Haber

11 maddede Türkiye Irak ilişkilerinde son durum

mm
Yazar 11Not.com

Türkiye-Irak ilişkileri son beş yıldır zor sınamalarla karşılaşmakta, alınamayan gerekli kararlar ya da alınan yanlış kararlar nedeniyle sürekli olumsuz bir seyir izlemektedir.

Türkiye-Irak İlişkileri ve Hükümetin Yanlışları

1461789694-9617-04
11 maddede Türkiye Irak ilişkilerinde son durum

Türkiye, Irak’ta izlediği mezhepsel ve etnik çizgiden uzak yaklaşım çerçevesinde, 2010 seçimlerinde Şii lider Iyad Allavi önderliğindeki Irakiye Listesi’ni desteklemişti.

MEZHEPÇİLİK VE LİDERLERİN EGOLARININ TATMİNİ

Irak kimliğini öne çıkaran ve mezhepçiliğe karşı bir koalisyon olan Irakiye Listesi bu seçimlerden birinci parti olarak çıkmıştı. Ne var ki Türkiye’ye yakın olan Irakiye Listesi, Şii kesimin bu listeye sıcak bakmaması, Nuri El Maliki’nin iktidar hırsı, Irak’tan çekilmeyi planlayan ABD’nin siyasi risk almaktan uzak durması ve Irak’ı, İran’ın kontrolüne bırakma yönündeki siyaseti gibi nedenlerle hükümeti kurmamış, onun yerine hükümeti Şii Maliki kurmuştur.

Maliki hükümeti ile ilişkilerimiz ise, gerek Maliki’nin izlediği mezhepçi ve ayrıştırıcı siyaset, gerekse Erdoğan ve Maliki’nin egolarını öne çıkararak sürekli birbirleriyle sözlü kavgalara girmesi nedeniyle belli dönemlerde ilişkiler kopma noktasına dahi gelmiştir.

HAŞİMİ’NİN TÜRKİYE’YE SIĞINMASI…

Terörist gruplarla bağlantısı olduğu gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı alınan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi’nin Türkiye’ye sığınması ve Erdoğan’ın Haşimi’yle yakın ilişkileri, öte yandan, Irak Merkezi Hükümeti’nin izni ve bilgisi dışında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile yapılan petrol ticareti, Irak’la ilişkileri iyice germiştir.

Bu ülkeyle ilişkilerde yaşanan gergin atmosfer, yeni krizlerin de eklenmesiyle halen sürmektedir.  2014 yılında seçimleri yeniden kazanan Maliki’nin, izlediği mezhepçi, ayrıştırıcı, İran güdümlü siyaseti nedeniyle üçüncü dönemde Başbakan olmasına karşı Irak’ta Şii kesim de dahil olmak üzere tepki gösterilmiştir.

Şii Dini Lider Ayetullah Sistani’nin de yönlendirmeleriyle, istemese de kenara çekilen Maliki, hükümeti kurma görevini yine kendi partisinden olan Haydar El Abadi’ye bırakmak zorunda kalmıştır.

IRAK VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE GERİLİM TIRMANIYOR

Her ne kadar Maliki’nin partisi İslami Dava Partisi’ne mensup olsa da Abadi’nin Maliki’ye göre daha mutedil bir siyasetçi olduğu, mezhepçi dili Maliki’ye göre çok daha az kullandığı ve bunun Türkiye-Irak ilişkilerine olumlu yansıyabileceği değerlendirilmekteydi. Ancak, Türkiye’nin Irak’la ilişkileri geliştirme yönünde başlangıçta attığı adımların ne yazık ki devamı gelmemiş, öte yandan Irak tarafı da bu konuda yeterince istekli davranmamış, İran güdümünde ve Şii milis örgütlerinin istekleri çerçevesinde hareket etmiştir.

Türkiye-Irak ilişkilerinin bugün arzettiği kötü tabloda bazı temel dış politika hataları bulunmakta ve bu hatalar ilişkilerdeki gerilimi tırmandırmaktadır. 

