Haber

11 maddede duvar yazılamaları: Bölgede yeni bir JİTEM mi faaliyete geçti?

mm
Yazar 11Not.com

Doğu ve Güneydoğu’daki çatışmalı ortamdan en çok karelere yansıyan son dönemde duvarlardaki yazılamalar oluyor. Peki bu yazılamalar bölge için ne anlama geliyor?

90’larda bu yoktu… DUVARLAR BİZE NE SÖYLÜYOR?

11 Nisan 2016 Pazartesi

1460903721-6032-04

NOKTA | Sertaç KAYAR

Çatışma bölgelerinde internet üzerinden teşhir hayli zamandır kullanılıyor. El Kaide tabanlı örgütler, yaptıkları saldırıların kamera kayıtlarını internete yüklemeyi propaganda yöntemi olarak görüyor. IŞİD ise bir adım ileri giderek infaz görüntüleri yayınlamaya vardırdı işi.

Türkiye ise bu tip durumlarla ilk kez karşılaşıyor. Uzun yıllardır TSK yaptığı hava operasyonlarını heron görüntüleriyle servis ediyor. Bir güç gösterisi olarak yapılan bu duruma karşılık PKK ise yollara döşedikleri mayınları patlatma ve Dağlıca gibi ünlü karakollara düzenlediği saldırıların görüntülerini internete yükledi.

Devlet görüntü paylaşma konusunda, bugüne dek son derece disiplinli davrandı. Paylaşılan operasyon görüntüleri merkezden ve filtrelerden geçirilerek medyaya resmi olarak verildi.

Çözüm sürecinin bitmesinin ardından başlayan çatışmalarla birlikte bu durum değişti. Operasyonlarda görev alan sahadaki güvenlik güçleri, sosyal medya üzerinden doğrudan görüntü paylaşmaya başladılar. Bu görüntülerin pekçoğu açık suç içermesine rağmen. İşte burası 90’larda yürütülen operasyonlardan önemli bir fark.

İnsan hakları ihlalleri Güneydoğu özelinde 80’li ve 90’lı yıllarda da yoğun biçimde yaşandı. Beyaz Toros olarak bilinen olaylar zincirinde pekçok infaz gerçekleşti. Ancak bunlar örtülü olarak yapıldı ve hiçbir görüntü yansıtılmadı dışarı. Günümüzde ise teşhir çılgınlığı yaşanıyor.

Panzerin arkasanı bağlanan bir cesedin görüntüsünü panzerdeki güvenlik güçleri kaydedip, kendileri internetten paylaşıyorlar.

Şehir operasyonlarıyla birlikte bu durum yoğun ve ileri boyuta taşındı. Yasağın ilan edilip operasyonların yapıldığı il ve ilçelerde yaşanan, ölüm, yıkım ve trajedi sosyal medyada içeriden fotoğraflarla paylaşımda.

Operasyon sırasında yapılan tank ve top atışları ile yerleşim yerlerinin yerle bir edilmesi, patlatılan mayınların yarattığı tahribat, anı anına çekilen cenaze fotoğrafları, parçalanmış insan bedeni, kedilerin yediği cenazeler, zırhlı araçların arkasından sürüklenenler, teşhir edilen kadın bedeni derken paylaşılanlar vicdani sınırları çoktan aştı. Savaşın yoğun yaşandığı 90’lı yıllarda bile görülmeyen uygulamalar bu dönemde iz bıraktı. Duvar yazıları, bir dönemin psikolojisini yansıtması açısından üzerinde tez yazılabilecek kadar önemli bu noktada.

1460903722-8559-sonrsm5707afe833e71

BİR DÖNEM DUVARA YANSIDI

Asker ve polislerin kameralar karşısında aleni bir şekilde yazdıkları duvar yazıları, gazete manşetlerine kadar taşındı. Özellikle Diyarbakır’ın Sur, Bismil ve Silvan ilçelerinde uygulanan sokağa çıkma yasağı sonrası gün yüzüne çıkan “Esedullah Timi”, “Yeşil Burada”, “Kurdun dişine kan değdi”, “Bodrumda aşk bir başka yaşanıyor” yazılarını, İdil’de ortaya çıkan diğerlerinden farklı olarak “RTE” imzalı yazılar izledi.

Bahçe ve bina duvarlarına yapılan yazılamalar, bir süre sonra evlerin içine sıçradı. Hatta en mahrem alan olan yatak odalarına.

Yüksekova’da bir Jandarma Özel Harekat Timi (JÖH) üyesinin, girdiği bir evin yatak odasında aynanın üzerine rujla “Aşk Yüksekova’da başka yaşanıyor” yazısı ile verdiği pozu paylaşması, toplumsal bir sınırın daha yok edildiği an olarak kayda geçti.

