Haber

65. dönem kabinesi: 11 maddede ne anlama geliyor, hükümetin gündemi ve yönü

65.DÖNEM KABİNE

Binali Yıldırım’ın başkanlığında kurulan yeni hükümet kompozisyonu gidenleriyle ve kalanlarıyla bazı sürprizler içeriyor.

En dikkat çekici atamalar, AB Bakanı Volkan Bozkır ile Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın kabine dışı kalması oldu.

Kulislerde Mehmet Şimşek’in kabine dışı kalabileceği konuşuluyordu, bu iddiaların doğru olmadığı ortaya çıktı.

Peki yeni kabine kompozisyonu ne anlama geliyor, hükümetin gündemi ve yönü konusunda ipuçları veriyor mu?

Hürriyet Daily News Gazetesi Ankara Temsilcisi Serkan Demirtaş‘a sorduk.

– Dokuz isim değişti. Aslına bakılırsa beklenenden daha kapsamlı bir değişim olmuş. Beş ila yedi ismin değişmesi bekleniyordu. Mesela adı olası başbakan adayları arasında sayılan Mehmet Müezzinoğlu Sağlık Bakanlığı görevini, o koltuğun eski sahiplerinden Recep Akdağ’a bıraktı. Kültür Bakanı Mahir Ünal ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın kendilerine yeni kabinede yer bulamadıkları anlaşılıyor. AB Bakanı Volkan Bozkır da gitmesi beklenen bakanlardan değildi. Kapsamlı ve biraz da sürpriz yaratan bir kabine oldu. Gitmesi beklenenler vardı, Lütfi Elvan mesela Kalkınma Bakanı olarak devam edecek. Gelenler, gidenler ve kalanlarla sürpriz unsurlar içeren bir kabine.

İlk defa bakan olan isimler var. Mehmet Özhaseki, eski Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı. Kayseri kontenjanından girmiş görünüyor. İsmet Yılmaz’ın Savunma’dan Milli Eğitim’e geçmesi de dikkat çekici. Tabii bu kabine yeni anayasa ve başkanlık sistemine geçiş arayışı çerçevesinde kilit görev üstlenecek bir ekip olacak. Ama ülkeyi seçime götürecek hükümet olma ihtimali de yok değil. Yine bunun sinyalini de başbakan grupta verdi. “Biz ne yapacağımızı biliyoruz, bundan kimsenin şüphesi olmasın” sözleri, anayasa değişikliği konusunda AKP’nin diğer partilere yaptığı çağrının kabul görmemesi durumunda, ‘erken seçimden kaçınmayacakları’ uyarısı olarak da görülebilir.

AB Bakanlığı’ndaki değişiklik AB’yle ilişkilerde nasıl bir yaklaşıma işaret ediyor?

– Kendi başına önemli bir gelişme bu. Volkan Bozkır eski bir büyükelçi olarak kariyeri AB üzerine odaklanmış, muhataplarıyla ilişkisi açısından dikkat çekici bir isimdi. Bu adımı, Erdoğan’ın AB’yle imzalanan mülteci anlaşmasından duyduğu rahatsızlığın yeni bir yansıması olarak görüyorum. AB’yle anlaşmanın mimarı Davutoğlu’ydu, ama kendisiyle birlikte müzakereleri yürüten iki isim daha vardı. AB Bakanı Bozkır ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu. Bu üçlüden ikisini dışarıda bırakarak müzakerelerin yeni bir perspektifen devam etmesi kanaatini vurgulamış oluyor belki de. İstanbul’da biraraya gelen Erdoğan ve Merkel vize serbestisi görüşmelerinin devamı konusunda uzlaştılar. Çavuşoğlu da AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Timmermans’la Antalya’da görüşecek. Bakan değişmiş görünüyor, müzakereler devam edecek, ama yeni bir perspektifle devam edecek. Ömer Çelik, AKP sözcüsü olarak yaptığı açıklamalarda, Türk vatandaşlarına vizenin kaldırılmasının terörle mücadele yasasında değişiklik kriterine de bağlanmasına çok sert tepki gösteren ve taviz verilmeyeceğinin altını çizen bir siyasetçi olmuştu. Dolayısıyla AB’yle müzakere sürecinin biraz daha çetin olacağını öngörmek yanlış olmaz.

Çavuşoğlu’nun kalması dış politika açısında ne anlama geliyor?

– Çavuşoğlu dış politikadaki devamlılık açısından önemli. Ama Binali Yıldırım’ın ilk grup toplantısında altını çizdiklerine bakarsak dramatik değişiklikler görmek şaşırtıcı olmayabilir. İçinde bulunduğu bölgenin Türkiye için sıkıntı yarattığına dikkat çekerek Türkiye’nin yapması gerekenin ‘bundan sonra dostlarının sayısını arttırıp düşmanlarının sayısını azaltmak’ olduğunu söyledi. Daha da ileri giderek, ‘Dört yıldır devam eden anlamsız savaş’ ifadesini kullandı Suriye’deki savaş için. Bu, daha önceki AKP başbakanı ve siyasi kadrolarının kullanmadığı türden bir ifadeydi. Bu sözler yaşama geçirilirse, yeni hükümetin dış politikada önemli değişiklikler arayacağı anlaşılıyor. İsrail, Mısır ve Rusya’yla sorunlu ilişkileri onarmaya dönük bir anlayış ve üslup gündeme gelebilir.

Yalçın Akdoğan’ın kabine dışı kalmasının da çözüm süreci tartışmalarıyla bir bağı var muhtemelen.

– Akdoğan’la birlikte görevden alınan kişiyi dikkate aldığımızda bu görüş giderek daha da güçlü hale geliyor doğrusu. Kültür Bakanı Mahir Ünal da yeni kabinede yok. İkisi çözüm süreci konusunda kilit rol oynamışlardı. Akdoğan hükümet, Ünal parti tarafıyla ilgiliydi çözüm sürecinin. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürekli karşısına çıkan bu Dolmabahçe mutabakatıyla ilgili siyasi yükü bu iki kişiye fatura ederek hükümeti rahatlatmak istemiş olabileceği düşünülebilir. Binali Yıldırım da ilk grup toplantısında terörle mücadelenin kesinlikle ve kesinlikle teröristler silahlarını bırakana, silahlı eylemlerine son verene kadar süreceğini belirterek, ufukta diyalog ve müzakere yollarının görünmediğini de ifade etmiş oldu. Bu söylemle birlikte bu iki ismin kabine dışı kalması aynı çerçevede değerlendirebilir.

Ekonomide büyük bir sürpriz görünmüyor kabinede.

– Doğru sürpriz yok ama ciddi bir denge kurma arayışı var. Dört kişi ilgilenecek gibi görünüyor ekonomiyle. Her ne kadar sorumluluk alanları henüz belli olmasa da iki başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek ve Nurettin Canikli’nin yanısıra Ekonomi Bakanı olarak Nihat Zeybekçi ve Maliye Bakanı Naci Ağbal ekonomi yönetiminde etkin olacak kişiler olacaklar. Dengeli bir ekonomi bir yönetimi arzu edildiği anlaşılıyor. Başbakan yine ilk grup toplantısında ekonominin bundan sonraki yörüngesini tarif ederken mali disiplinden taviz vermeden büyüme odaklı bir ekonomi vaadetti. Mali disiplini Şimşek temsil ediyorsa, Zeybekçi’nin de üreterek büyüyen ve istihdam yaratan ekonomi politikasını temsil ettiği söylenebilir.

Kaynak: www.bbc.com

 

 

Yazar hakkında

mm

İbrahim Demir

Web İçerik Uzmanı

Yorum yaz