Haber

Bursa’daki işçi eylemleri: Renault eylemleri tarihini anlamanız için 11 not

Bursa’daki işçi eylemleri: Renault eylemleri tarihini anlamanız için 11 not… İşte Nokta Dergisi’nden Maaz İbrahimoğlu’nun detaylı çalışması…

Etiketler: reno işçi eylemi son dakika, renault işçi çıkardı, bursada eylem son dakika, renault son dakika, diriliş tofaş, renault işçileri, metal işçileri birliği

Sıradışı bir işçi isyanının anatomisi

2013 yılı Mayıs ayındaki Gezi Parkı direnişi, Türkiye açısından sıradışıydı. Lidersiz kitlelerin tüm ezberleri bozduğu günlerin sonucunda zafer, Gezi Parkı’ndaki bir avuç “çapulcu”nun oldu. Gezi gençliği o parka o AVM’yi yaptırmadı.

2 Haziran 2015 Salı

1459072375-3116-Untitled-11-300x137

İki yıl sonra, 2015’in Mayıs ayında bu kez sıradışı bir işçi direnişi yaşadı Türkiye. ‘Bu grevde her birey kendi lideri’ sloganıyla işçiler; Türk Metal Sendikası, patron, medya ve devleti karşılarına alarak direnişe geçti. Zafer yine kendiliğinden direnen bu kitlenin oldu. Renault işçileri, Türk Metal’i Bursa’ya gömdüler ve tarihe geçecek “7 numaralı madde”yi patron katına kabul ettirdiler.

1459072377-9181-12

39 YIL ÖNCE BAŞLAYAN HİKAYE…

30 Haziran 1976’da, yani bundan 39 yıl önce Türk Metal’in dağıttığı bildiriyi almayan Bursa TOFAŞ işçisi Muammer Çetinbaş vurularak öldürüldü. Öldürülen işçi Maden-İş üyesidi. İşçi vurarak başlanan sürecin sonunda Türk Metal, Bursa’ya ve metal iş kolunun olduğu her yeri ele geçirdi.

1459072383-9152-dgm-profilo-direnisi

O yıllarda Bursa’da sendikalar arasında büyük bir yetki çatışması patlak verdi. DİSK’e bağlı Maden-İş, Bursa’daki otomotiv işletmelerinin tamamında yetkiliydi. Türk-İş’e bağlı Türk Metal, 1976 yılında Bursa’da şube açtı ve Maden-İş’i otomotiv fabrikalarından kazımak üzere faaliyete başladı. 1976 Haziranı’nda Renault fabrikası önünde Maden-İş’in üyeleriyle Türk Metal’in gönderdiği görevliler arasında kanlı bir kavga patladı. Ardından TOFAŞ Fabrikası’nda yine Maden-İş’e üye işçiler dayak yedi. Maden-İş üyesi Muammer Çetinbaş o gün öldürüldü.

İşçi Muammer’e ateş açılan 06 NC 817 plakalı Land Rover marka cip Türk Metal’e aitti. Türk Metal çalışanı İhsan Olgun cinayetten tutuklandı. DİSK Genel Başkanı Kemal Türker, zanlıyla devlet görevlileri arasında bağlantı bulunduğunu açıkladı. Meden-İş’e bağlı Bursa’daki 13 fabrikada işçiler greve gidip arkadaşlarının cenazesini almak için hastaneye yürüdüler. Cenaze verilmedi. Güvenlik güçlerinin yürüyüşe müdahale biçimi, işçilere karşılarında “devletin” bulunduğunu farkettirdi.

DİSK’e göre ise karşılarında gladyo vardı ve tek amacı Maden-İş’i Bursa’dan söküp yerine patron ve devletle içli dışlı Türk Metal’i yerleştirmekti. Arkasına devletin rüzgarını da alan Türk Metal’in ilerleyişi hiç kesilmedi. 12 Eylül 1980 darbesinin kazandırdığı ivmeyle Türk Metal, Bursa’da otomotiv sektöründeki tüm fabrikaları ele geçirdi.

1459072384-1006-dgm-profiloo-300x274

BOSCH SÖZLEŞMESİ

Aradan uzun yıllar geçti… Şimdi çoğunluğu genç otomotiv işçileri mazideki bu anılardan habersiz… Tarihin hesaplaşma biçimi ise hiç değişmiyor. 12 Eylül öncesinin Maden İş Sendikası bugün yoluna Birleşik Metal-İş olarak devam ediyor. Birleşik Metal-İş, Bursa’da iğneyle kuyu kazarak Bosch işçilerini örgütledi. Bosch’da Birleşik Metal’in örgütlediği grup işçileri, şartlarını insani seviyeye yaklaştıran bir sözleşme imzaladı. Bu örnek, Renault ve dalga dalga yayılan işçi direnişini tetikledi. Dakikada 1, saatte 60 otomobil üreten Renault işçileri, nefes almadan çalışırken fabrika yönetimi saatte 64 otomobil üretmek için şartları zorlama derdindeydi. 1.600 lira ortalama maaşla çalışan işçiler, hiç de memnun olmadıkları toplu sözleşmeye mahkum durumdaydılar. Türk Metal, kendilerine danışmadan iki yıllık bu toplu sözleşmeyi üç yıla uzattı. İşte bu noktada sabır taşı çatladı.

