Haber

11 maddede Türkiye’de emeklilik: Düşük maaşlar, mağduriyetler ve daha fazlası

Karınlarını doyuramayacak maaşlara layık görülüyorlar. Mağduriyetleri düşük zamlarla içinden çıkılmaz hâle geliyor. Büyük umutlarla emekliliğe adım atanlar, bağlanan ‘harçlık’ gibi  aylıklarla şoke oluyor.

Yükselen emeklilik mağduriyetleri

.O. 26 seneden fazla bilfiil çalıştıktan sonra emekli olan bir aile babası. Esnaf, çiftçi ve sigortalı olarak ekmeğini kazandıktan sonra bağlanan ilk maaşı 547 lira oldu. Evet, yanlış okumadınız, tam 547 Türk Lirası! Bağ-Kur ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) asgari ücretten 9 bin 600 günden fazla prim ödeyen M.O., maaşını öğrenince önce bir hata olduğunu düşünmüş. İtiraz etmiş. Bir kez daha hesaplanmış. Ancak sonuç değişmemiş. Bir emekli derneğini arayarak bir daha incelenmesi için evraklarını gönderen M.O.’ya bu tarafsız gözün de cevabı aynı olmuş. M.O., mağduriyetini aslında kimliğini gizlemeden anlatacaktı. Bu amaçla, yaşadığı ile giderek onu dinledik. Günlük hayatın içinde fotoğraflarını çektik. Ancak bu dosya yayına hazırlanırken M.O.’nun oğlu mahcup bir üslupla aradı. Hükümetin baskıcı tutumuna dikkat çekti. Çekindikleri için kimliklerinin gizlenmesini istedi. Biz de talebi Türkiye’nin içinde bulunduğu olağanüstü şartları dikkate alarak yerine getirdik.

Türkiye'de emeklilik: Düşük maaşlar, mağduriyetler

Düşük emeklilik maaşları

Bugünlerde ‘harçlık’ denecek seviyede maaş bağlanan yüz binlerce kaderdaşı gibi M.O. da AK Parti’nin 2008’de çıkardığı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun kurbanı. O günlerde ‘sosyal güvenlik reformu’ olarak lanse edilen yasa çıkmasaydı bugün en düşük emekli maaşı 1250 lira civarında olacaktı. Kanunla maaş bağlama oranı ve refah payı her yıl daha da alt seviyelere çekildiği için bağlanan maaşlar giderek azalacak. Sosyal Güvenlik Müşaviri Ali Tezel’e göre, eğer müdahale edilmezse taban maaşlar 380 lira seviyelerine kadar düşecek. Bu durum, hesaplama yönteminden kaynaklanıyor. Hesaplama, 1999 öncesi, 2000-2008 arası ve 2008 sonrası için kanun koyucunun getirdiği kriterlere göre yapılıyor. 1999 ve 2008’de çıkarılan kanunlarla emekli aylığı bağlama oranları düşürüldü. 5510 sayılı kanunla, geçmiş yıl kazançlarının güncellenmesinde ülke büyüme oranı kullanımı daha önce yüzde 100 olarak alınırken bu oran yüzde 30’a çekildi. Bu durum adaletsizlikleri beraberinde getirdi. Neticede asgari ücretten prim ödeyenlerin alacakları emekli maaşı her yıl için 2-3 lira düşüyor. Ayrıca yürürlükteki kanun ile bağlanan maaşlara bir alt sınır uygulanmıyor. Bağlanan maaşların yaklaşık yüzde 80’inin asgari ücret seviyesinden olduğunu belirtmek gerekiyor. Asgari ücretin 3 katına kadar maaş üzerinden prim ödeyenlerin maaşlarında da bir ilerleme olmuyor.

