Haber Yeniler

Akın İpek kimdir? 11 maddede Vikipedi’den fazlasıyla nereli, ailesi, serveti…

akin ipek kimdir serveti vikipedi akin ipek nereli ailesi eşi nevin ipek

Etiketler: akın ipek fethullah gülen, akın ipek serveti, akın ipek eşi, akın ipek ve ailesi, akın ipek kimdir, nevin ipek, akın ipek twitter, akın ipek vikipedi

Akın İpek kimdir?

Akin Ipek Kimdir? — Koza İpek Yönetim Kurulu Başkanı’dir

Akin Ipek nerelidir? — Adana dogumlu ve aslen Kahramanmaraş’lıdır.

Akin Ipek kac yasinda? 53 yasindadir.

Akin Ipek (d. 3 Mart 1963, Adana) Ankara TED (Türk Eğitim Derneği)’den sonra İngiltere‘de ekonomi, Hacettepe Üniversitesi‘nde işletme eğitimi aldı.

Tam adi “Hamdi Akin Ipek” dir.

Babası Ali İpek tarafından kurulan İpek Matbaacılık’ın ve Koza İpek Holding’in yönetim kurulu başkanlığını yapmaktadır. İpek Üniversitesi’ni kurmuştur.

Akın İpek Twitter hesabı:

Twitter: Akin Ipek 

akin ipek kimdir serveti vikipedi akin ipek nereli ailesi eşi nevin ipek

Akın İpek serveti hakkında tüm detaylar… İşte 2008’den Akın İpek röportajı

Akın İpek’in Vatan Gazetesi’nden Gülümhan GÜLTEN’in  12 Mayıs 2008 Pazartesi tarihli röportajında verdiği cevaplar:

Koza Davetiye, Bugün Gazetesi ve Bergama altın madeninin sahibi Akın İpek ilk kez konuştu.

Koza Davetiye, Bugün Gazetesi ve Bergama altın madeninin sahibi Akın İpek, iş hayatı ile ilgili ilk kez konuştu. 2003 yılından sonraki yükselişinin AKP’yi desteklemesi ile ilgisi olmadığının altını çizen İpek, istikrarın destekçisi olduğunu belirtti. İpek, Bergama altın madenindeki sorunu 6 ayda çözdüğünü söyleyip “Sorun yabancı şirketteydi. Bölgeye Afrika muamelesi yapmışlar ve herkesi karşılarına almışlar” dedi

Akın İpek Ak Parti ilişkisi

2003 yılına kadar Koza Davetiye olarak bilinen şirket şimdi bambaşka bir yerde. AKP’nin iktidar hikayesi başladığında, sizin de yükseliş hikayeniz mi başlıyor?

‘Devletten aldığım tek bir iş, tek bir ihale yoktur.’

Hemen söyleyeyim, AK Parti’yle bugüne kadar organik hiçbir ilişkimiz olmadı. Ben Başbakan’ı hayatımda 2 defa gördüm. Abdullah Gül’ü 1 defa gördüm. Deniz Baykal’ı da 1 defa gördüm. Parti binalarının hiçbirinin içine girmedim, bilmiyorum. Meclis’i de bilmem. Benim bugüne kadar hiçbir partiyle bir bağlantım olmadı. Şu ana kadar devletten aldığım tek bir iş, tek bir ihale yoktur. 4 yıl İngiltere’de okudum. Babam öldü. Bankalara borçlar var. Bir kısmını kapattık. Ardından bu şirketi halka açalım, dedik. Bizim borcumuz var ama bu şirket kâr eden bir şirket diyelim, 2003’de halka açtık. Borcumuzu kapattık. Ondan sonra şirketin durumu düzeldi. Sonra öyle bir noktaya geldik ki buradan Kayseri’ye gönderir gibi Teksas’a davetiye gönderiyoruz. Başarılı olduk.

Ben Başbakan’ı hayatımda 2 defa gördüm. Abdullah Gül’ü 1 defa gördüm. Deniz Baykal’ı da 1 defa gördüm. Parti binalarının hiçbirinin içine girmedim, bilmiyorum. Meclis’i de bilmem.

İstikrarı destekledim

AKP’yle organik ilişkiniz yok ama AKP’yi destekliyor musunuz?

Ben siyasi istikrarı destekliyorum. Ben çalışarak para kazanan bir insanım. Bu ülkede benim bir gecede tüm borçlarım 2 katına çıktı. Varlığım yarı yarıya düştü. Şimdi AK Parti, sevin ya da sevmeyin bu işi geçmiş iktidarlardan daha iyi yapmadı mı? Elimi vicdanıma koyuyorum. Yine söylüyorum, AK Parti’yle hiçbir ilişkim yok. Ama ben istikrarı destekliyorum.

AK Parti’yle hiçbir ilişkim olmadı. Ama ben istikrarı destekledim.

Koza İpek Holding nasıl büyüdü?

Davetiyecilikten madenciliğe geçiş nasıl oldu?

Bir gün ben İstanbul’a gidiyorum. Telefonum çaldı. Bizim mali müşavirimiz aradı. Aynı zamanda Sabahattin Bey’in (Yıldız) de mali müşaviriymiş. Beni ihalenin kapısından arıyor. ‘Biz, Eti Gümüş ihalesine giriyoruz. Bu çok kârlı bir iş. Bizim bir desteğe ihtiyacımız var. Sizi mutlaka ortak almak istiyoruz’ dedi. Bir kaç kez konuştuk. O gün beni en son aradığında ‘41.2 milyon dolara aldık. Hayırlı olsun’ dedi. Ben böyle bir parayı hiç görmemiştim. Bu paranın yarısı peşin ödenecek. Kalanı vadeyle. Ama yarısının peşin ödenmesi için bankadan kredi kullanılacak. 20 milyon doların yarısını kredi kullansa bile, bu 10 milyon doları kim kredi verecek? Biz tüm varımızı yoğumuzu ortaya koyduk. Biraz nakit de koyduk. Ucu ucuna birleştirdik ve orayı aldık.

İpek Koza altın madencilik işine nasıl girdi?

Ardından gelen Bergama Altın madeninde yabancı şirketin aşamadığı sorunları 6 ayda nasıl aştınız?

O tarihte Bergama’daki maden kapatıldı. Kapatıldığına göre Eurogold- Newmont buradan çıkacak. İnceledim. Hukuk ve çevre konularında tez yazdım diyebilirim. Buranın açılacağını anladım. Newmont burayı satmak için başka bir şirketle anlaşmıştı. Ama maden kapatıldığı için bu adamlar sözlerini yerine getirip, parayı ödemiyorlar. Biz o sırada Eti Gümüş’ten ayrıldık. Hisse değerimizi alır almaz, Newmont’u aradım. Bana, ’niyetiniz ciddiyse 2 milyon doları hesaba yatırın, konuşalım’ dediler. Elimdeki tek para buydu, gönderdim. İyi bir anlaşma yaptık.