“Türk Metal’i istemiyor, onun toplu sözleşmesini tanımıyoruz” sözleriyle başlayan vardiya isyanı, toplu iş bırakmaya gitti. İşçilerin bir numaralı hedefi Türk Metal’di…

Açtıkları twitter hasabı @metalmib ve facebook sayfalarına Türk Metal’den istifa dilekçelerini ve üyelikten düşme yazılarını göndermeye başladılar. Yüzlerce işçi peş peşe Türk Metal’den istifaya başladı. Valilik “Türk Metal’den istifa etmeyin, işten atılmazsınız” önerisi getirdi. Devlet, 40 yıl sonra bir kez daha evladı gibi gördüğü sendikasına sahip çıkıyordu. Devletin hamlesi bununla sınırlı da kalmadı. Diğer işçileri kışkırttıkları iddiasıyla 10 işçi gözaltına alındı. İfade vermeyi reddeden işçilere “Silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlaması yapıldı. Direniş yine kırılamadı.

SADECE BİRBİRİMİZE DAYANDIK

Bir sendika örgütlemesi olmadan başlayan iş bırakma eylemi Türkiye için ilk oldu. İşçiler fabrika yönetimi ve devletle doğrudan muhatap oldular. Kendiliğinden, o an seçtikleri ve anında değiştirebildikleri temsilcileri aracılığıyla. Bu doğrudan temsil, patronajın ve devletin tüm ayarlarını bozdu. Kodları çözülmüş, ekonomik olarak pekçok yönden prangalanmış sarı sendikalar yoktu karşılarında. Alınlarının teri, ellerinin kiriyle işçi sınıfı masanın tam karşısında, Renault’un patronajıyla muhataptı. İşçiler sadece Türk Metal değil, diğer sendikalardan, siyasi partilerden ve medyadan uzak durdular. Aralarında MHP’li, AKP’li, CHP’liler vardı. Bu sayede birliklerini korurken tek dertlerinin “daha iyi çalışma şartları ve ücretler” olduğunun da altını çizmiş oldular. Süreçte Renault işçileri medyayı da grev alanlarına sokmadı. Bunda hem yapılan yanlış haberler hem de sadece haklarına odaklanma kaygısı vardı.

1459072378-5292-ssist-custom-249x205-300x247

DALGA DALGA YAYILDI

14 Mayıs’ta başlayan Renault grevi, Ototrim, Tofaş, Mako ve Coşkunöz fabrikalarında işçilerin üretimi durdurmasıyla devam etti. Direniş dalgası Bursa’dan Kocaeli’deki Ford Otosan işçilerine sıçradı. İşçilerin direnişi korkuttu ve işverenler talepleri kabul etti. Böylece Tofaş, Mako, Coşkunöz gibi fabrikalarda işçiler yeniden üretime başladı. Ardından Ankara’daki Türk Traktör, Eskişehir Ford fabrikasındaki işçiler iş bıraktı. Böylece Toplamda 12 bin 600 kadar metal işçisi iş bırakma eylemine katılmış oldu. İş bırakma eyleminin fitilini ateşleyen Renault işçileri perşembe günü işverenle tarihi bir anlaşma yaparak işbaşı yaptı.

SENDİKAYA 7 NUMARALI YIKIM

Renault sşçilerinin patronaja kabul ettirdikleri “Sendikasız işçilerin serbestçe seçecekleri sözcüler, işveren tarafından muhatap kabul edilecektir” maddesi, Türk Sendikacılığı açısından bir dönüm noktası anlamı taşıyor. Doğrudan temsil hakkını içeren bu madde, grevin yayıldığı diğer işyerlerindeki anlaşma metinlerine de yansımaya başlamış durumda. Doğrudan temsil kazanımıyla, sarı sendikacılık da klasik sendikacılık da tarihe karışma dönemine girdi. Konuyu sendika.org’dan Can Şafak şöyle yorumluyor: “İşçi fabrikaya yakın değil fabrikanın içinde olan, bürokratik değil dinamik ve demokratik sendikalar istiyor.