1458158254-3846-24

Yasalar emekli aleyhine çıkıyor

1999’dan bu yana çıkarılan her yasa, çalışanın ve emeklinin aleyhine sonuç verdi. Türkiye’nin dört bir yanında her yıl yüz binlerce yeni emekli ilk maaşlarını alınca hayal kırıklığı yaşıyor. İşte örnekler: Zühre Genç, uzun seneler devlete ait sağlık ocağı ve hastanelere hizmet veren bir taşeron şirkette temizlik işçisi olarak çalışmış. 1981’de sigorta girişi olan Genç, hastalık riski altında görev yapmış. Hatta zaman zaman kendisine hastalara lavman bile yaptırılmış. Yüksek tansiyon hastası olan, aynı şartlarda çalışmaya sağlığı el vermeyen Genç, 9 bin lira kredi alarak doğum borçlanmasıyla 5 bin 60 günü tamamlayıp emekli olmuş. Bir devlet hastanesine hizmet veren temizlik şirketinde 2004’ten bu yana çalışmasına rağmen taşerondan kıdem tazminatını alamamış. Maaşının ne olacağını merakla bekleyen Genç, 784 lira maaş alınca şoke olmuş. Evi kira olan Genç’in yaklaşık bir senelik emekli maaşı, aldığı krediye gidecek. Genç, “Devlete bağlı hastanenin sözleşme yaptığı taşeron şirket kıdemimizi ödemedi. Hastanenin tazminatımızı ödemesini bekliyoruz. Taşeronla anlaşma yapan devlet kurumu bunu düşünmeliydi.” diyor.

1458158254-8098-241968 doğumlu bir bayan olan M.E.’nin hikâyesi de benzer. 1988’den itibaren SGK’ya asgari ücretten prim ödeyen M.A.’ya 723 lira maaş bağlanmış. E.C. ise 1962 doğumlu. 5 bin 264 prim günü ile emekli olmuş. Eline geçen maaş 780 lira. SGK’lılar gibi Bağ-Kur’lular da mağdur. 2010’da Çiftçi Bağ-Kur’una 25 sene prim yatırarak emekli olan Y.K. 810 lira maaş alıyor. 1984’te Bağ-Kur’lu olarak prim yatırmaya başlayan Y.A., 2014’te 10 bin 147 gün prim ödeyerek emekli olmuş. Yedek subaylık günlerini de borçlanmış. Sonuçta aldığı maaş 1178 lira. Hayal kırıklığına uğrayan emekli, hakkını yargıda arayacağını söylüyor.

Emekliler yük mü?

Türkiye’yi yönetenlerin cevap vermesi icap eden sual şu: Emeklileri milletin üzerinde bir yük olarak mı göreceğiz yoksa onların mutluluğu milletin mutluluğu deyip önceliklerimizi belirleyip buna göre mi politika üreteceğiz?

Yeni emekli maaşları umut vermezken mevcut emeklilerin maaşları da oldukça düşük. Kasım 2014 itibarıyla emeklilerin ortalama maaşı kurumlarına göre yaklaşık olarak şöyle: SGK  (4/a): 1076 lira, Emekli Sandığı (4c): 1210, Bağ-Kur: 770 lira.

Gülünç emekli zamları

YETİME 6 LİRA 99 KURUŞ ZAM!

Emekliler, 2015 başında verilen yüzde 2’lik zamla âdeta şoke oldu. Hükümet ‘Yeni Türkiye’ propagandası yaparken 2015 başında emeklilere yapılan zam bu algıyı tuzla buz etti. Yolsuzluk iddialarını ve ekonomideki kötü gidişi örtmeye çalışan, hükümetin bu kararı yoğun tepki doğurdu. Kahvehanede, seyahatlerde, sohbet imkânı olan her yerde en fazla konuşulan konulardan biri emekli maaşlarındaki artış. Öyle bir artıştı ki bu; 300 lira maaş alan yetime 6 lira 99 kuruş, 400 lira maaş alan dula 9 lira 64 kuruş, 800 lira maaş alan emekliye 18 lira 64 kuruş, 1000 lira maaş alan emekliye 23 lira 30 kuruş…

Sadaka kabul etmiyoruz!

İşçi ve Memur Emeklileri (İMBED) Derneği Genel Başkanı Hamdi Öz, düşük zamma karşı ilginç bir protesto gerçekleştirdi. Bir arkadaşıyla birlikte, emekli maaşlarına aldıkları artış miktarına eşit olan 236 adet 25 kuruşu Başbakanlığa göndermek istedi. PTT gönderiyi kabul etmeyince iki kafadar emekli, bir kargo şirketi aracılığıyla ‘sadaka kabul etmiyoruz’ diyerek zammı iade etti. Başbakanlık Özel Kalemi ise bu protesto karşısında çareyi bozuk paraları geri göndermekte buldu.