1460903720-2182-idil-1rsm5707b03008c09

“O BİRİM ANKARA’YA BAĞLI, BİZ KARIŞAMIYORUZ”

İlk olarak Diyarbakır’ın Sur ve Silvan ilçelerinde ortaya çıkan “Esadullah” imzalı yazılamalar karşısında yetkililer “Devlet duvara yazı yazmaz” dese de Silvan’da kameralar karşısında yapılan yazılamaların ardından söz konusu yazıların devlet güçleri tarafından yapıldığı ortaya çıktı.

“Türk’ün gücünü göreceksiniz”, “Kanımız Aksa da Zafer İslamındır”, Cizre’de bodrum katta öldürülenlere atıf yapılarak yazılan “Bodrumda aşk başka yaşanıyor” ve JİTEM kurucularından Mahmut Yıldırım kastedilerek “Yeşil burada” içerikli tehdit ve ırkçı yazılar ve Esedullah Tim imzası tartışmalara neden oldu. Tüm bunlar “Bölgede yeni bir JİTEM örgütü mü faaliyete geçti?” sorusunu akıllara getiriyor.

Bölge halkı söz konusu kişilerin devlet güçlerinden farklı olarak sakallı ve Arapça ya da yabancı bir dilde konuştuklarını ve saldırgan olduklarını söylüyor. Bölgedeki devletin yetkilileri de böyle bir timin var olup olmadığı konusunda “Ankara’ya bağlı, kontrolümüz dışında güçler” şeklinde üstü kapalı yanıtlar veriyor. 2015 genel seçimleri öncesi CHP Diyarbakır Milletvekili Adayı olan Naci Sapan, o dönemde verdiği bir mülakatta Silvan Kaymakamı ile görüşmesini aktararak “Kaymakam, ‘Bu kişileri bilmiyoruz, bize bağlı değiller. Onlara müdahale edemiyoruz’ şeklinde beyanda bulundu. Hatta bu birimin Ankara’ya bağlı olduğunu itiraf etti” şeklinde konuşmuştu.

1460905521-9216-idil-2rsm5707b08a94d6a

RTE İMZASI

Cizre’de iki özel harekatçının yanında poz verdiği “Yürü uzun adam arkandayız” fotoğrafına Erdoğan “Görünce çok duygulandım” deyince İdil’de yapılan yazılamaların tümünün altına “RTE”yazılarak yine Erdoğan’a atıf yapıldı. Bu yazılara milliyetçilik ve öfkenin yanında siyasi boyutun da karıştığı aşamaydı.

“Yeşil, Çatlı, Bozo”, “Devlet burada R.T.E”, “Yeşil Tim”, “Uzun adam”, “Dik dur eğilme bu ordu seninle uzun adam”, “Geldik yoktunuz unutmayın yine geliriz” yazıları en çok yan yana kullanılanlar.

YATAK ODASINA GİRİLEN ADAM KONUŞTU

Ancak hiçbir yazı, Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde yatak odasına yazılan kadar tepki çekmedi. Kürtlerdeki güçlü mahremiyet kurallarını altüst eden bir durumdu bu. Yatak odasına giren bir Jandarma, rujla aynaya yazı yazmıştı. Mekan ve rujla verilen mesaj kadar yazının içeriği de öfkeyi artırdı: “Aşk Yüksekova’da başka yaşanıyor”

Yazının önünde elindeki silahıyla poz veren Jandarma Özel Harekat mensubunun fotoğrafı sosyal medyada da en yüksek tepkiyi alan yazılama fotoğrafı oldu.

Ulaştığımız ev sahibi Cengiz Uzunköprü “Yatak odama girerek vatanı mı kurtardın?” diyerek söze başlıyor.

1460903730-2531-yuksekovarsm5707b0ca4a3eb

“4-5 SAAT DÜŞÜNE DÜŞÜNE YÜRÜDÜM”

Evini terk etmek istemeyen ancak eşi ve çocukları Cizre’de yaşanılanların etkisiyle ısrar edince evinden çıkarak önce Van’a daha sonra Diyarbakır’a ablasının yanına yerleşen Cengiz Uzunköprü, çarşıda gezerken eşinin aradığını ve yaşanan olayı öğrendiğini söyledi.