Sonra tüm köydeki vatandaşları, komşularımızı topladık. 2 bin kişinin yaşadığı bir yeriz. Onlara gerçeği anlattım. Bu orada yaratılan büyük direnişi kırdı.

Bergama altın madenine köylüler nasıl ikna oldu?

Anlattığınız gerçek neydi?
Burada hiçbir şekilde insan sağlığı ve çevre sorunu olmayacak. Ben şunu söyledim: 3 yıl inceleme yapıldı. Bununla ilgili raporlar yazan, mesleğinin zirvesindeki onlarca hocaya, inanmadıkları herhangi bir şeye tek bir imza koydurabilir misiniz? TÜBİTAK’ın raporu var. Yabancılar ilk geldiklerinde, bölge insanını incitmişler. Afrika gibi görmüşler. Belediye Başkanı bir şey söylediği zaman dikkate almamışlar.

Ama şimdi bizim köylülerimizle aramız çok iyi. Azami derecede iyi.

Altını halen siyanürle mi çıkarıyorsunuz?

Siyanür, Türkiye’de kullanılan 4 bin kimyasaldan bir tanesi. Türkiye’de her yıl 360 bin ton siyanür tüketiliyor. Bizim kullandığımız yılda 100 ton. Üstelik biz kullandıktan sonra, kontrolsüz şekilde bırakmıyor, siyanürü tekrar bileşenlerine ayırıyoruz. Bu madde günlük hayatımızın içinde aklınıza gelen heryerde kullanılıyor. Fotoğraftan, ilaç sanayine kadar… Kuyumcular altını nasıl işliyor? Herkes ithal ediyor. Bakın bizim hava, su, toz vb. günlük ölçümlerimiz var. Bizim tesisimizin çevresinde ölçülen oranlar, devletin izin verdiği normal miktarından bile kat kat daha az. Atık barajında işlemden geçiriyoruz. Temizlenmiş suyla, bir göl yarattık. Bu gölde çiçekler, çimler, nilüferler var. Balıklar yaşıyor. Kuşlar geliyor. O gölde girip yüzdük. Biz madenimizi kamuya da açtık. Herkes gelsin görsün diye. Okul gezileri yapılıyor. Son 10 ay içinde 4 bin kişi gezmiş tesisimizi. Vatandaşları, turistleri gezdiriyoruz . İnsanlar merak ediyorlar, altın madenini. Resim çektiriyorlar. Altınların içinde.

Şimdi siz soruyorsunuz, neden bu kadar ısrar ettiniz diye. Geçtiğimiz yıllarda Newmont’un patronu Türkiye’ye geldi. Benimle görüşmek istedi. Yani bu şirket öyle bir şirket ki milyar dolarlık kârları var. Başkanı kendine jet almış, kendine özel Ferrari sipariş ediyor. İnsanın çok parası olunca böyle oluyor herhalde. Bana dedi ki: ‘Hiçbir işle insan, bir günde dünyanın en zengini olamaz. Ama diyelim Afrika’da bir yerde bir sondaj yapıyorsun. O sondaj bir saat içinde seni dünyanın en zengini yapabilir’. Altın madenciliği işte böyle bir iş.

Bana dedi ki: ‘Hiçbir işle insan, bir günde dünyanın en zengini olamaz. Ama diyelim Afrika’da bir yerde bir sondaj yapıyorsun. O sondaj bir saat içinde seni dünyanın en zengini yapabilir’. Altın madenciliği işte böyle bir iş.

Akın İpek Fethullah Gülen ilişkisi

‘Fethullah Gülen radikal islamın önünde engeldir’

İddia edildiği gibi Fethullah Gülen’in 2 numaralı adamı mısınız?

Bakın ben doğru bildiğimi hep söyledim, şimdi de söylemeye devam edeceğim. Ben Fethullah Gülen Hocaefendi’yi yıllar öncesinden tanırım. Benim bildiğim Fethullah Gülen Hocaefendi devletine, milletine, ülkesine bütün kalbiyle bağlı, bayrağına aşık bir insandır. Yurtdışındaki okullarda hep genç hanımlar, genç adamlar memleket aşkıyla hizmet etmeye çalışıyorlar. Oradaki çocukların hepsi Türkiye sevgisiyle yetişiyor. Bunu inkar edebilir miyiz? Şimdi Fethullah Gülen Hocaefendiyi benim tanıdığım yıllar. Bildiğim gördüğüm bu güzel faaliyetleri tabii ki destekliyorum. Hayatını kıvrıla kıvrıla yaşayan biri değilim. Evet Fethullah Gülen Hocaefendi doğrusunu söylüyor.

‘Bildiğim gördüğüm bu güzel faaliyetleri tabii ki destekliyorum. Yurtdışındaki okullarda çocukların hepsi Türkiye sevgisiyle yetişiyor. Bunu inkar edebilir miyiz?’

Ne zaman tanıştınız?
Babam ölmeden önceydi. Bir arkadaşım sayesinde tanıştım. O yıllarda rahmetli Bülent Ecevit, Turgut Özal, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, hepsi destek veriyorlar. Demirel, üstün hizmet nişanı taktı Hocaefendi’ye. Dün, el pençe divan durup röportaj yapmaya çalışanlar, şimdi ağza almayacak şeyler söylüyorlar. Hocaefendiyle ilgili bu güne kadar eğer bir olumsuzluk vardıysa, ki hakkında davalar açıldı ve hepsinden beraat etti. O zaman ortaya bir hukuksuzluk çıkardı. Böyle birşey de yok. Hâlâ bir insanın üzerine bu kadar gidilir mi? Kendi şahsi hayatından memlekete hizmet etmek için vazgeçmiş mazlum, mahsun bir insan. Bence bu konuda büyük haksızlık yapılıyor. Benim bu okullarda, hiçbir görevim yok, ama vaktim olsaydı da seve seve gider görev yapardım. Bence Hocaefendi bu ülkedeki radikal İslamın da önündeki en büyük engellerden bir tanesidir. Hocaefendi kendini sıradan bir dindar olarak görüyor. O kendi düşüncelerini söylüyor. Bana göre doğrusunu da söylüyor.