Maaşlar açlık sınırının altında

Emekli derneklerinin başkanları ve emekliler çok dertli. Açlık sınırının altındaki maaşlarına rağmen kira veren, faturalarını ödeyen emekliler, iş bulamayan çocuklarına, hatta torunlarına yetmeye çalışıyor. Resmî olarak tekrar işe girdiklerinde kesilen destek primi sebebiyle seyyar satıcılık, boyacılık, tamirat işleri gibi gayriresmî şekilde çalışmayı tercih ediyorlar. Emeklileri en fazla halk ekmek kuyruğunda, akşam pazarında, hatta ne acı ki pazar artıklarını toplarken görebiliyorsunuz. Dilendiklerini  yazmaya ise insanın eli varmıyor. Emeklilerin içinde bulunduğu durum onları intihara kadar sürüklüyor. Geçen günlerde Bursa’da aldığı dairenin taksitlerini ödemekte zorlanan 50 yaşındaki işçi emeklisi Tuncer Göksu, kendini merdiven boşluğuna asarak hayatına son verdi.  Göksu’nun üniversitede okuyan iki çocuğu bulunuyordu.

Müslümanlıkta emeklilik var mı?

1458158254-4777-24İMBED Başkanı Hamdi Öz, İETT emeklisi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bu kurumda beraber çalışmışlar. Seneler sonra bir sendikanın düzenlediği panele, dönemin Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olan Erdoğan ile birlikte konuşmacı olarak katılmışlar. Burada ikili arasında Erdoğan’ın emekliye bakışı mevzuunda ipucu veren bir diyalog geçmiş. Hamdi Öz’den dinleyelim: “Bana ‘Hamdi abi seni hatırlıyorum’ dedi. ‘Tabii hatırlarsın, aynı karavanadan yemek yedik’ dedim. Bana ‘Gel çay içelim’ dedi. ‘Genç yaşta il başkanısın, gelecekte milletvekili ve başbakansın’ dedim. ‘Abi ağzından bal akıyor’ dedi. ‘Emekliler için ne düşünüyorsun?’ dedim. O da sağ, ben de sağım. ‘Hamdi abi, elhamdülillah Müslümanız, Müslümanlıkta emeklilik var mı?’ dedi.  Tayyip Bey’in kafasındaki emeklilik bu. Yoksul vatandaş devlete muhtaç olsun. Devletin verdiği yardımla geçinsin, bana sadık kalsın. Bunu da oluşturdular.”

Öz, emeklilerin maaşını giderek eriten 2008’deki Sosyal Güvenlik Reformu gündeme gelince dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu’yla görüşmüş. Öz, görüşmede yasanın çıkması hâlinde yeni bağlanan emekli maaşlarının düşeceği ve sosyal sonuçlarının baş ağrıtacağı uyarısında bulunduğunu söylüyor.

Hamdi Öz, 1999’da çıkarılan 4447 sayılı yasada emekliler için hak kaybına yol açan hükümler olduğu için intibak yasası çıkarılması için faaliyete geçmiş. 2008’deki kanunda emeklilerin aleyhine düzenlemelerin daha ileri boyuta ulaşması üzerine dava açmış. Bu davada, çıkarılan yasa ile anayasanın eşitliği düzenleyen 10 ve 11. maddelerinin ihlal edildiğini öne sürmüşler. Mahkeme, davayı Anayasa Mahkemesi’ne sevk etmiş. Yüksek mahkeme, davayı gönderen mahkemeyi yetkisiz kılmış. Dava bir neticeye ulaşamamış.

