Haber

11 maddede Türkiye’de şehirler arası göçmen kaçakçılığı ve Suriyeliler

a

Avrupa Birliği ile yapılan göçmen anlaşmasının Türkiye’ye farklı bir yansıması daha oldu. Anlaşmaya göre artık Suriyeliler’in şehirler arası yolculuğu da kolay değil. Şimdi şehirler arası göçmen kaçakçılığı başladı. Al Jazeera Türkçe’de Ece Göksedef bu konuda geniş bir dosya yayınladı.

Şanlıurfa-Mersin hattında ‘göçmen kaçakçılığı’

Türkiye’nin AB ile yaptığı mülteci pazarlığı ve artan güvenlik kaygıları sonrası sınır kapılarındaki yoğunluk azaldı. Türkiye içinde yaşayan ve artık geri gönderilmekten korkan Suriyelilerin hayatı da zorlaştı. Türkiye içinde bir şehirden diğerine geçmeleri artık bazı şartlara bağlı. Yeni durum, sınır kapılarındaki kaçakçılığın da yer değiştirmesine yol açtı; artık sınır kentleri arasında Suriyelileri taşıyan ‘kaçakçılar’ var.

10 Mar 2016, Ece Göksedef

“Abla, bizi yollayacaklar mı?”

Öncüpınar Sınır Kapısı’ndaki tel örgülerin arkasında iki kardeşiyle oynarken bizi görünce koşarak yanımıza geldi Rana. Sadece birkaç kelime bildiği Türkçesiyle kapıdaki polisleri göstererek bu soruyu sordu.

Kapıda bekleyen onlarca Suriyeli aileden biri Rana’nın ailesi. Suriye ve Türkiye tarafından kontrol edilen iki kapının ortasında bekliyorlar. Yıllardır savaş onları evden kaçmayı gerektirecek kadar etkilememişken son aylarda çatışmalar onların da evlerinin önüne ulaştı. Ailesi de 2011’den beri 2 milyonun üzerindeki Suriyelinin yaptığı gibi Türkiye’nin kapısını çaldı. Ancak artık durum değişmişti.

Türkiye’den Avrupa’ya yaşanan göçmen akını ve Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye ile işbirliğini artırması, Suriyelilerin hayatını önemli ölçüde etkiledi.

Rana’nın anlatabildiği kadarıyla hem Suriye’de kurulan kamplarda hem Kilis’te ‘başka kardeşleri’ yani akrabaları ya da komşuları var. Kilis’tekilerin yanına gidebilmek için bekliyor. Ne kadar bekleyeceğini bilmiyor. Güvenlik görevlileri, ailesiyle birlikte onu bir barınma merkezine yerleştirmek istiyor.

Kapıda durumun değiştiğini bilen Suriyeliler riskli bölgeden geliyorsa artık doğrudan sınırın diğer tarafındaki kamplara gidiyor. Bu yüzden Öncüpınar’da yıllardır görmeye alışık olduğumuz kalabalık artık yok. Ne arabalar ne yayalar bekliyor. Kapı sadece kamplara yardım götüren TIR’lara açılıyor.

Rana kapının diğer tarafındaki boşluğa bakıp bir daha soruyor: Onları buraya yollayacaklar mı?

11 maddede Türkiye'de şehirler arası göçmen kaçakçılığı ve Suriyeliler

Foto Kaynağı: The SBS TV

Şehir değiştirmek için oturma izni artık şart

Suriyelilerin hayatını değiştiren tek şey mülteciler üzerine yapılan pazarlıklar değil. Güvenlik sıkıntısı sebebiyle Türkiye içindeki kontroller de arttı. İkisi bir araya gelince yaşamları zorlaştı.

Artık bir şehirden diğerine geçişleri, oturma izni olmadan yasak. Geçerli bir mazereti olanlar geçici bir süre için bir seferlik ‘seyahat belgesi’ alabiliyor. Oturma izni için ise masrafı 1500 TL’ye ulaşan birçok belgenin, kira kontratının yanı sıra 6 bin dolarlık banka hesabı göstermek gerekiyor.

Üç ay önce sınırı geçebilen son kişilerden olan Halepli Esma, “Değil 6 bin dolar, birkaç yüz Liralık kira kontratım bile yok” diyor. Kentsel dönüşümün başlayacağı bölgelerde boşaltılan evlerden birinde, 18 kişilik geniş ailesiyle yaşıyor.

Sokaktan dışarı çıkmıyor

Kilis’e bağlı Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan giriş yaptıkları için Gaziantep’e gitmeleri yasaktı. Kendilerinden önce gelen akrabalarını göreceklerini söyleyip bir kerelik izin aldılar. İzin 10 gün geçerliydi, 10 günden fazla kalmaları halinde ceza ödemeleri gerekecekti.