‘O yıllarda rahmetli Bülent Ecevit, Turgut Özal, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, hepsi destek veriyorlar. Demirel, üstün hizmet nişanı taktı Hocaefendi’ye.’

nevin ipek kimdir akin ipek ailesi nevin ipek resimleri

Akın İpek eşi Nevin İpek ve ailesi…

Beni dünyadan kopmuş cübbeli biri görüyorlar
akin ipek esi nevin ipek akin ipek ve ailesi - akın ipek eşi, akın ipek ve ailesi, akın ipek kimdir, nevin ipek,Akın İpek, ailesini anlatırken, “Ben çok şanslı biriyim. Dünyanın en güzel hanımıyla evlendim” diyerek eşinin fotoğrafını çıkardı. Fotoğraflara bakarken de, önce kendi kendine güldü, ardından anlatmaya başladı: “Geçen gün çok ilginç bir şey oldu. Biri, arkadaşıma ’Akın Bey’i yanında sarışın bir hanımla gördük’ demiş. Tanıdığım da ’yahu eşi’ diye yanıt vermiş. ‘Ama sarışın ve modern bir hanımdı’ demiş öbürü. Bu insanlar bizi ne zannediyorlar ya. Benim eşim, benim hayatım bu. Ben bugüne kadar konuşmayınca herkes konuştu. Kantarın topuzu artık iyice kaçtı. İnançlı bir insanım, eşim de inançlıdır. Alkolü, yaklaşık 11 yıl önce inançlarım nedeniyle bıraktım. Ama modern bir aileyiz biz. İyi bir eğitim gördük. Ama sanki beni dünyadan kopmuş cübbeli, sakallı bir adam gibi görüyorlar.”

“Geçen gün çok ilginç bir şey oldu. Biri, arkadaşıma ’Akın Bey’i yanında sarışın bir hanımla gördük’ demiş. Tanıdığım da ’yahu eşi’ diye yanıt vermiş.”

nevin ipek melek ipek akin ipek ve ailesi esi annesi

Akın İpek medyaya nasıl girdi? İpek Medya Grubu nasıl doğdu?

Medyada başarılı olurum sandım ama yanılmışım
Yükseliş öykünüzün önemli bir yerinde birden medya patronu olmaya karar veriyorsunuz? Neden?
Medya benim çok istediğim ama planlamadığım bir şeydi. Birgün çok yakın bir arkadaşım beni İstanbul’a çağırdı. Gittim. O akşam Nazlı Hanım’la (Nazlı Ilıcak) tanıştık. Nazlı Hanım, gazeteyle ilgili, “Böyle bir şey var” dedi. Mehmet Ali Bey’le tanıştık. Turgay Ciner’le ortaklıkları vardı. Sonra 1 hafta içerisinde el sıkıştık. Ben o zaman bunu bir fırsat olarak algıladım. Ben tam gazeteyi aldığım sırada bir yerde Zafer Bey’le (Zafer Mutlu) karşılaştık. Bana ilk söylediği “Allah kolaylık versin” lafı oldu. Ben o zaman anlamamıştım. Sonra anladım. Herhalde son yıllardaki başarılardan sonra, kendinize olan güveniniz öyle bir noktaya gelince, şımarıklık oluşuyor. Ben de medyada kısa sürede çok büyük başarı elde ederim sandım. Zor olduğunu biliyordum ama bu kadar zor olduğunu tahmin edemedim.

Akın İpek Bugün Gazetesi macerası

Hayatımı törpüledi
Bir buçuk yılda hayatımı törpüledi. Birincisi okurun gazete alışkanlığını değiştirmekten daha zor birşey yok. İkincisi düşünün yıllardan beri her gün binlerce aydın entelektüel sermaye gücünü de arkasına alarak her gün bugün yeni ne yapmalıyız diye başlıyor ve sürekli çalışıyor. Denenmemiş hiçbir şey kalmamış. Gazetede bir sayfanın maliyeti 0.10 kuruş. Şimdi okuyucu Bugün’ü 15 kuruştan alıyordu. 25 kuruşa çıkardım. Orada tiraj etkilenmedi. Ama 30 kuruş yaptım işte o anda bir anda baş aşağı düştü. İşletmenin ana kuralıdır. Girdilerin maliyeti mutlaka sattığından aşağı olacak. Ama yani şimdi şaka gibi bir şey, gazeteler satıştan para kazanmıyor, reklamdan kazanıyor. Ben de reklam grubuna ulaşamıyorum. Bana reklam verecek adamın hedef kitlesi beni almıyor.

Bedavaya devam

Sonra bunu aşmak için mi gazeteyi bedava dağıtmaya başladınız?
Bakın bu çok önemli. Avrupa’da basılan gazetelerin yüzde 45’i bedava dağıtılıyor. Çünkü gazete, reklam pazarlama aracı. Televizyonlara para ödemiyoruz. Çünkü burada işin ticari yönü okuyucuyla değil reklam verenle. Bizim AB okur grubuna ulaşmamız gerek. Biz kestirmeden gitmeye karar verdik. Girdik havaalanlarına. Pırıl pırıl gençlerden ekipler kurduk. Hedef gruba ulaşacağımız yerlerde gazetemizi dağıttık. Günde 10- 15 bin gazete dağıttık. Başlayalı 4-5 ay oldu. Dağıtım noktaları değişiyor ama uygulama devam ediyor, edecek de. Yine havaalanları ve iyi yerlerden benzin alanlar mesela. Şimdi bizim reklam gelirlerimiz geçen seneye nazaran 3 katına çıktı. Halen yeterli değil.

Bedava dağıttığınız gazete sayısını da gazetenin toplam tiraj rakamının içinde mi geçiriyorsunuz?
110 bin civarında tiraj. Evet bu 10-15 bin adet gazete de bu toplam rakamın içinde.

Akın İpek Aydın Doğan ziyareti

Gazeteyi aldığınızda Aydın Doğan’a gittiniz mi?
Tabii ziyaret ettim Aydın Bey’i. Akıl da verdi, sektörün ipuçları, ticari olarak gazete yöneticiliği gibi konularda önerileri oldu tabii.

Nasıl bir gazete patronusunuz?
Ben gazetenin hiçbir haber toplantısına girmem. Hiçbir manşet toplantısına katılmam. Bu genel çerçeve içinde doğru haber olduğu müddetçe, kimseden korkmadan, çekinmeden habercilik yapmaları dışında hiçbir şeye karışmam. Bakın ben gazeteyi herkes gibi sabah çıkınca okurum. Tek karıştığım pazarlama bölümü.

“Ben gazeteyi herkes gibi sabah çıkınca okurum.”

akin ipek ipek universitesi akin ipek kimdir koza ipek

Akın İpek annesi Melek İpek kimdir?

Melek İpek: Sütçü İmam’ın torunuyum, asla yılmıyorum

Koza İpek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek’in annesi Melek İpek, kayyum kararına tepki gösterdi. “Bu dünya işleri için üzülmeye değmez” diyen İpek, “Dürüst olduktan sonra Allah’tan korkan hiç kimseden korkmaz. Allah’tan korkmayan da herkesten korkar” dedi.