Uzunköprü, “Eşim arayarak ‘özel harekatçılar bizim eve girip yatak odamızda rujla aynaya yazı yazıp poz vermişler,  fotoğraf çekip internete atmışlar’ dedi. İlk önce inanmadım çünkü evimiz çarşı içinde ve orada hiçbir hendek ve olay yoktu. Sadece asker ve polisler vardı. İnternete girip baktım ve bizim evimize, yatak odamıza girdiklerini gördüm. Bir asker aynaya ‘Aşk Yüksekova’da güzeldir, kimseye nasip olmaz’ yazıp poz vermiş.

Sanki ülke elden gitmiş ve o da böyle yaparak vatanı kurtarmış! Bu tamamen işgalci bir devletin yapabileceği bir şeydir. 4-5 saat düşüne düşüne yürüdüm ve ‘Biz ne yaptık?’ diye kendi kendime sordum. Ne hendek var ne bir olay var, ne PKK var, sadece asker ve polis vardı orada. Öğrendik ki dış ve iç kapıyı kırıp içeri girmişler” dedi.

O FOTOĞRAFI ANNESİ VE KIZ KARDEŞİ GÖRSE NE DER?

Yazıyı yazıp önünde poz veren askere seslenen Uzunköprü, “O yazıyı yazan askere sesleniyorum, belki bu haberi görür ve söylediklerimi duyar; senin annen ya da kız kardeşine öyle bir şey yapılsa ne yaparsın, ne düşünürsün? Keşke o fotoğrafı annesi ve kız kardeşi de görseydi acaba ne derlerdi ona çok merak ediyorum. Bunlar çok çirkin şeyler. Yazıklar olsun. Biz kültürümüze, ahlakımıza bağlı bir milletiz ve asla böyle bir ahlaksızlığı yapmayız. Yasak kalktıktan sonra dönüp bununla ilgili suç duyurusunda bulunacağım. Evimde eşya bırakmamışlar her şeyi talan etmişler. 24 yıllık bir birikimimdi. Kirada oturuyorum. Ben şimdi ne yapacağım? Telaşla çıktığımız için eşim bazı takılarını unutmuş onlar duruyor mu aldılar mı bilmiyorum” diyor.

HALKIN TEPKİSİ YÜZDE 5 İSE YÜZDE 90’A ÇIKTI

Sözlerinden olayı bir namus meselesi gibi gördüğü anlaşılan Uzunköprü’nün anlattıkları halkta da benzer tepkinin oluştuğunun işareti:

“Ben 52 yaşındayım. 1980’ler ve 90’ları da yaşadım. Her türlü insanlık dışı uygulamayı gördüm, katliamları gördüm, insanların panzerlere bağlanıp sürüklenerek öldürüldüğünü gördüm. Bu kadar rezil ve bu kadar alçakça bir şey görmedim. Artık ne zaman asker ve polis görürsem aklıma direk o fotoğraf geliyor. Her yere bayrak asılıyor. Bu çok ilginç bir durum, sanki devletler arası bir savaş varmış gibi yaklaşılıyor. Daha önceden halkın tepkisi yüzde 5 ise şuan o tepki 90 olmuştur.”

1460903732-2617-sur-2rsm5707b133e99ef

DUVAR YAZISININ BİLİNÇALTI

Duvar yazılarının psikolojisi üzerine kapsamlı çalışmalar mevcut. Üzerinde uzlaşılan en önemli nokta, yazanın orada geçici olduğunu kabul etmesi ve kendinden bir iz bırakma isteği. Yazı sahibi, yazısının silineceğini, başka birisinin üzerine tam tersi mesajlar yazabileceğini zihninin arka planında bilerek duvara kelimelerini döküyor.

Operasyonların eninde sonunda biteceği, sokağa çıkma yasaklarının kalkacağı ve yerleşik halkın oraya geleceği açık. Yerle bir edilen mahallelere rağmen, duvarlara, yatak odasındaki aynalara yazı yazmanın mantığı bu. Yazının sosyal medyada paylaşılması ise bu geciciliği bir süreliğine yoketme isteği. Geri dönen halk, duvardan o yazıyı silse de sanal alemin koridorlarında uzun süre karşılaşabilir.

1460903748-2552-idil-3rsm5707b1855c1fa

Meral Akbaş, Birikim Dergisi için kaleme aldığı makalesinde, yazılamalardaki bu geçiciliğe işaret ederek şöyle diyor: “Kendi ‘ruh’una zaten uygun olmayan bir iş yaparak duvara yazı yazan devletin yazdığını silahla beklemesi de sanırım bu bilgiden, duvardaki varlığının yokluğuyla her an yer değiştirebileceğini bilmesinden ileri gelmektedir.”

NOKTA | 

Yazar hakkında

mm

11Not.com

Haberleri daha iyi anlamanın en kolay yolu...

Yorum yaz