O izinle Gaziantep’e girip akrabalarının yaşadığı terk edilmiş binaya yerleşeli üç ay oldu. Polise yakalanmamak için sokağın dışına çıkmıyorlar. Evdeki tek erkek Esma’nın kardeşi. O, yakındaki inşaatlarda çalışıyor, polise görünmeden her gün gidip geliyor. Bizi evlerine davet ediyorlar ama fotoğraflarını çekmemizi kesinlikle istemiyorlar. Yakalanıp cezayı ödeyemeyince Suriye’ye geri gönderilmek en büyük korkuları…

Esma, “Aslında o geçici kartları filan almak istemiyorum, savaş bitsin de kalıcı olarak evime dönmek istiyorum” diye özetliyor asıl isteğini.

Türkiye’ye üç yıl önce gelmiş olan Esma’nın kız kardeşi değişimi “2015 sonuna kadar kâğıtsız istediğimiz yere gidip geliyorduk, uçağa binen de oluyordu. Suriye’ye de girip çıkıyorduk. Şimdi güvenlik diye bırakmıyorlar bizi” diye anlatıyor.

‘El göç’te uzun bekleyiş

Kamplarda kalmayan Suriyelilere İl Göç İdaresi’nde verilen iki çeşit kart var. Biri, oturma izni yani ikâmet kartı; diğeri hastanelerde tedavi görmelerine yarayan Geçici Koruma Kimlik Belgesi. Beş yıldır Türkiye’ye giren her Suriyeli, üzerinde ‘şahıs numarası’ yer alan bu kimlik belgesini alıyor ve kimlik kartı gibi yanında taşıyor.

Ancak artık bu kartı almak bile zorlaştı. Çünkü yıllardır oturma iznine ihtiyaç duymayan Suriyeliler, şimdi bunun için başvurmak zorunda. Hem Geçici Koruma Kimlik Belgesi hem oturma izni hem de ‘Seyahat İzin Belgesi’ İl Göç İdareleri’nden alınıyor. Suriyeli sayısı ve kartlara duyulan ihtiyaç arttıkça buralarda sıra artıyor. Ortalama bir hafta sonra sıra geldiğinde başvuru yapılıyor. İznin ya da kimlik belgesinin çıkması, her bir kişi için inceleme yapıldığından, bir ayı geçebiliyor.

Oturma izni alamayan bir başkası da Ferid. Gaziantep’te Ferid’le buluştuğumuzda, ailesinin üç yıldır Kilis’te yaşadığını ancak kendisinin Gaziantep’te daha iyi bir iş bulduğunu anlatıyor. Yıllardır hiçbir sorun yaşamadan Kilis’e gidip ailesini görüyorken, artık oturma iznine ihtiyacı var:

“Yaklaşık iki ay önce ilk kez durdurdular yolda. Ailemi görmeye Kilis’e gidiyordum. Otobüsten indirdiler. Geçici bir seyahat belgesi verdiler. Onunla bir kereliğine gidip görebildim.”

6 bin doları geçici bir süre için bulabileceğini söylüyor, banka hesabı açıp Göç İdaresi’ne gösterdikten sonra parayı aldığı kişilere iade edecek. Ancak ona göre sorun, Suriyelilerin ‘El Göç’ dediği Göç İdaresi Müdürlüğü’nde:

“İkinci kez seyahat belgesi almaya gittiğimde vermediler, ‘Ailenin orada oturması bizi ilgilendirmiyor’ dediler. Artık bize yaklaşımları değişti. Baktım böyle olmayacak, oturma iznine başvurdum. İlk gün üç saat bekledim, daha saati gelmeden ‘mesai bitti’ deyip bizi gönderdiler. On gün sonra sıra bana gelmişti. Ama aylar sonrasında, Eylül’e gün verdiler.”

Kilis-Gaziantep-Hatay üçgeninde kontrol noktaları

Suriyelilerin en fazla geçiş yaptığı üç şehir Hatay, Gaziantep ve Kilis arasında sık sık kontrol noktaları var. Özellikle Suriyeliler için oluşturulan güvenlik kontrolleri, sıklığı azalarak Şanlıurfa’dan Mersin’e, kuzeyde Kahramanmaraş’a kadar uzuyor. Suriye’den getirilen ya da Suriyelilerin Türkiye’de aldıkları araçların plakalarının özel harfleri var. Plakada bu harfleri gören polis arabaları durdurup oturma izni, yoksa geçici seyahat belgesi soruyor. O da yoksa arabaları geri döndürüyor.

Şehirlerarası otobüsler ya da şüphelendiği araçları da durduruyor güvenlik görevlileri. Ferid birkaç kez, otobüsle gittiği Kilis’ten Gaziantep’e dönerken polis tarafından geri gönderildi. Nedenini sorduğunda polisin yanıtı “Terör saldırılarından korunma önlemi bu” dedi.