‘EĞİLMEYECEĞİZ, BÜKÜLMEYECEĞİZ DİMDİK AYAKTA DURACAĞIZ’

Akın İpek’in yurt dışına kaçtığı yönündeki haberlere de değinen Melek İpek, Akın İpek’e bir plan yapıldığını işaret etti. Melek İpek, “Nişanımız vardı. Nişan günü biliyorlardı ki Akın Bey burada. Gittikten iki gün sonra bunu yaptılar. Akın Bey kaçtı desinler diye. Allah’a şükürler olsun. Bizim utanacak bir şeyimiz yok. Bir hatamız da yok. Olmayan suç da bulunmaz. İftihar ediyorum. İnsanlar da insan gibi yaşayacaksa, ayakta duracaksa; eğilmeyeceğiz, bükülmeyeceğiz dimdik ayakta duracağız. Vatanımız için mücadele edeceğiz. Bu vatanda kimin ne kadar hakkı varsa o konuşmalı. Biz 15 yaşından beri hizmet veriyoruz vatanımıza. Ne yaptığımızı önce Rabbim sonra da tüm insanlar bilir.

melek ipek kimdir akin ipek annesi melek ipek

Bizim ailemizde şehitler gaziler var. Ben Kahramanmaraşlıyım, Sütçü İmam’ın torunuyum. Benim oğlum Gazi Hamdi İpek’in torunu. Asla ve asla yılmıyorum. Uzaktaki dostlarımıza büyüklerimize, onlardan tek ricam var; üzülmesinler, otobüslerle gelmeye kalkanlar var, hiç kimse gelmesin. Allah en iyisini bilir. Dürüst olduktan sonra Allah’tan korkan hiç kimseden korkmaz. Allah’tan korkmayan da herkesten korkar.” ifadelerini kullandı.

Hamdi Akın İpek Vikipedi bilgileri:

Hamdi Akın İpek (d. 3 Mart 1963, Adana) Ankara TED (Türk Eğitim Derneği)’den sonra İngiltere’de ekonomi, Hacettepe Üniversitesi’nde işletme eğitimi aldı. Aslen Kahramanmaraş’lıdır.

Kariyeri

1948 yılında babası Ali İPEK tarafından kurulan İpek Matbaacılık yönetim kurulu başkanı. Koza İpek Holding yönetim kurulu başkanı. İpek Üniversitesi’ni kurmuştur.

İpek Medya Grubu Bünyesindeki Medya Kuruluşları

Gazete

  • 2005: Bugün (Turgay Ciner ve Mehmet Ali Ilıcak’tan satın aldı.)
  • 2014: Millet

Televizyon

  • 2008 Kanaltürk – Tuncay Özkan’dan satın aldı.
  • 2009 Bugün TV

Radyo

  • 2009 Kanaltürk Radyo

Koza İpek Grubu Şirketleri

Koza Altın
Koza Anadolu Metal
Özdemir Antimuan
İpek Doğal Enerji
Koza İpek Basın ve Basım
Konaklı Metal Madencilik
Atp İnşaat
Koza İpek Tedarik
Atp Koza Gıda
Atp Havacılık
Atp Koza Turizm
Koza İpek Eğitim
İpek Üniversitesi

Akın İpek’le ilgili Google’da alakaya göre yapılan aramalar sıralaması:

akin ipek, koza grup, koza altın, ipek koza, koza ipek, koza holding, koza madencilik, ipek medya grubu, ipek holding, kanaltürk kimin, ipek grubu, ipek medya, koza ipek grubu, ipek hisse

Akın İpek Google’da aranma sıklığına göre anahtar kelime sıralaması:

ipek, melek ipek, koza ipek holding, koza ipek, akin ipek, malikane, akın ipek kimdir, ipek hisse, koza altın, ipek koza, akın, ipek medya, koza holding, ali ipek, ipek holding, koza madencilik, koza hisse, akin ipek kimdir, koza ipek grubu, melek ipek kimdir, ipek grubu, kanaltürk kimin, ipek enerji, koza grup, ipek medya grubu, koza altın hisse, ipek koza holding, akın ipek nereli

Akın İpek hakkında köşe yazısı:

29 Şubat 2016 Pazartesi 16:33

Bugün TV’de çalışırken Koza İpek Holding’e hukuksuz bir şekilde kayyım atanması sonucu işten çıkarılan Yaşar Erdinç başından geçen olayları anlattı. Erdinç, Akın İpek ve annesi Melek İpek‘in yatırımlarını ve alışveriş yaptığı insanlara karşı nasıl davrandığını anlattı.

İşte Yaşar Erdinç’in o yazısı:

Haberturk’te çalıştığım sırada arkadaşım olan ve daha sonra Bugün TV’nin başına getirilen Tarık Toros’un davetiyle 2010 yılında Bugün TV’de sabahları ekonomi ve finans programı yapmaya başladım. Ardından Bugün gazetesinde bana köşe verildi. 2015 yılı Ekim ayında İpek Holding şirketlerinin tamamına hukuksuz bir şekilde kayyum atanmasıyla birlikte işlerimize son verildi.

Kanala el konulması, ele geçirilmesi ve uğradığımız haksızlıklar sırasında geçirdiğimiz çok stresli günlerin ardından kendi uzmanı olduğum alanda kendi çalışmalarıma devam ediyorum. Tarık Toros, Erhan Başyurt ve diğer birçok arkadaşımız Özgür Düşünce gazetesini kurdular ve Can Erzincan TV’nin kendilerine kucak açmasıyla birlikte o televizyonda program yapmaya başladılar. Elbette ki beni de davet ettiler. Öyle bir travma geçirmiştik ki; aynı haksız hukuksuz uygulamaların Can Erzincan TV’de ve Özgür Düşünce gazetesinde eninde sonunda başımıza geleceğini düşündüğüm ve aynı stresleri yeniden yaşama olasılığımızın yüksek olması nedeniyle gitmek istemedim. Çünkü Bugün TV’ye el konulduğu gün annem eşim canlı yayında bizleri izliyor ve izlerken doğal olarak büyük sıkıntı çekiyorlar, stres yaşıyorlardı. Aynı şeyleri onlara tekrar yaşatmak istememiştim. Buna korkaklık diyebilirsiniz ve haklısınız.

Bu yazıyı yazmaktaki amacım; en azından beni severek izleyen, okuyan binlerce izleyicim, okurum ve sosyal medya takipçilerime gerçekleri anlatmak. Akın İpek’in ve Annesi Melek İpek hanımın gerçekte nasıl insan oldukları hakkında sizleri bilgilendirmektir.

Şu an Akın beyin bir çalışanı değilim. Bu yazıyı yazmakla hiçbir maddi ya da mevki gibi bir kazancım olmayacak. Eğer şu an Can Erzincan TV’de çalışıyor, Özgür Düşünce gazetesinde yazıyor olsaydım yazacaklarımın sizler için pek de anlamı olmayacaktı. Bu yazıyı benim için değerli kılacak tek unsur var; Yüce Rabbimin huzurunda sizlere gerçekleri anlatacağım ve mükâfatını sadece Rabbimden bekliyorum.

İpek Üniversitesi nasıl bir projeydi?