2012 İntibak Yasası

Yürürlüğe giren 5510 sayılı mevcut kanun, özünde sosyal güvenlik kurumlarını tek çatı altında toplamayı ve eşitsizlikleri gidermeyi amaçlıyordu. Fakat uygulamada öyle olmadı. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kalksa da 4a, 4b, 4c kanun maddelerine göre işlem gören bu kurumların mensupları arasında adaletsizlikler sürdü. Hatta daha da fazlalaştı. Bunun üzerine kamuoyu baskısıyla 2012’de İntibak Yasası çıkarıldı. Bu sefer de 5 bin 239 gün prim ödemesi olana zam verilmedi. 5 bin 240 günü olan 10 lira zam aldı. 31 Aralık 1999’da emekli olana zam verildi. 1 gün sonra emekli olan zamdan mahrum kaldı. İntibak Yasası maaşlar arasında hatırı sayılır yeni fark oluşmasına yol açtı. Yani kelimenin tam manasıyla kaş yapayım derken göz çıkarıldı.

1458158258-1414-24

EMEKLİNİN UMUDU OLAN DAVA

İşte bu İntibak Yasası’na karşı Hamdi Öz de bir emekli olarak ferdî dava açtı. Ankara 8. İş Mahkemesi’nde 2013’te açılan ve emeklilerin umudu hâline gelen davada 7. duruşma 28 Nisan 2014’te yapılacak. Öz, duruşma salonunda bayan hâkime şöyle çıkışmış: “Herkesin maaşı adaletli olsun, en düşük emekli maaşı 1250 lira olsun diye 77 yaşımda gece İstanbul’dan otobüse binip geliyorum. Duruşma bitince gerisin geri dönüyorum. Bakın efendim, ben bu davayı kazansam ayda bana 100 lira fark verseniz ne yazar! Geleceğe karşı siz de sorumlusunuz. İnsanlar perişan, haklarını arayamıyor. Bir dava açmak 600 lira oldu şimdi.”

Merkezi Ankara’da olan Aktif Emekliler Derneği’nin başkanı İbrahim Sönmez, emekliye verilen düşük maaşların tamamen bir siyasi tercihin eseri olduğu görüşünde. Tercih hâlinde emeklinin durumunun iyileşeceğini belirten Sönmez, asgari ücretin altında emekli maaşı vermenin zül olduğunu savunuyor. Kırıkkale’den bir emeklinin yardım derneğini arayarak çok kötü durumda olan evinin onarımı için yardım istediğini söyleyen Sönmez, “Emeklilerin tek sosyal aktivitesi 65 yaş kartı ile belediye otobüslerine binip seyahat etmek. Bazı belediyelerin yetersiz imkânları dışında devlet eliyle sistemli hiçbir sosyal ve kültürel hizmet sunulmuyor. Bu kış emekli için çok çetin geçti. Zamlı elektrik, doğalgaz ve su faturalarını birçok arkadaşımız ödeyemedi. Artan ilaç ve muayene katkı payları maaştan kesildiği için emekli takip edemiyor.” diyor.

Pazar artıkları toplayan emekliler var

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Bakırköy Şube Başkanı Osman Şakır, asgari ücret seviyesinden prim ödeyen üyelerinin 690-760 lira maaşlarla emekli olduğunu söylüyor. Asgari ücretten emekli olanların çok yaygın olduğunu belirten Şakır, hükümetten yeni düzenleme istiyor. Emekliye verilen yüzde 2’lik zammı yeterli bulmayan Şakır, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden emekli ve 1200 lira maaş aldığını söylüyor. Üyeleri için ‘Allah yardımcıları olsun’ diyen Şakır, şu tespitlerde bulunuyor: “Pazar artıkları toplayan emekliler var. Çalışan emeklilerimiz vardı, Suriyeliler sebebiyle işlerinden olmaya başladılar. Onurlu bir şekilde geçinebilecek, yaşayabilecek bir maaş talep ediyoruz, başka bir şey istemiyoruz.”