Üç yıldır burada kendisine bir hayat kuran Ferid, Türkiye’nin Suriyelileri kamplara göndermeye çalıştığını düşünüyor:

“Bizi kamplara mecbur bırakmak istiyorlar. Allah mecbur etmesin ben yaşamam kampta. Şükür Türkçeyi öğrendim, iş buldum, geçiniyorum. Zor durumda olan gitsin kampa. Burada psikolojim bozulunca şehre inip takılıyorum. Kampta hep savaş psikolojisi var. Zaten kaçarken ruh hâli olarak dipteydik, kampta öyle dipte kalıyorsunuz.”

Türkiye içinde ‘kaçakçılar’

Suriyeli ailelerin çoğu bu üç il içerisinde dağılmış durumda. Birbirlerini görmek için yaptıkları oturma izni başvuruları geciktikçe, kontrol noktalarından kurtulmak için, yeni durumdan kâr sağlayan Türk vatandaşlarının da devreye girmesiyle, başka yollar geliştirmişler. Artık özellikle bu üç il arasında çalışan ‘kaçakçılar’ var.

Ferid’in arkadaşı Ahmed, İstanbul’da yaşayan ailesini geri göndermek için bir ‘kaçakçı’yla anlaştığını anlatıyor. Türk plâkalı arabası olan ‘kaçakçı’ diye adlandırdıkları bir şoför, annesi ve babasını kontrol noktalarının olduğu bölgenin dışına çıkarabilmiş. Artık oturma izni olmadan havayolunu kullanmaları da yasak olduğu için otobüsle İstanbul’a dönüyorlar. Şanslılar, hiç durdurulmadan evlerine ulaştılar.

Bu şoförler mesafeye göre 250-300 TL arası değişen fiyatlarla Suriyelileri kontrol noktalarına takılmadan, polisin olmadığı bölgeleri önceden öğrenerek istedikleri bölgeye ulaştırıyor.

‘Açık bir hapishane gibi’

Ferid, uzun süredir Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin mutsuzluğunu şu sözlerle dile getiriyor:

“Türkiye’deki bu yeni duruma çok üzülüyorum. Suriye’de kendimize göre evimiz, ailemiz vardı. Her şeyi bırakıp burada sıfırdan başladık. İlk başta buradaki Türklerle birbirimize alışamamıştık. Zaten bu çok zordu. Ama şimdi buradayız, yıllardır buranın halkıyla kaynaştık, artık iyi geçiniyoruz. Tam birbirimize alışmışken bu kez devlet bize zorluk çıkarıyor. Sanki açık bir hapishane gibi.”

Yaşadıklarını anlatırken Türkiye’nin desteğini inkâr edemeyeceğini de sık sık tekrarlayan Ferid “İki aydır ‘neden böyle oldu’ sorusuna cevap arıyorum”  diyor:

“Üç yıldır buradayım. En başından böyle olsaydı oturma iznimi çoktan alırdım ama ihtiyaç yoktu. Şimdi hem zorunlu bırakıyorlar hem de almak isteyince zorluk çıkarıyorlar. Ülkemde bugün savaş bitsin, yarın geri dönerim.”

Artık ‘Almanya Türkiye’den daha rahat’

Bu kadar ince eleyip sık dokumalarının sebebi Ferid’e göre güvenlik kaygısı. Durumdan şikâyetçi, “Yeni gelenlerle bizi niye bir tutuyorlar?” diye soruyor:

“Artık beni tanıyorlar, evimi yaptım, işimi buldum. Yeni geleni soruşturun tamam ama bizi bırakın çalışalım, yaşayalım. Ben Avrupa’ya gitmeyi hiç düşünmedim ama düşünmeyen başka arkadaşlar burada durum değişince Almanya’ya kaçtı. Orası şimdi daha rahatmış.”

Ferid bize bunları anlatırken Kilis’e havan topu düştüğü ve iki kişinin hayatını kaybettiği haberi geliyor. Ailesini merak eden Ferid kaçakçıyı arıyor, telefonda Gaziantep-Kilis arası polis kontrolüne takılmadan geçiş için pazarlık yapıyor. Şoför kısa bir süre sonra bulunduğumuz yere geliyor. Ferid 250 TL’ye anlaştığı kaçakçının aracına binip Kilis’e ailesini görmek üzere yola çıkıyor…

Yazar hakkında

mm

Ece Göksedef

2011 yılı temmuz ayında çalışmaya başladığı Al Jazeera'de diplomasi muhabiri olarak görev yapan Ece Göksedef, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler bölümünde lisans eğitimi aldı. Bir yıl da Fransa'nın başkenti Paris'te bulunan Science-Po'da siyaset eğitimi alan Göksedef, daha önce Habertürk televizyonunda editör olarak çalıştı.

Yorum yaz