Sayın Akın İpek’le 2012 yılında bizleri Marmaris’teki oteline ailece (çocuklarımızla birlikte) davet etmesi sayesinde tanıştım. Sadece beni değil, kanalda çalışan çok sayıda kişiyi davet etmişti. Otelde odamıza girdiğimizde İpek Üniversitesi kataloğunu gördüm. Birçok iş adamının sadece gösteriş için Üniversite açtığını düşündüğümden Akın beyin de Üniversite açma girişimini bu bağlamda görüyordum. Fakat kataloğu incelediğimde inanılmaz derecede etkilendim. Her binanın mimar görünümü Akın beyin ellerinden çıkmıştı. Yarım saat sonra odaya gelen telefonla, Akın beyin bahçede bizleri çaya davet ettiği bilgisini aldım ve oraya gittim. Daha önce Bugün gazetesinde yazar olan ve sonra ayrılarak yandaş gazetelere geçen Ahmet Taşgetiren ve Gülay Göktürk de oradaydı. Yaklaşık 25 kişiydik. Genel konulardan konuşuldu. Eğer birisi Akın beyi hiç tanımasa ve o çay toplantısına katılsa, kimin Akın İpek olduğunu asla tahmin edemezdi. Çünkü, o toplantıda bir patron değil, sadece aramızdan bir arkadaş vardı. Kibarlığı nezaketi hemen fark ediliyordu. Orada söylediği şu söz hala kulağımdadır; “Hiçbir şirket sosyal boyutu olmadan asla ayakta kalamaz”. Nereye el atmış, nerede bir şirket kurmuşsa, oranın halkı ihya olmuştu.

Marmaris Angels Peninsula Oteli ve Akın İpek

Marmaris’teki Angels Peninsula otelinde çalışanlar, asla 8 saatten fazla çalıştırılmıyor, 3 vardiya halinde çalışılıyor ve çalışanlar dört yıldız ayarındaki bir konaklama tesisinde konaklıyorlardı. Ayrıca Sezon bittiğinde çalışanlar işte çıkarılmıyor, kış boyu eğitimlerine devam ediyorlar ve yetişmiş elemanlar kaybedilmiyordu.

Ertesi gün deniz kenarında otururken Akın Bey yanımıza geldi. Ben Üniversite kataloğundan çok etkilendiğimi söylediğimde, Akın Bey Üniversite’nin ambleminin hikayesini ayrıntılarıyla anlattı. Bir sanat ve bilim üniversitesi kurmuştu. Dünya’da sadece iki üniversitenin sinema platoları (sinema filmi çekilen alanları) vardı. Biri Hollywood’a çok yakın olan Kaliforniya Üniversite’sine diğeri de İpek Üniversitesi’ne aitti. Üstelik Kaliforniya Üniversitesi ile işbirliği yapılarak, Oscar almış yönetmenlerin dahi İpek Üniversitesi’nde ders vermeye geldiklerini öğrendim. Akın Bey idealini söyledi; “Bu ülke bir gün Oscar ödülünü alacak bir filme imza atacak”. Akın bey bunu söylerken, Türkiye’nin Oscar ödülü almasının manevi hazzı yanında ticari açıdan da çok büyük kazançları olacağını belirtiyordu. Müthiş bir vizyonu vardı. Filmlerin 200-300 milyon dolar hasılat yapabildiklerini ve bu tür filme her şekilde 40-50 milyon dolar yatırım yapılabileceğini ve ülkeye yeni döviz girişi kapılarının açılacağını söylüyordu. Ben de üniversitedeki derslerimde yatırımın getirisi konusunu anlatırken her zaman şu soruyla başlardım; “Ne kadar koydun kaç yılda ne alacaksın?” Bu açıdan bakıldığında bir film kendisine yapılan yatırımı 1-2 yıl içinde kat be kat çıkarabilirdi. Akın bey Üniversite’nin bir Fabrika olduğunu ve senaryoların, yönetmenlerin ve diğer unsurların bilimsel şekilde üniversiteden çıkacağını söylüyordu. Yani, İpek Üniversitesi gösteriş için değil, hem İpek grubuna hem de ülkeye büyük bir katma değer yaratacak şekilde tasarlanmıştı. Böyle bir vizyonu o ana kadar hiçbir iş adamında görmemiştim.

“Bu ülke bir gün Oscar ödülünü alacak bir filme imza atacak”

İnanın oraya giderken, Akın beyin Ak Parti’ye yakınlığı nedeniyle zenginleştiğini ve kendisine birçok imkanın verildiğini düşünüyordum. Bunu da açıkça kendisine sordum. Nasıl oldu da, bir matbaa işinden bu kadar yüksek kazançlar sağlanılabildiğini sordum. Hiç ama hiç gocunmadı. Hikayenin tümünü kendisinden dinledim. “Şu an zaten böyle algılanmaktan çok muzdarip durumdayız herşey KAP (Kamuyu aydınlatma platformunda) ve web sitemizde var ama insanlar okumuyor” dedi.

2001 krizi sırasında kağıt dışındaki sektörlere de yatırım yapma kararı alıyorlar ve madencilik sektörüne giriyorlar. Fakat başlangıçta pek de başarılı olmuyor. İlk maden olarak Kömür, daha sonra Antimuan, sonra gümüş, son olarak altın Madenciliğinde faaliyete başlanıyor. Gümüş madenciliğine Gümüş madenini devletten ihale ile alan Söğütsen in Teklifi ile ortak olarak giriliyor, fakat bu ortaklık uzun sürmüyor ve Koza gurubu hisselerini Söğütsene satarak gümüş sektöründen çıkıyor. Sattığı hisse bedelini ile Newmontun iştiraki olan Normandy madenciliğe ait Bergama ovacık altın madenini satın almak için kullanıyor. Yani devletten bir ihale yok. Newmont madeni satmak istiyor ve sebebi de maden ömrünün birbuçuk yıl kalmış olması yani bitmeye yakın olmasıdır. Aslında Newmont şirketi elindeki madeni frontier madencilik’e satmak istiyor ama bu şirket parayı zamanında ödemeyince aynı şartlarda Koza grubu talip oluyor ve alıyor. Bu satışın bedeli yirmi milyon dolar peşin diğer yirmi milyon doları da maden çalışmasından sonra ödenmek üzere toplam 40 milyon dolardır. Maden satın alındığında Altın fiyatlarının 250 – 300 dolar seviyelerindeydi. Eğer işlenebilir maden cevherinin tamamı çıkarılsa o günkü değeri de zaten 40 milyon dolar ediyor. Fakat Altın fiyatları şaha kalkıyor ve 2005’de 550 dolara geliyor. Dolayısıyla çıkarılma maliyeti 250-300 dolardan yüksek olan rezervlerin çıkarılmasının anlamı yokken, Altın fiyatları artınca maden işlenebilir rezervleri de buna bağlı olarak artıyor. Bu sırada Akın Bey, dünyada en gelişmiş altın arama laboratuvarlarından birini kuruyor ve bu konuda dünyada söz sahibi uzmanlarla çalışmaya başlıyor. Güçlendirilen arama gurubunun yaptığı yeni keşifler altın fiyatlarını yüksek olması sebebi ile işlenebilir hale geliyor. Aslında her şeyin başlangıcı sadece 20 milyon dolar olup, Bu kaynağın dışında bir kaynak kullanılmıyor.

