukuk kuralları ile çelişeceğini açıklamıştı.

Geri Kabul Anlaşması iltica hukukuna aykırı

Yeditepe Üniversitesi’nden Milletlerarası Özel Hukuk ve Mülteci Hukuku uzmanı Prof. Dr. Nuray Ekşi de aynı kanıda. Geri Kabul Anlaşması’na ilişkin bir kitap hazırladığına ve kitabı için yaptığı araştırmalarda da bu anlaşmanın uluslararası iltica hukukuna aykırı olduğu sonucuna vardığına işaret eden Ekşi, gönderilecek kişilerin iltica haklarının ihlal edilebileceğine dikkat çekti.

Ekşi, “Anlaşma uyarınca, Avrupa Birliği ülkeleri Türkiye’den Avrupa Birliği’ne giden yasadışı tüm kişileri Türkiye’ye geri gönderme hakkına sahip. Hatta bu kişiler Avrupa Birliği ülkelerinden birine gittiklerinde orada iltica talebinde bulunsalar bile AB üyesi devlet onları geldikleri güvenli ülke olan Türkiye’ye geri gönderecektir. Dolayısıyla iltica taleplerini kayda almayacaktır. İltica taleplerini kayda almadığı için de bu kişilerin AB üyesi ülkelerde mülteci olarak bulunmalarının önüne geçilecektir” diye konuştu.

Türkiye güvenli ülke mi?

Brüksel’de geçen hafta düzenlenen zirvede geri gönderilecek kişilere Suriyelilerin de dahil edilmesi gündeme gelmişti. Buna göre, Türkiye, iltica hakkı olmadığı gerekçesiyle geri gönderilecek her bir Suriyeli karşılığında Avrupa Birliği’ne yasal yollardan bir Suriyeli gönderecek. Anlaşmadaki bu noktanın da hukuki açıdan sıkıntılı olduğunu belirten Prof. Dr. Ekşi, ayrıca Türkiye’nin güvenli ülke statüsüne alınmasında da kuşkuları bulunduğunu ifade etti. Ekşi, “Türkiye PKK ile çatışma içinde ve bazı bölgelerde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Acaba Türkiye güvenli ülke olarak kabul edilebilecek mi, bunların Türkiye tarafından çok iyi düşünülmesi lazım. Ayrıca Türkiye’nin sınırları henüz daha güvenli bir ortama sahip değil, entegre sınır yönetimi dediğimiz sistem oluşturulmuş değil” diye sözlerini sürdürdü.

Yunanistan’dan Türkiye’ye 800 bin kadar kişinin gönderilmesinin söz konusu olduğunu söyleyen Ekşi, “Türkiye 2 milyon 700 bin Suriyeli’yi barındırıyor. Bunlar kayıt altına alınmış Suriyeliler. Bir de kayıt altına alınmamış Suriyeliler var. Onlarla beraber sayının ne kadar olduğu bilinmiyor. Şimdi bu kadar büyük bir sayıyı zaten barındırırken, yeni geleceklere maddi olarak, sosyal olarak, ekonomik olarak ve insan hakları odaklı bir yaklaşım Türkiye sergileyebilecek mi, açıkçası bundan ciddi endişe duyuluyor” dedi. Prof. Dr. Ekşi, sığınmacıların toplu halde gönderilmelerine karşı AİHM’de alınmış bir karar olduğunu da hatırlattı.

Geri kabul anlaşmasıyla Avrupa hukuku da ihlal ediliyor

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin eski hakimlerinden Rıza Türmen de kitlesel göndermelerin aynı zamandı Avrupa hukuku ile de çeliştiğini belirterek “İltica ile ilgili prosüdürel güvenceler bu planda yok. Yani hukuka göre ilticacının başvurusunu yapabilmesi lazım. Şimdi böyle Türkiye’den Yunanistan’a geçti diye toplu halde iade edilince böyle bir iltica başvurusu yapamayacak. İlticacının başvurusunun o ülkedeki yargı tarafından incelenip bir karara bağlanması lazım. Ve mahkeme karar verinceye kadar ilticacının o ülkede bulunması lazım ki mahkemeye çıksın, iltica talep ettiğini söylesin, haklarını savunsun. Şimdi bunlara imkan verilmeyecek” dedi.

Türkiye’ye güvenli ülke statüsü

Türkiye’ye güvenli bir ülke statüsü verilmesinin de Cenevre Konvansiyonu’na taraf olmasına bağlı olduğunu ifade eden Türmen, Türkiye’nin 1951 tarihli Cenevre Konvansiyonu’nu coğrafi kısıtlama ile uyguladığına, yani Batı’dan gelenleri mülteci olarak gördüğüne, Doğu’dan gelenleri ise mülteci olarak kabul etmediğine işaret etti. Türmen, “Böyle bir çekince varken, Türkiye Cenevre Sözleşmesi’ne taraf olma koşulunu ne ölçüde yerine getirmiştir. Buna da bakmak lazım” diye sözlerini sürdürdü.

İnsan hakları ihlali

Türmen’e göre İdomeni sınırından yansıyan görüntüler de insan hakları ihlali olduğuna işaret ediyor. Orada bekleyen kişilerin durumlarına teker teker bakılması gerektiğini belirten Türmen, Avrupa ülkelerinin tutumunu eleştirdi. Türmen, duvar çekmenin sorunları çözmediğini, akıllıca da olmadığını vurgulayarak “Dolayısıyla hem insan hakları bakımından hem de çıkarları bakımından AB bu insanlardan nasıl yararlanabileceğini, bu insanları nasıl entegre edebileceğini düşünmesi lazım. Ancak baktığımız zaman çok vahim kitlesel insan hakları ihlalleri cereyan ediyor, AB’nin göbeğinde” dedi. (© Deutsche Welle Türkçe, Hülya Schenk)

Etiketler: geri kabul anlaşması metni, geri kabul anlaşması resmi gazete, geri kabul anlaşması nedir, geri kabul anlaşması imzalandı, geri kabul anlaşması 2015, geri kabul anlaşması ne zaman yürürlüğe girecek, readmission agreement, geri kabul anlaşması vikipedi

Uluslararası Af Örgütü: Türkiye-AB anlaşması, insanlık adına kara bir gün

Uluslararası Af Örgütü, AB ile Türkiye’nin sığınmacı krizi üzerinden anlaşmaya varmasını ağır ifadlerle eleştirdi. Örgüt, “İnsanlık adına kara bir gün” dedi.

Yazar hakkında

mm

Agah Alptekin

Dijital Gazeteci - Blogger

Yorum yaz