Haber

IŞİD’le nasıl mücadele edilmeli? 11 Soruda IŞİD’le mücadele

isid

Paris saldırısından sonra herkesin aklındaki soru aynı: IŞİD’le nasıl mücadele etmeli? IŞİD’i yok etmek için nasıl bir harekat gerekiyor? Olası bir kara operasyonunda Türkiye’ye ne görev düşer? IŞİD’in savunması Suriye-Irak ekseniyle sınırlı kalır mı? Güvenlik analisti Metin Gürcan Al Jazeera için yazdı.

IŞİD, Suriye ve Irak’ta dünyanın 60 ülkesinden büyük bir coğrafyayı ve yaklaşık 6 milyonluk bir nüfusu kontrol eden, yıllık cirosu 5 milyar doları bulan devletimsi bir yapı. Bu haliyle pek çoğumuzun tanımladığının aksine terör örgütünden öte bir ‘şey’.

IŞİD, aynı zamanda özellikle taktik düzeyde (yani sahada) hem konvansiyonel (topçu/roket ateş desteğinde yapılan klasik zırhlı manevralar) hem de gayri nizami harp (küçük birlik harekâtı, terör ve meskun mahallerde muharebe) konularında etkin bir savaş makinası. Aynı zamanda bir ‘zihniyet-ideoloji’ ve ‘propaganda değirmeni’… Tüm bunlar da IŞİD’in bırakın yok edilmesini, onu tanımlanması bile güç bir asimetrik aktör haline getiriyor.

isid

“Ancak son dönemde özellikle Suriye’ye Rusya’nın dinamik askeri müdahalesi ile IŞİD’ın yok edilmesine yönelik bir askeri harekât olasılığı uluslararası ortamlarda daha ciddi dillendirilmeye başladı. Paris’teki saldırılar ise durumun vahametini tekrar ortaya koydu.”

Ancak son dönemde özellikle Suriye’ye Rusya’nın dinamik askeri müdahalesi ile IŞİD’ın yok edilmesine yönelik bir askeri harekât olasılığı uluslararası ortamlarda daha ciddi dillendirilmeye başladı. Paris’teki saldırılar ise durumun vahametini tekrar ortaya koydu.

IŞİD’le askeri mücadele nasıl olmalı?

IŞİD’e yönelik bir operasyonun başarıya ulaşması için üç aşama elzem. İlk adım, salt güvenliği sağlama amaçlı askeri temizleme. İkinci aşama ise hem siyasi hem de askeri boyutlu, güvenliği sağlama ve meşruiyet üretme amaçlı tutma/kontrol etme ayağı. Yeniden inşa etme olarak adlandırılabilecek son aşama ise çoğunlukla siyasi ama gerekirse askeri boyutu da olabilecek, meşruiyet üretme amaçlı bir evre olarak tanımlanabilir.

Katman katman IŞİD’le mücadele

‘Temizleme’ aşamasını gerçekleştirebilmek için sahada üç ayaklı bir savaş dizaynı şart. Bu katmanların ilkinde, harekât bölgesine sağlanacak stratejik hava desteği önem taşıyor. Bu katmanda zaten ABD ve Rusya’nın uyguladığı hava saldırıları ile özellikle IŞİD’in meskun mahallerdeki kritik komuta-kontrol tesisleri, lojistik depoları, karargahları, iletişim merkezleri hedef alınıyor.

İkinci katman, kara unsurlarına sağlanacak yakın hava desteğinden oluşuyor. Burada özellikle IŞİD’in elindeki tankların ve zırhlı muharebe araçlarının topçu/roket birliklerinin yakın hava desteği ile imha edilmesi hedefleniyor. Çünkü kara birliklerinde bunları imha edebilecek kadar yeterli donanım yok. Bu katmanda da ABD ve Rusya’ya güveniliyor.

Ve kara gücü… İşte meselenin püf noktası tam da burada. Çünkü IŞİD’in karşısına çıkıp ona tabur veya tugay düzeyinde zırhlı taarruzi harekât da icra edebilecek, tempolu bir taarruzla onu yapıştığı il/ilçe merkezlerinin içine girip söküp atabilecek bir kara gücü yok. Zira bana göre IŞİD şu anda dünyada meskun mahallerin içinde muharebe konusunda dünyanın en iyisi.

Kara operasyonunda yük Türkiye’nin üzerine kalır mı?