Ortakların şirkete para koyması dışında herhangi bir para girişi de olmuyor. Bu arada Altın fiyatları 1000 doları geçiyor ve altın fiyatları arttıkça yeni alanlar keşfedilerek altın üretimi artırılıyor.

İşte bu aşamada ben Akın beye, maden işletmek ve yeni maden alanları için devlet size yardım etmiyor mu? Diye soruyorum. Her maden şirketi gerekli izinleri almak için devlete başvurur ve gereken tüm bilgi ve belgeyi sağlamışsanız, ilgili bakanlık izin vermek zorundadır diyor. En büyük atlama taşlarından bir tanesi ise Koza Altın hisselerinin halka arzından ve yabancı yatırımcının çok büyük ilgisinden kaynaklanıyor ve buradan 600 milyon dolar yabancı yatırımcı kaynağı geliyor. Ardından da Altın fiyatları 1900 dolara geldiğinde Koza’nın değeri doğal olarak artıyor.

Kayseri Himmet Dede altın madeni arazisini nasıl satın aldı?

Şimdi Akın İpek’in bir yüzünü daha anlatacağım. Bunu bana Akın bey anlatmadı. Sağ kolu anlattı. Bir ara Bugün TV’den 4-5 aylığına ayrılmış ve bir başka işe başlamıştım. Veda için Ayhan beyin yanına gittiğimde Akın beye duyduğum saygı ve sevgiden bahsettiğimde anlattı.

Altın madenleriniz olsa ve bir bölgede Altın bulsanız, oradaki arazilerin sahibi olan köylülerden bu arazileri nasıl satın alırdınız? Eğer helal süt emmemişseniz, farklı farklı insanları gönderir ve arazileri toplarsınız. Hani şimdilerde nerede rant olacaksa bunu öğrenenler bu bilgiyi önceden alıp gidip arazi topluyorlar ya işte öyle yaparsınız. Arazi sahipleri sonra bir bakıyorlar ki oradan TEM geçecekmiş, ya da hava alanı olacakmış.

İşte bu noktada Akın İpek gerçek bir müminin yapacağı şeyi yapıyor. Kayseri Himmet Dede bölgesinde arazi sahiplerine burada altın bulduğunu ve rezervin ne kadar olduğunu, buraya yatırım yapması için arazilerinin dönümüne X kadar fiyat ödeyeceğini söylüyor. O kıraç ve verimsiz bölgede o anki cari fiyatlar bin TL iken bunun 70 katını ödüyor ve bir şart koşuyor; “herkesin arazisini bu fiyattan alırım”. İnanmayan gitsin ve o bölgede arazisini satan insanlarla konuşsun. Akın Beye sadece dua ediyorlar.

Aynı şekilde, Marmaris’teki oteli yaparken arazi alırken arazi sahibi 300 bin TL istiyor ve Akın Bey; “350 bin TL ödeyin, yarın bir gün biz oteli yapınca burada araziler değerlenir ve insanlar kandırıldıklarını düşünür, haklarını helal etsinler” diyor.

Peygamberimiz Haz. Muhammed (SAV) Mekke pazarında satış yapanlara bir yasak getiriyor. Mekkeli yerli pazarcıların Mekke’nin 2-3 kilometre dışında diğer yörelerden pazara gelenleri karşılayarak ürünlerini satın alıp pazarda satmalarını yasaklıyor. Çünkü o insanlar pazardaki fiyatı bilmiyorlar diyor. Eğer bir yerden yol geçeceğini öğrenmişseniz, oradan arazi alacaksanız, arazisini alacağınız insana bu bilgiyi açıklamak zorundasınız. Aksi halde karnınızda ateş götürmüş olursunuz.

Bugün Gazetesi’nin tirajının şişirilmesine neden izin vermedi?

Bir başka küçük ama çok önemli bir anekdot daha anlatacağım. Bunu da medya grubundan birisi anlattı. Medya grubu bir toplantıda Akın beye “Efendim, her grup kendi gazetesini satın alarak tirajlarını şişmiş gösterip reklam pastasından pay kapıyorlar, Bugün gazetesinin tirajı ise 80-90 bin civarında, eğer 100 bin eşiğini aşarsak reklam gelirimiz ikiye katlanır” deyince Akın Bey; “Başınızı yastığa koyduğunuzda vicdanınız rahat bir şekilde uyuyacak mısınız? Dedikten sonra “harcama yapacağınız paraya birkaç önemli köşe yazarı daha transfer edin” diyor.

Aslında daha anlatacak çok şey var; Bugün TV’ye başladığımda kameramanından, habercisine, program yapımcısına, müdürüne kadar ne kadar çalışan varsa herkes bordrosundaki maaşı alıyordu. Yani asgari ücret gösterip devletten kuruş vergi ya da prim kaçırmıyordu. Zaten 2.5 yıl denetim yaptılar ve bir şey bulamadılar. Ben böyle bir iş adamını hayatım boyunca tanımadım. Kayyımların geleceğini adı gibi bildiği halde şu an Melek hanımı sokmadıkları kendi yaşadıkları evleri üzerine geçirmedi. Varlık kaçırmadı şirketlerin içini boşaltmadı.

Melek İpek Hanım demişken, şunu da söyleyeyim; Otele davet edildiğimizde adeta bir anne gibi hepimizi karşıladı ve kibirden gururdan eser yoktu. Allah(cc)’nın rızasından başka bir şey düşünmeyen adı gibi Melek bir insandır.

Akın İpek 11 devlet okulu yaptırdı

Cemaat konusuna gelecek olursak, ne zaman kim kendisinden yardım istemişse Akın Bey koşmuştur. Şu ülkede okul yaptırıyoruz denmiştir hemen yardım etmiştir. Devletimiz “okul” demiştir koşmuş 11 tane okulu da devlete bağışlamıştır. Onların kapısından hiç kimse eli boş dönmemiştir Ama şunu kesin olarak söyleyebilirim ki, devletin içinde oluşan paralel yapılanma denilen oluşumdan hiçbir zaman haberi bile olmamıştır. Hiçbir hakimi veya savcıyı tanımaz. Hiçbir emniyet müdürü ile en ufak bir ilişkisi olmamıştır. Şu an devletin en üst kademelerindeki insanlar, zamanında Akın Beyin yüzlerce katı ölçüsünde paralel yapılanmaya destek vermişler, paralel devleti kendileri oluşturmuşlardır.