TÜRKİYE, MERKEZ IRAK HÜKÜMETİNİ GÖRMEZDEN GELİYOR

Irak Kürt Bölgesi (IKB) Türkiye ilişkilerinin yarattığı gerilim  Türkiye-IKB ilişkilerinin, Irak Merkezi Hükümetiyle koordine edilmeden, Bağdat’ın rızası hilafına geliştirilmeye çalışılması, Bağdat’taki Merkezi Yönetimin otoritesini sarsmakta ve Türkiye’ye karşı güvensizlik oluşturmaktadır. Her ne kadar ayrı bir bölgesel yönetim olsa da Merkez Hükümeti bu derece gözardı ederek oluşturulan Kuzey Irak siyasetinin Türkiye’nin Irak politikasını olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır.

TÜRKİYE’NİN IŞİD POLİTİKASI

Türkiye’nin IŞİD politikası  Türkiye’nin yalnızca Irak’ta değil, genel olarak uluslararası arenada itibarına darbe vuran en büyük etkenlerden birisidir.Bu durum Irak medyasında ve siyasi çevrelerinde kendisini çok belirgin bir şekilde hissettirmektedir.

Musul Başkonsolosluğu baskınında tahliye kararının zamanında alınmaması nedeniyle çalışanlarının kaçırılmaları ve sonrasında serbest bırakılmaları sürecinde oluşan atmosfer, Türkiye’nin IŞİD’le “farklı” ilişkilerinin olduğu algısını doğurmuştur.

İncirlik Üssü’nün IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu uçaklarına açılması ve Türkiye’nin Suriye’de IŞİD’e karşı hava saldırısına katılması her ne kadar bu olumsuz algıyı azaltsa da Türkiye’nin IŞİD’le ilişkisi halen sorgulanmakta, IŞİD’e karşı Türkiye’nin gösterdiği çabaların sadece PKK ve PYD’ye karşı verilen mücadeleyi meşrulaştırma amacı taşıdığı şüphesini doğurmaktadır.

Türkiye’nin IŞİD’le mücadeleye katkısı, sınırda yabancı savaşçıların geçişleri konusunda son dönemdeki çabası, Başika kampında IŞİD’e karşı düzenlenecek operasyona katılacak gönüllü savaşçıları eğitmesi, Irak’ta oluşturulan yanlış algılar nedeniyle farklı yorumlanmakta ve medyada ya da siyasi arenada olumlu biçimde kendine yer bulamamaktadır.

BAŞİKA KRİZİ

1461789691-3811-0-51-20151231sl

Başika Krizi Irak’la yaşadığımız problemler yetmiyormuş gibi, geçtiğimiz Aralık ayı başında bunlara bir yenisini daha eklemeyi başardık. Musul’a yakın bir konumda bulunan Başikan bölgesinde yer alan, eski Musul Valisi Asil Nuceyfi’nin himayesinde çalışmalarını yürüttüğü bilinen askeri eğitim kampına Türkiye tarafından yapılan ve zırhlı silahları da içeren askeri intikaller Irak kamuoyunda infial uyandırmış, Iraklı birçok yetkilinin burada verilen eğitimlerden haberi olmasına rağmen koordinasyon eksikliği nedeniyle ciddi anlamda Türkiye karşıtı bir hava oluşmuştur.

Hatta Başika krizi nedeniyle 2015 yılında ilk kez Cumhurbaşkanı Fuad Masum başkanlığında çok farklı siyasi kesimlerin katıldığı bir toplantı gerçekleşmiş, bir anlamda Türkiye sayesinde Irak’ın farklı kesimleri ortak bir noktada buluşmuşlardır.   Türkiye’nin Irak’ta destek verdiği Sünni kesimlerin de bu süreçte yeterince sesleri çıkmamış ve Türkiye’yi hayal kırıklığına uğratmışlardır.

Başika sorunu nedeniyle Türkiye BM ve Arap Ligi nezdinde şikayet edilmiştir. Arap Ligi, Türkiye’nin Irak’taki askeri varlığı nedeniyle kınama kararı almıştır. Ayrıca, her ne kadar BM Güvenlik Konseyi’nde 18 Aralık 2015 tarihinde Türkiye aleyhinde bir karar alınmayıp, iki ülkenin sorunu kendi aralarında çözmeleri salık verilmişse de şikayetini sürdüren Irak’ın bir sonraki görüşmede Türkiye aleyhinde bir sonuç alması da muhtemel  görünmektedir.