Peki o zaman Suriye’de kara gücü için eldeki alternatifler neler? Üç seçenekten söz edilebilir. Birincisi, Rusya’nın desteklediği Suriye ordusu ve bu gücü destekleyen yandaş para-militer güçler. İkinci olarak ABD’nin desteklediği ve ‘Suriye’nin Demokratik Güçleri’ adıyla imajı değiştirilmeye çalışılan PYD. Son olarak Türkiye’nin önerisi olan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve Türkmenlerden oluşan bir kara gücü. Ancak bu gücün, Batı’nın çok hoşlanmadığı ılımlı cihatçıları kapsaması tasarlanmıyor. Ayrıca bu güce Irak’ın kuzeyinden getirilecek Peşmergeler de katılabilir.

Rusya’nın tavrı ne olacak?

Bu üç alternatif de Paris saldırısı sonrası daha ciddi bir şekilde göz önünde. Ancak Türkiye’nin IŞİD’e karşı kara gücüne yönelik sunduğu seçenek, bu üç alternatif içindeki en zayıf opsiyon. Ayrıca Türkiye’nin PYD konusundaki tavrı meseleyi daha da karmaşıklaştırıyor. Son dönemde Suriye sahasında her şekilde “Ben de varım” diyen Rusya’nın da amacı, bu durumdan istifade etmek.

Rusya, Türkiye’nin sert açıklamalarla kabul etmeyeceğini belirttiği “Fırat’ın batısına geçme” konusunda PYD’yi cesaretlendiriyor. Bununla hem ABD’nin bölgedeki oyununu bozmaya hem de Türkiye ile PYD’yi karşı karşıya getirmeye çalışıyor.

IŞİD operasyonunda yük kimin üzerinde kalacak?

Peki acaba bu kara operasyonunda ağır yük kimin üzerine kalacak? Böyle bir operasyonda sahada kim/kimler olur? Özellikle Paris saldırısından sonra uluslararası bir gücün oluşturulması ihtimali doğabilir mi? Yoksa Türkiye’nin PYD’ye yönelik tavrı öne sürülerek Türkiye’nin sahaya inmesi talep edilebilir mi? Kanımca bu sorunun yanıtı, evet.

Peki Türkiye böyle bir talebe nasıl yanıt verir? Ankara’nın açıklamalarından edindiğim izlenim, amacı ve kapsamı ne olursa olsun Suriye’nin içine yapılacak bir kara harekâtı konusunda isteksiz olduğu yönünde.

IŞİD kendini nasıl savunur?

IŞİD’e yönelik askeri hazırlığın IŞİD içinde savunma dizaynının nasıl olacağı konusunda farklı iki yaklaşımın doğmasına neden olduğu görülüyor. IŞİD içindeki ‘yerelcilerin’ savunduğu yaklaşımlardan ilki, Rakka ve Musul içinde/civarında kuvvet çoğunluğunu toplayıp bu bölgeyi sonuna kadar savunmak. Bu yaklaşım, özellikle örgütteki Arap milliyetçileri ve eski Baasçı kadrolar tarafından benimseniyor.

 

“IŞİD’e yönelik olası bir kara operasyonunda Türkiye’nin sahaya inmesi talep edilebilir. İzlenimim, Ankara’nın amacı ve kapsamı ne olursa olsun Suriye’nin içine yapılacak bir kara harekatına isteksiz olduğu yönünde.

Diğer yaklaşım ise Rakka ile Musul’a konstantre olmanın stratejik bir hata olduğuna dikkat çekiyor. IŞİD içinde çoğunluğu yabancı savaşçılardan oluşan ‘küreselcilerin’ savunduğu bu yaklaşıma göre, yutulmamak ve ezilmemek için cepheyi genişletmek lazım. Bunun için de savaşı bölgesele hatta küresele yaymak temel amaç olmalı. İşte 13 Kasım Paris saldırısını bu yaklaşımın bir sonucu olarak görmek mümkün.

IŞİD nasıl hareket ediyor? Emri nereden alıyor?

Şimdi temel soru şu: Paris’te bu saldırıları gerçekleştiren hücre acaba doğrudan IŞİD’in siyasi merkezi konumunda olan Rakka-Musul’un emriyle mi yoksa kendi inisiyatifiyle mi hareket etti? Bu sorunun cevabı, örgüt içinde küreselci yaklaşımın ağırlığını ve gelecekte Suriye-Irak dışında tüm yerkürede yeni saldırılar olup olmayacağını anlamamızı sağlayacak.