Akın Beyin eleştirilecek hiçbir tarafı yok mudur? Tek bir noktada Akın beyi eleştirebilirim. Akın Bey çalıştırdığı profesyonel yöneticilerine hiç karışmaz. Yöneticilerine ve çalıştırdığı insanlara inanılmaz güveni vardır. O’nun ilkeleri vardır ve asla o ilkelerden ödün verilmedikçe ayrıntılara karışmaz. Gazete ve Televizyondaki en önemli ilkesi, herkese söz hakkı verilmesi, asla ve katiyen yalan ve iftira haber yapılmamasıdır. Fakat zamanında, Ergenekon olayları gündemde iken, birçok asker hakkında düzmece deliller üretilirken, Genel Kurmay Başkanı Terör Örgütü ele başısı olarak hapse atılırken, o dönem çalıştırdığı medya yöneticilerinin Akın beyin bu güvenini kötü şekilde kullandıklarını düşünüyorum. O dönemde eğer haksızlığa uğrayanlardan biri Akın bey ile görüşse ve haksızlığa uğradıklarını anlatsaydı, Akın Bey onlara hiç düşünmeden söz hakkı verirdi.

Gülay Göktürk’ün gazeteden atılmasını kim istedi?

Çok uzun oldu biliyorum ama bitirmeden bir noktayı daha vurgulamak istiyorum. Zannedersem 2010’lu yıllarda Gülay Göktürk gazetede Ak Parti’yi yerden yere vuruyor. Gülay Göktürk’ün gazeteden atılması için tepeden talepte bulunuluyor. Akın bey, kendisinin böyle bir tarzı olmadığını ve eğer Gülay Göktürk suç unsuru taşıyan bir şey yapıyorsa, yasal yollara başvurulmasını öneriyor. Zaten ipler ondan sonra kopuyor. Fakat gelin görün ki; 17-25 Aralık sonrasında Gülay Göktürk Bugün Gazetesinde hala köşe yazarıydı ve Cemaati yerden yere vuruyordu. Yolsuzluğun önemli olduğunu ama devlet içindeki paralel yapılanmanın çok daha büyük bir tehlike olduğunu yazıyordu. Yaklaşık 6-7 ay boyunca bu yazılarına devam etti ve bütün yazıları yayınlandı. Buyursun Gülay hanım açıklasın acaba Akın Bey bu konuda kendisine en ufak bir telkinde bulunmuş mudur? Cevap “Asla!” olacaktır. Nitekim daha sonra Gülay Hanım kendi isteği ile gazeteden istifa etmiştir. Aynı şekilde, Ahmet Taşgetiren gazeteden atılmamış, kendi doğruları o sırada gazete yönetiminin doğruları kesişmediği için kendisi ayrılmıştır.

Bu yazıyı neden yazdığımı tekrar hatırlatayım. Hiçbir çıkarım yok. Etrafımda bulunan çok yakın arkadaşlarımın dahi Akın Bey hakkında bilmeden ve tanımadan atıp tuttuklarını gördüm. “Kim bilir daha başka nice insanlar şu anki algı operasyonları sonrasında ne kötü şeyler düşünüyordur” diyerek kendime görev bildim. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmamak”, her türlü haksızlığa, zulme uğramış çok iyi tanıdığım bir insan hakkında doğruları anlatarak Yüce Rabbim’in rızasını kazanma amacını taşıyorum. Hem Akın bey ve ailesi, hem de Melek İpek Hanımefendi için her namazımdan sonra dua ediyorum.

Biliyorum şimdi beni de tefe koyacaklar, bu yazı için kaç para aldığımı soracaklar, ya da paralel yapının elemanı olduğumu söyleyecekler, terör örgütü üyesi olduğum yazılacak, vatan haini ilan edileceğim ki; hayatım boyunca F.Gülen cemaati ile hiçbir ilişkim olmadığı gibi, hiçbir zaman maddi yardımda da bulunmadım. Bir defa öğrenciye yardım için para istediler. Ben de öğrencinin adını adresini ve telefon numarasını istedim. “Biz böyle çalışmıyoruz” deyince yardım etmedim.

Beni de hain ve suçlu ilan edeceklere karşı tek silahım Mahşerdeki hesaplaşmaya inanıyor olmamdır. Üç günlük dünya!

****

Muminun suresinin 112-116. ayetlerde bir diyalog geçer bu diyalog Allah ile cehennemdekiler/veya sura üflenmekle kabirden kalkan cehennemlikler arasında gerçekleşir.

Allah cehennemdekilere/veya cehennemliklere der ki: “Size kalsa, dünyada kaç yıl kaldınız?”

Onlar, azabın verdiği dehşetin sersemliğinden ötürü; “Bir gün veya daha da az. Ne bilelim, isterseniz bunu tam tamına aklında tutanlara sor! Zira bizim aklımız başımızdan gitmiş durumda.” diye cevap verirler.

Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Siz, doğrusu pek az kaldınız. Çünkü siz dünyayı ebedi bir mutluluk diyarı sanıyordunuz ve ahiretin olmadığına inanıyordunuz. Şimdi ise, asıl ebedi hayatın ahiret hayatı olduğunu gördünüz ve dünya hayatının gerçek anlamda çok kısa olduğunun farkına vardınız. Bu gerçeği dünyada iken bir bilseydiniz, Bana isyan etmezdiniz. Ey gerçeklerden gafil olanlar! “Bizim sizi boşuna yarattığımızı, Bizim huzurumuza dönüp hesap vermeyeceğinizi mi sandınız?”

Bu diyalogun sonunda vurgulanan şu gerçek, konunun özeti gibidir:

“Öyleyse artık şu gerçeği bilin ki Allah yüceler yücesidir. Gerçek hükümran O’dur. Ondan başka tanrı yoktur. Pek değerli arşın Rabbidir. O halde, kim tanrılığını ispat eden hiç bir delili olmamasına rağmen, Allah’la beraber başka bir tanrıya taparsa, âhirette Rabbinin huzurunda hesabını verecek, cezasını çekecektir. Şurası muhakkak ki kâfirler asla iflah olmazlar.” (krş. Taberi, Razi, Beyzavî, İbn Kesir, İbn Aşur, ilgili yer)

Akın İpek Ailesinin Bir Hayli İlginç Hayat Hikayesi

Akşam yazarı Gürkan Hacır bugün hayli ilginç bir öykü anlatmış. Medyada da güçlü bie pozisyonu olan İpek Grubu inanılmaz bir hikaye sonrasında bugünlere varmış. Mesela ilkokul eğitiminin unutulmaz çizgi karakteri Cin Ali‘nin Akın İpek‘in babası Ali İpek‘ten esinlenerek yaratıldığını biliyor muydunuz?

USTANIN TAKTIĞI LAKAP
Öyleyse biraz geriye gidelim; Bugün gazetesi, Kanaltürk ve Bugün TV’nin patronu Akın ve Tekin İpek kardeşlerin babası Ali İpek’in, Adana’da başlayan macerasına uzanalım. Ali İpek aslen Maraşlı’ydı. 1940’ların ortasında hemen birçok hemşerisinin yaptığı gibi Adana’ya göç etmişti. Ama biraz erken bir yaşta. İlkokulu henüz bitirmiş, 12 yaşında Adana’nın yolunu tutmuştu. İlk bulduğu iş matbaa çıraklığı oldu. Adana’nın ünlü Melekgirmez Çarşısı’ndaki bir matbaada çırak olarak işe başladı. Ali, zayıf ve çelimsiz hali ama bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle kısa sürede çevre esnafın maskotu haline geldi. Bir matbaa ustasının ona taktığı lakap yıllar sonra Türk eğitim sisteminin en temel kahramanlarından biri olacaktı: Cin Ali!