Kesintiler zamları kesiyor

Şakır’ın üyeleri adına seslendirdiği diğer bir şikâyet de sağlık hizmetlerinden. Ona göre ilaç ve tedavi için emekliden alınan katkı payları giderek artıyor. “Derin bir nefes al, ver; maaşından 15 lira kesilsin!” diyen Osman Şakır, hastane muayenesinde 5 lira, 3 ilaca kadar reçetelerde 3 lira, 3 ilaçtan sonra birer lira, ilaç bedelinin yüzde 10’u gibi, eczane okuma parası gibi kesintilerin maaştan yapılmasından yakınıyor. Ayrıca raporu olan emekli hastalara yazılan ilaçlar için dahi ‘listede yok’ denilerek katılım kesiliyor. Şakır’a göre emekliler, bu kesintiler sebebiyle hem zammı maaşında göremiyor hem de maaşını tam olarak bilemiyor. Şakır, emeklinin, kesintilerini öğrenmek için SGK’ya gitmesi ya da e-devlet şifresiyle sisteme girip incelemesinin zor olduğunu belirtiyor. Sağlık kurumlarında emekliye gösterilen tavırdan da şikâyetçi olan Şakır, “Doktorla iyi geçinirsen insanca muamele görürsün, gariban işi olursa kapı arkasında beklersin.” diyor.

1458158258-8393-24Türkiye Emekliler Derneği’nin sahadaki isimlerinden biri de Beşiktaş Şube Başkanı Ayten Hekim. Oldukça sosyal ve yardımsever bir emekli olan Hekim, 6 bin üyesi olan şubenin ‘Ayten Abla’sı. Ölen hak sahibinden geride kalan eş ve çocuklarına verilen maaşların çok düşük olduğunun altını çiziyor. Yetimler, hak sahibinin maaşının 4’te birini alıyor. Bu durumda dul ve yetimlerin maaşlarına gelen son zam 2-3 lira olmuş. Hekim, 300 kişiye kömür dağıtımını organize ediyor. Bu emeklilerin doğalgaz tesisatı ve kombi için imkânı olmadığını belirtiyor. Hekim, evinde doğalgaz olduğu hâlde bazı emeklilerin de kömür yaktığını gözlemlemiş. Ayten Hekim’in diğer bir tespiti de emeklilerin çocuk ve torunlarının iş bulamaması. Durum böyle olunca tüm ev halkı bir emeklinin maaşına kalıyor. Üyeleri için koşturan Hekim, emekli olduğunda kıdem tazminatıyla küçük de olsa bir apartman dairesi almış. Aynı dönemde arkadaşları kıdem tazminatlarını yatırıp ‘süper emeklilik’ olarak anılan uygulamadan yararlanarak emekli olmuşlar. Hekim, süper emeklilerin bugün kendisinden sadece 150 lira civarında fazla maaş aldıklarını ancak bazılarının kirada kaldıklarını anlatıyor. Kıdem tazminatında hak kaybının ileride çok büyük mağduriyetlere sebep olacağı uyarısında bulunuyor.

Devlet emekliye sosyal fırsatlar tanımıyor

Türkiye Emekliler Derneği’nin Balıkesir Erdek’te bir yazlık dinlenme tesisi, Ankara Kızılay’da bir misafirhanesi bulunuyor. Ayten Hekim de üyelerini bu imkânlardan faydalandırıyor. Devletin emekliye bu tür sosyal fırsatlar sağlamayı hiç düşünmemesini ise eleştiriyor.

Peki, emekliler bu kadar düşük gelirle günlük hayatlarını nasıl devam ettiriyorlar? Anlatıyor Ayten Hekim: “Çalışmak istiyorlar ama iş bulamıyorlar. Bulaşık yıkıyorlar, badana yapıyorlar, tamirat yapıyorlar. Geçen günlerde İstanbul Arnavutköy’de oturan bir emekli geldi. Yazdırdığı ilaçları alacak parası yoktu. Nasıl ağlıyor görseniz. Almak istemedi ama borç veriyorum diyerek ona yardım ettim. İlaçlardaki katkı paylarının artması emekliyi üzüyor. Maaşlarından direkt kesilince zam aldıklarını anlamıyorlar. Mali durumunun kötü olduğunu bildiğim diğer bir emekli bayan beni evine davet etti. Gittim, ikram tabağında 3 bisküvi, bayat ekmek ve köyden geldiği belli olan peynir vardı. Ama yaptığı ikramdan dolayı da rahatsızlığı tüm hâl ve hareketlerine yansıyordu. Yanımdaki alışveriş torbasından ekmeği ve birkaç şeyi ‘birlikte yemek için almıştım’ diyerek çıkardım. Önce ‘olur mu canım’ gibisinden laflar etti. Israrım üzerine gözleri parladı. Evime dönerken ‘benim komşum muhtaç, ben nasıl bir insanım’ diye hayıflandım.”