Paris saldırısında seçilen hedefler, düşük maliyet ve risk, saldırının şekli ve en önemlisi saldırının uluslararası kamuoyunda yarattığı şok etkisi gibi kriterler ışığında önümüzdeki günlerde IŞİD içinde küreselci yaklaşımın ağır basacağını öngörmek güç değil.

IŞİD’le mücadelenin maliyeti ne olacak?

Bizler IŞİD’i askeri bir harekâtla önce kafeslemenin, sonra kontrol ettiği merkezlerden çıkarmanın, ardından da buraları yeniden inşa etmenin yollarını tartışırken, onlar bize bunun yüksek maliyetli bir şey olacağını göstermeye çalışacak. Burada da savaşı Suriye-Irak dışına taşıyarak savaşın sadece askeri değil, sosyal-siyasi maliyetlerinin de ne kadar yüksek olabileceğini hedef ülke kamuoylarına dayatmaya çalışacak.

Bu da ne yazık ki çok kirli, sivilleri de içine alan asimetrik bir savaşın eşiğinde olduğumuz tezini güçlendiriyor.

Fransa Devlet Başkanı François Hollande’ın ‘savaş’ kelimesini telaffuz etmesinden ve 15 Kasım’da Fransız savaş uçaklarının Rakka’ya yönelik yoğun hava bombardımanından anlıyoruz ki Fransa bu saldırının bedelini Suriye’de daha fazla güç ve yıkımla ödetmeye çalışacak. Fransa’nın keseceği bu faturanın Suriye’de IŞİD’in askeri yeteneklerini ne kadar zayıflatacağını göreceğiz.

Diğer yandan bu saldırı sonrası Avrupa’da artması kuvvetle muhtemel olan aşırı sağ ve ırkçı dip dalgalar, ayırım gözetmeksizin Müslümanlara ve göçmen-sığınmacılara yönelik şiddeti ve ayrımcılığı artıracaktır. Bu ortam da savaşı Suriye-Irak dışına taşıyarak cephe genişletmek isteyen IŞİD’in Avrupa’daki müteakip eylemleri için çok uygun bir ‘habitat’ imkanı sağlar.

Paris saldırısının gösterdikleri neler?

Paris saldırısı bize gösterdi ki Türkiye’nin IŞİD’le mücadelesi ve Suriye’ye olası askeri müdahalesi konusunda siyasi direktif, amaç ve harekâtın kapsamı çok net belirlenmeli, her yönüyle analiz edilmeli ve çok ciddi bir risk analizi yapılmalı. IŞİD’in Paris saldırısı, nasıl bir ‘şey’le ve her yerde karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha gösterdi.

Kaynak: Al Jazeera: http://www.aljazeera.com.tr/gorus/paris-saldirisi-ve-iside-yonelik-kara-operasyonu

Etiketler: ışidle mücadele, ışid vikipedi, işid kimdir, ışid nedir, suriye ışid savaşı, suriyede son durum, işid suriye son durum, suriye işid vahşeti,

Yazar hakkında

mm

Metin Gürcan

Güvenlik Analisti - Al-Monitor Yazarı [Metin Gürcan, 1998-2014 yılları arası TSK’nın değişik birimlerinde çalıştı. Güneydoğu Anadolu bölgesi, Irak, Afganistan, Kazakistan ve Kırgızistan’da görev yaptı. Özel Kuvvetler bünyesinde yetişen Gürcan, 2008-2010 arası ABD Deniz Kuvvetleri Enstitüsü’nde ‘Bölgesel Kürt Yönetimi ile Bağdat merkezi yönetimi arasındaki çevre-merkez ilişkisi’ adlı teziyle Güvenlik Çalışmaları alanında master derecesi aldı. Ocak 2015'te kendi isteğiyle emekli oldu. Şu anda Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü'nde TSK’nın kurumsal dönüşüm kapasite ve isteği konusunda doktora tezini yazan Gürcan'ın Turkish Studies, Small Wars Journal, Dynamics of Asymmetric Conflict, Perceptions gibi uluslararası ve ulusal hakemli dergilerde çatışmanın değişen doğası, terörizm, ayaklanma ve ayaklanmaya karşı koyma, sivil asker ilişkileri, dış politika ve askeri strateji konularında yayımlanan pek çok akademik makalesi bulunuyor.]

Yorum yaz