İPEK’İN YENİ YUVASI KOZA
Artık Ali İpek’in Melekgirmez Çarşısı’ndaki ismi Cin Ali’ydi. Matbaa makinesine boyu yetişmediği için önceleri altına gazoz sandığı koyuyor ve bu halde çalışıyordu. Çalışkanlığı ve girişimci tavrı sayesinde kısa sürede kendi matbaasını kurma şansını buldu. 20 yaşında artık kendi işinin patronuydu. Tabii matbaa derken bunun tek pedallı bir makineden ibaret olduğunu belirtelim.
Ali İpek’in çalışkanlığı ve hırsı dur durak bilmedi. Kısa sürede Adana’nın en çok iş yapan matbaası olması yetmiyordu. Ankara’ya gitmeye karar verdi. Otobüsten Başkent’e ilk adım attığında söylediği bir söz eşini hafiften güldürmüştü:

-Bak hanım!
Bugün Ankara’ya çok önemli bir işadamı indi!
Ankara’da ünlü  İzmir Caddesi’ndeki Turtesan Pasajı’nda bir dükkan kiraladı. Tek kollu makinesini buraya özenle yerleştirdi. Adana’daki matbaasının adı İpek Matbaası’ydı. Kardeşiyle ortaktı. Ankara’da kardeşinden ayrı olarak kurduğu bu matbaanın adını değiştirmeliydi. ‘İpek’ Adana’da kaldığına göre, o da İpek’in çıktığı yuva olan ‘Koza’ ismini seçti. Adana’daki matbaada sürekli bastığı düğün davetiyesi işini bu kez Ankara’da ‘Koza Davetiyeleri’ markası altında üretmeye devam etti.

PEK ‘CİN’ BİR FİKİR
Koza Davetiyeleri kısa sürede Ankara’da tanınmaya başladı. Ama davetiye pazarı büyümek için yeterli bir pazar değildi. Başka işlere de yönelmek istiyordu. O günlerde yakın dostu öğretmen Rasim Kaygusuz’un bir önerisiyle ilköğretim kitapları basmaya karar verdi. Bir çizgi öykü olacak bu kitaplarla ilkokul birinci sınıflar için okuma egzersizleri yaptırılacaktı. Seri halde düşünülen kitaplar için bir kahramana ihtiyaç vardı. Ali İpek’ten defalarca Adana’daki ‘Cin Ali’ hikayelerini dinlemiş olan Rasim Bey’in aklına bu karakter geldi. Tıpkı gerçek hayattaki gibi çelimsiz ama bir o kadar da çalışkan olan bu karakter pekala çizgi resim kahramanı olabilirdi. Kitabın içeriğini öğretmen Rasim Kaygusuz hazırladı, çizimleri illüstratör Selçuk Seğmen yaptı. Ve Ali İpek’in gerçek yaşam öyküsünden yola çıkarak yaratılan Cin Ali serisi tüm Türkiye’ye dağıldı.

ÖLÜMÜ ERKEN OLDU
Cin Ali serisi Milli Eğitim Bakanlığı’nca okullarda uzun yıllar okutuldu. Herkesin alfabeden sonra öğrendiği bir kahraman haline geldi.
Peki, Ali İpek, Cin Ali kitaplarıyla yetindi mi? Elbette hayır! Ankara’da dünyaya gelen iki oğlunu da iş hayatıyla erken tanıştırdı. Bir yandan iyi bir eğitim almalarını bir yandan da matbaacılığı öğrenmelerini istiyordu. Büyük oğlu Akın’ı ve küçük oğlu Tekin’i önce kolejde, ardından yurtdışında okuttu.
Ankara Necatibey Caddesi’ne taşıdığı büyük matbaasında, bir Alman firmayla ortak iş aldı. Bu yurtdışına ilk açılımı oldu. Ama aklında asıl davetiye pazarını elinde tutan İstanbul’a açılmak vardı. Eğitimlerini tamamlayan oğullarını İstanbul’a yolladı. Ellerinde davetiye kataloğuyla İstanbul’da matbaaları dolaşan İpek kardeşler, hayal kırıklığına uğradılar. Hemen hiçbir matbaacı katalogla ilgilenmedi.
İlk İstanbul çıkarmaları başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bu arada Ali İpek rahatsızlandı. ‘Matbaacıların ortalama yaşam süresi kısadır. Kurşun tozunun içinde karanlıkta çalışan adam uzun yaşayamaz’ diyen Ali İpek, kansere yakalandı. Akın ve Tekin, işleri devralmış olsalar da yine de hasta haliyle matbaadan ayrı kalmadı. Ali İpek’in hasta halde temelini attığı İstanbul yolundaki dev tesis Ankara ölçeğinde büyük bir matbaaydı. 1996 yılında Ali İpek hayata gözlerini yumdu.

ELİ BOŞ DÖNDÜ
Akın İpek, İstanbul deneyiminden çıkardığı derslerle bu kez Amerika’nın yolunu tuttu. Sadece düğün davetiyesi değil yılbaşı ve tebrik kartları üretimine de geçti. Hırslı ve agresifti. Amerika’da kendine yer edinmek istiyordu. Amerika’nın önde gelen davetiye şirketleri rahatsız olmaya başladılar. Ortaklık teklif ettiler. Kabul etmedi. Yavaş yavaş kendine yer buldu. Birkaç yıl sonra Türkiye’ye döndüğünde uluslararası pazarda marka olmayı başarmıştı.

Ama yine de Ankaralı  bir firmaydı. Alışkanlıkları, ataklıkları hep Ankara ölçeğindeydi. Akın İpek’in ise aklı İstanbul’daydı. Borsaya açılmaya karar verdi. Koza Davetiyeleri olarak İstanbul’da bir tanıtım gecesi düzenlediler. Bu lansmanla Koza Davetiyeleri, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na kote olacaktı. Ancak önemli bir şeyi unutmuşlardı. Büyük gazetelere ilan vermeyi! Birçok gazetenin ekonomi servisinden üstü kapalı tehdit görmüşlerdi. Hem borsaya açılacaktı hem de ilan vermeyecekti. Bu olacak iş değildi. Akın İpek hisse satışını durdurup Ankara’ya döndü. İşte Akın İpek’in belki de medyaya girmesine karar verdiği an bu andır. Medya karşısında bir işadamının nasıl çaresiz olduğunu gördü. Medya fikri aklına girdi.

Yazar hakkında

mm

Agah Alptekin

Dijital Gazeteci - Blogger

Yorum yaz