SİSTEM MAĞDUR ÜRETİYOR

Türkiye’deki sosyal güvenlik uygulamaları farklı mağduriyetlere de yol açıyor. Üsküdar Belediyesi’nden emekli olan 1243 kişi, yaptıkları mesailer maaşlarına dâhil edilmesine rağmen primleri ödenmediği için büyük bir mağduriyet yaşıyor. 1984’te kurulan, o günlerde Ümraniye’den Ataşehir’e kadar hizmet veren Üsküdar Belediyesi’nin emektarlarının maaşları, bugün başka belediyelerden emekli olan meslektaşlarına göre 700 liraya kadar varan miktarda daha düşük. Ertan Yalçınkaya’nın liderlik etmesiyle bir araya gelen mağdurlar, Örnek Mahallesi’nde bir ofiste toplanarak 3 senedir haklarını geri almak için gayret sarf ediyor.

1458158259-4893-24

Ertan Yalçınkaya, süreci şöyle anlatıyor: “Maaşlarımızın düşük kaldığını görünce 20 Aralık 2012’de Başbakanlık Çalışma Ofisi’ne şikâyet dilekçesi verdik. 7 ay sonra Üsküdar SGK’ya geldi. Şikâyetçilerin sayısı 164’e yükseldi. SGK müfettişlerinin hesaplaması sonucu Üsküdar Belediyesi’nin 24 milyon lira yatırması gerektiği ortaya çıktı. Belediye, bize ayrı bordro ile verdiği mesailerin erzak, elbise ve yol yardımı olduğu yalanıyla itiraz etti. Oysa Marmara Belediyeler Birliği ile yaptığımız toplu iş sözleşmelerine bakıldığında bu hakların zaten verildiği görülüyor. Eğer bu vaka bir muhalif parti belediyesinde olsaydı soruşturmaya yol açardı. AK Partili belediye olunca korunuyor. Bu arada hak arayan 15 arkadaşımız vefat etti. Hakları ahirete kaldı.”

Mağdurlardan Ahmet Savut, emekli olduktan sonra Alzheimer hastalığına yakalanmış. Güçlükle yürüyor ve konuşuyor. Yurtdışından emekli olan babasının verdiği evde kalan Savut, politikacıların emeklileri bir hiç olarak gördüğünü, kendilerini devlet dairelerinde işe yaramayan posa gibi hissettiklerini belirtiyor.

EMEKLİ KREDİ VE KREDİ KARTI SARMALINDA

1458158262-1038-24Haklarını tam alamayan emeklilerin en büyük sıkıntılarından biri de kredi ve kredi kartı borçları. Satılmış Sarıkaya, emekliler arasında çok yaygın olan kredi ve kredi kartı kullananlardan. Düşük maaşıyla bir de taksit ödüyor. Sarıkaya, “Açlık sınırı ve yoksulluk sınırı açıklanıyor. Bir de bizim aldığımız maaşlara bakın. Bunların altındayız biz. Hepimiz ilaç ve muayene kesintilerinden şikâyetçiyiz. Devletin bize sosyal imkânlar sağlaması lazım. Ama biz ancak maaşımızı düşünüyoruz. İhtiyaç kredisi çektim. Maaşın kredili limitini bitirdim. Borç içinde bir hayat sürdürmeye çalışıyoruz. Emeklilerin psikolojisi tüm hayatına yansıyor. Memleketime gidemiyorum. Uçak imkânları arttı deniyor. Marta kadar uçak ucuz. Sonra neredeyse emekli maaşını alıp götürüyor. Memleketi uzak olanlar bile otobüsü tercih etmek zorunda kalıyor.”

ATM cihazı önünde maaşını çekmek için sıra beklerken konuştuğumuz Hikmet Karaman da emeklilikten sonra resmî olarak çalışanlardan. 1300 lira maaş alan ve 550 lira kira ödeyen Karaman, maaşının doğalgaz, elektrik, su ve telefona yetmediği için çalıştığını belirtiyor. Karaman, emekli olarak çalıştığı için 310 lira civarında destek primi ödediğini de söylüyor.