Söylemlerinde uluslararası hukuku ve ilkesel dış politikayı öne çıkaran Türkiye’nin, Irak tarafınca egemenlik haklarına saldırıldığı ve uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle uluslararası arenada şikayete muhatap olması bir ironi teşkil etmektedir. Kendi topraklarında Türk askeri varlığına izin vermediğini ilan eden Irak Hükümeti Türkiye’yi işgalci konumuna düşürmüştür.

YALNIZCA SÜNNİ KESİMLE SİYASİ İLİŞKİ KURDULAR

Irak’ta toplumun tüm kesimleriyle temas kurulmaması  Türkiye’nin 2010 seçimlerinde Irak kimliğini öne çıkaran ve mezhepçiliğe karşı çıkan bir koalisyon olan Irakiye Listesi’ni desteklemesi, Irak’ta tüm kesimlerle ilişki geliştirilmesi açısından doğru bir hareket olmuştu.

Ancak sonrasında yalnızca Sünni kesimden siyasilerle temas kurulması, hatta Sünniler arasında bile ayrım yapılması, Türkiye’nin Irak siyasetinde temsil edilmesini büyük ölçüde zorlaştırmıştır.

AKP iktidarının Orta Doğu’da verdiği mezhepçi görüntü Irak’ta da kendisini fazlasıyla hissettirmiştir.

Türkiye’yi idare edenlerin “herkesi kucaklıyoruz, mezhepçilikten uzağız” ifadeleri ise sadece söylem düzeyinde kalmıştır. Irak’ın %60-65’ini temsil eden Şii siyasi kesime mesafeli duran Türkiye’nin Irak’ta etkin bir siyaset izlemesi ne derece mümkün olabilir?

ETKİSİZ AKTÖRLER ÜZERİNDEN SİYASET TUTMAZ!

Sünni kesimde işbirliği yaptığı siyasi kesimin bile Sünni kesimin çoğunluğunu temsil etmediği gözönüne alındığında, etkisiz aktörler üzerinden Irak siyasetinde etkin olma çabalarının beyhude olduğu görülecektir.

TÜRKİYE IRAK’TAKİ ROLÜNÜ ABD VE İNGİLTERE’YE KAPTIRIYOR

Şii kesime karşı gösterilen mesafeli tutumumuz, bu kesimi iyice İran’a doğru itmekte ve sürekli şikayet ettiğimiz Irak’taki İran nüfuzunu daha da artırmaktadır. Diğer taraftan, oynayabileceğimiz bazı önemli rolleri, Irak’taki bütün aktörlerle çıkarlarını korumak amacıyla temasa geçen ABD ve İngiltere gibi ülkelere kaptırmaktayız.

Özetle, Türkiye’nin Orta Doğu’da bozulan imajı aynı derecede Irak’ta da erozyona uğramıştır.

Türkiye Ortadoğu ülkeleri arasında mezhepçi bir siyasi gündemi olan, IŞİD’e destek veren, yaptığı askeri müdahalelerle ülkelerin egemenliklerini hiçe sayan, içişlerine karışan, Suriye konusunda izlediği politikayla IŞİD’ın güçlenmesine katkı sağlayan bir ülke olarak algılanmaya başlanmıştır.  

Son dönemde IŞİD’e karşı yapılan mücadele, Türkiye’nin göçmenlere yönelik İnsani duruşu gibi hususlar Türkiye’nin bu olumsuz görüntüsünü bir miktar düzeltse de Türkiye’nin istikrarsız ve saha gerçeklerinden uzak popülist dış politikası nedeniyle her an yeni krizlerin yaşanması muhtemel görünmektedir. Özellikle Başika krizi, Türkiye’nin Irak’la ilişkilerine büyük zarar vermiştir.

Türkiye’yi yönetenler mevcut dış politika söylemlerini sürdürdükleri müddetçe, Irak ilişkilerimizde yakın zamanda olumlu bir değişimin olması biraz uzak gibi duruyor… Kaynak: Nokta

Yazar hakkında

mm

11Not.com

Haberleri daha iyi anlamanın en kolay yolu...

Yorum yaz