Karar mekanizmalarında doğrudan ve etkili olarak yer almak istiyor. Bursa’da metal işçisinin kendiliğinden kalkışı, işçi sınıfı ve sendika hareketi için önemli kırılma noktalarından biri oldu. Direniş nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, sınıf hareketinde silinemeyecek izler bırakacak. Sendikalar bugünden yarına direnişten nasıl bir ders çıkarırlar ya da çıkarırlar mı bilinmez ama uzun vadede işçi sınıfı kazandı.” Can Şafak, Renault yönetimiyle işçilerin imzaladığı protokolde yeralan 7 numaralı maddeyi ise şöyle yorumluyor:

“İşçi temsilcileri ile işveren arasında imzalanan protokol, iş güvencesini ve sendika özgürlüğünü garanti ediyor. Ücret artışı yönünden atılan adımlar teknik olarak tartışılabilir olsa da önemli ve uygulama açısından işçinin birliği en büyük güvence. Ama bence protokolün en önemli maddesi işçinin temsiline ilişkin düzenleme. Protokolün 7. maddesi Bursa metal grevlerinin asıl özünü ortaya koyuyor… Bu maddenin özellikle altını çizmek gerekiyor. Bunlar Türkiye’de rastlanmayan ve sendika çevrelerinde dikkatle ele alınması, tartışılması gereken satırlardır. Bunlar meselenin esasına işaret eden satırlardır: İşçiler yeni bir birlik ve mücadele perspektifi aramaktadırlar.”

7 NUMARALI MADDE

“İşyerinde çalışan ancak mevcut toplu iş sözleşmesinde dayanışma aidatı ödemek suretiyle yararlanan sendikasız işçilerin serbestçe sözcü seçmeleri halinde, yasal mevzuat çerçevesinde seçilen sözcüler, işçi-işveren arasındaki iletişimi sağlamak amacıyla muhatap kabul edilecekler.”

VALİLİK BASTIRDI, BELEDİYE YEMEĞİ KESTİ

Eylemin başladığı üçüncü gün fabrika yemek vermeyi kesti. Bursa Nilüfer Belediyesi gıda yardımına başladı. İşçilerin iddialarına göre valilik uyarısı üzerine belediye de yardımı durdurdu. İşçi aileleri parmaklıklar üzerinden verdikleri yiyeceklerle grevdeki işçileri besledi.

İŞÇİLERİN DİLİNDEN

“Eskiden de Renault işçileri birlik ve beraberlik halinde imiş. Ama sonra sendika ve işverenler elele verip bizi sürekli susturmaya, şartları ağırlaştırmaya çalıştı. Keşke içerideki ortamı görseniz. Kaporta çalışan bir işçinin yazın gömleğinde 1 cm kadar kuru yer bulamazsınız. Kan ter içinde çalışıyoruz.” “Burası hafif sanayi diye geçiyor. Oysa motorun, kaportanın, montajın olduğu bir yer nasıl hafif sanayi olabilir? Eğer ağır sanayi diye işyeri belgesi alsalardı işçilerin ücretlerinde ve saatlerinde bir iyileştirme olacaktı. Ama patronlar, sendikalar bunu bildikleri için hafif sanayi belgesi alıyorlar.”

TÜRK METAL BİR DAHA BURAYA GİREMEZ

Serkan Renault’da 9 yıldır çalışan bir işçi… – Ne kadar süredir buradasın?

Önceden kaportada idim. 8 yıl boyunca kaporta bölümünde çalıştım.

– En ağır bölüm hangisi?

Montaj olarak geçiyor. Çünkü montajda her bir dakikada bir araba çıkıyor.

– Burada motor da üretiliyor mu?

Evet

– Buradan üretilen motor başka nereye gidiyor?

Mercedes için gidiyor.

– Sizce işin neresi ağır neresi kolay?

– İçeride şöyle bir sistem var; tamamen psikolojik bir savaş yürütülüyor. Sürekli baskı var. Parça yetiştir, parça üret, banda yetiş… Sürekli zamanla yarışıyorsun. Bu zaman olayı çok sıkıntı. Araba üretimini saatte 64’e çıkardılar. Yani ha robot çalışıyor, ha biz çalışıyoruz. Aynı şey aslında…

Hiç mi dinlenme yok?

Mola 15 dakika… 7 ve 8 dakika şeklinde… Zaten sigara kullanıyoruz. Çıkınca sigara mı içeceğiz, tuvalete mi gideceğiz yoksa birini mi arayacağız? Hangi birini yapacağımızı şaşırıyoruz.

– Ücret ne kadar?

9 yıl çalışan biri olarak 1600 ile 1700 TL arası alıyorum. Burada üç vardiya var.

– Bosch’ta olupta sizde olmayan neler var?

Bizim buradaki en hafif işimiz Bosch’taki en ağır işe denk geliyor. Bir de yaptığımız işin ağırlığını düşün. Bantta arabanın altında masküt takıyor. Kollar hiç inmiyor. Kollar ne oluyor biliyor musun? Kan gitmiyor resmen… Bir kaç yıl içinde kollardaki sinirler gidiyor.