Emekli derneklerine uğrayan bazı vatandaşların derdi, haberi olmadan SGK aracılığıyla dernekler için maaşlarından yapılan kesintiler. Yılda 18 lira kesildiğini öğrenen ve devam etmesini istemeyen emekliler derneklere başvuruyor. Yaşar Yüksel, bu emeklilerden. 25 sene inşaatlarda çalışarak 2006’da emekli olduğunu, ağır şeker hastalığı bulunduğunu söyleyen Yüksel, maaşından kesinti yapıldığını 9 sene sonra fark etmiş. Raporla aldığı ilaçlara dahi zor para yetiştirdiğini söyleyen Yüksel, SGK’nın bu paraları kesmesine de bir mana veremediğini söylüyor.

SGK KÖMÜR TÜCCARINA TAHSİLATÇILIK YAPIYOR

1458158263-1434-24SGK’nın dernekler adına maaşlardan yaptığı kesinti bazı emeklilerin uzun senelerdir şikâyetçi olduğu bir durum. İşçi ve Memur Emeklileri Derneği Başkanı Hamdi Öz, konuyu yargıya taşıyarak Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’ndan SGK aracılığıyla makbuzsuz üyelik aidatı kesilemeyeceğine dair karar çıkartmış. Öz’ün iddiasına göre içinde meslek odaları başkanlarından 4, devletin atadığı 10 kişi olan SGK Yönetim Kurulu’nun maaşlardan üyelik aidatı ve kömür taksiti kesmek gibi bir yetkisi yok. SGK’ya maaşlardan kesinti yapmaması için ihtarname çeken Öz, yargı kararına rağmen dikkate alınmamış. Öz, bir cenazede karşılaştığı SGK Yönetim Kurulu üyesine 2 yılda kömür tüccarları için emeklinin maaşından 95 milyon lira tahsil ettiklerini hatırlatmış ve sormuş:  “Tüccar, tahsilatı taşerona yaptırsa komisyon verecek, siz mi alıyorsunuz, kurum mu?” Karşılığında “Ağır oldu.” cevabını almış.

1458158265-7316-24İşçi ve Memur Emeklileri Derneği’nin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na kömürle ilgili yaptıkları suç duyurusu sonucu, savcılık yetkisizlik kararı vererek dosyayı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu’na göndermiş. Teftiş Kurulu incelemesinde, yılda tonu 100 dolara mal olan 200 bin ton kömürün emekliye 350 dolardan satıldığı ortaya çıkmış.

Kısacası, emekliye gelen vuruyor, giden vuruyor; borç içinde yüzen emekli ise faturaları ve kirayı düşünmekten hakkını aramaya fırsat bulamıyor. Bu devran da böyle sürüp gidiyor!

1458158266-6341-24

EMEKLİ MAAŞINI ARTIRMA YÖNTEMLERİ

SGK’ya brüt 3 bin 500 liranın üzerinden prim ödenecek bir işte çalışın. Eğer böyle olursa emekli maaşınız artacaktır  Hakkınız varsa askerlik, doğum, yurtdışı gibi hizmet borçlanması yapın. Özellikle aylık bağlama oranının yüksek olduğu 1990-2000 arası için hizmet borçlanması, bağlanacak maaşı artırır  İkinci iş sigortası yaptırın. Kısa zamanlı bile olsa ikinci iş için ödenen prim, toplam matrahınızı ve dolayısıyla emekli maaşınızı artırır  Özellikle 2000’den önce çalışma hayatına giren Bağkur’luların emeklilik aylıkları, SSK’ya geçmeleri hâlinde yüzde 10-15 daha yüksek bağlanır  Sigortasız ya da ücretiniz SGK’ya düşük bildirilerek çalıştırıldıysanız emekli maaşını yükseltebilirsiniz. İşten ayrıldıktan sonra 5 sene içinde işvereni SGK’ya şikâyet edip ardından hizmet ve ücret tespit davası açabilirsiniz

1458158266-3267-24

Hikmet Karaman emeklilikte de çalışıyor

Gürhan Savgı, 24 Mart 2015, Aksiyon

Yazar hakkında

mm

Gürhan Savgı

Ödüllü Çevre Gazetecisi -

Yorum yaz