– Peki burada insanlar neyi savunuyor?

Burada siyasi birşey yok. Herkesin siyasi görüşü var. Ama burada ücret ve emek için hak talebinde bulunan işçiler var.

– Size başka sendikalar teklif geliyor mu? Sendikaya nasıl bakıyorsunuz?

Geliyor. Biz sendikayı istemiyoruz. Bizim isteklerimizi vermemek için sürekli işverene herhalde baskı yapıyorlar.

– Türk Metal’den istifalar ne durumda?

Benim bildiğim kadarıyla 270 kişi kadar insan kaldı. Diğerleri istifa ettik. Düşün 5 bin işçi var. Bu saatten sonra Türk Metal buraya giremez.

– Diğer sendikalar size niye destek olmadı?

Şimdi içeride Türk Metal bitti. Birde diğer sendikalar müdahale ederse ortalık karışabilir. Burada işçiler bileğinin hakkıyla var. Burada herkes haklı olduğunu gösterdi. Medyada, facebookta, twitterda başta olmak üzere ulaşabileceğimiz herkese ulaştık. Burada tek amaç işçinin hakkını aramasıdır. Burada her birey kendisi liderdir. Böyle ortak bir dayanışma olduğu için böyle bir direniş sergiledik.

SENDİKA BURADA ADAM DÖVDÜ

Ahmet; Renault’da 5 yıldır çalışıyor.. – Türk Metal size neler sunuyordu?

Bizi yönetenler seçtiğimiz kişiler değildi. Zaten sendikadan razı olsaydık, ücretler iyi olsaydı, hakkımızı savunsa idi, Türk Metal burada olurdu.

– Türk Metal’de nasıl seçim oluyordu?

Bizim seçtiğimiz kişiler olmuyordu. Yönetim seçiyordu. İşverenler seçiyordu. İşçi kesiminin istediği kişiler hiçbir şekilde seçilmiyordu. Koç’un kurduğu bir sendikaydı. İşveren kurmuştu.

– Sendikaya ne kadar aidat ödüyordunuz?

Bir yevmiye alıyordu.

– Yeni sendikalar var mı?

Başka sendikalar geldi ama biz kendimiz sendikamızı kuracağız herhalde… Şuan için bunu konuşmak erken. Şuan başka bir sendikayı düşünmüyoruz.

– Sendika ile ipler nerede koptu?

Sendika adam dövdü, işten attı ama sonra geri aldılar.

– Niye geri işe aldılar?

Çekindiler. Çok tepki aldılar.

– Bu eylemde en çok ne sizi etkiledi?

Burada en çok etkilendiğimiz şey dayanışma ve birlik oldu. Stresten birbirimize tahammül etmiyorduk ama şimdi dayanışma var. Üç beş parayı da aramızda topluyoruz. Mesela yanımdaki arkadaşımızı tanımıyordum. Şimdi dost olduk. Sabaha kadar beraber birşeyler içiyoruz ve dost olduk.

DİRENİŞİN KAZANIMLARI

14 Mayıs’ta başlayan Renault’ta eylem sona erdi. İşte işçilerin elde ettikleri kazanımlar:

* Sendikasız işçilerin serbestçe seçecekleri sözcüler işveren tarafından muhatap kabul edilecekler. *Kimse işten atılmayacak *İşçiler aleyhine yapılan şikayetten vazgeçilecek *Tüm çalışanların sendikal özgürlükleri tanınacak * Son toplu iş sözleşmeleri ve çalışanların konuyla ilgili talepleri ile kıdem ve saat ücretleri dikkate alınarak bir ay içinde iyileştirme amacıyla analiz yapılacak. Düşük maaş alana fazla, yüksek maaş alana az olmak üzere prim düzenlemesi yapılacak. * İyileştirmelere mahsuben 1 hafta içerisinde tüm çalışanlara bin lira avans ödemesi yapılacak. *Her yıl sonunda çalışanlara kalite işgüvenliği ve üretim adetleri hedeflerine bağlı olarak performans primi verilecek olup prim miktarı asgari net 600 TL olacak. *Banka maaş ödemeleri promosyonu olarak çalışanlara net 480 TL prim ödenecek. *Oyak Renault süreç içerisinde yaşadığı zararla ilgili çalışanlardan hiçbir talepte bulunmayacak. Aynı şekilde çalışanlar da süreçle ilgili Oyak Renault’dan şikayetçi olmayacak.

NOKTA HABER | MAAZ İBRAHİMOĞLU

Yazar hakkında

mm

Maaz İbrahimoğlu

@noktadergi de çalışıyor- Cultural Studies

Yorum yaz