Genel Spor Tatil

11 maddede tavla nedir? Nasıl oynanır? Tavla terimleri, deyimleri, çeşitleri ve tüyoları

1459066070-2754-t3

Tavla nedir? Nasıl oynanır? Tavla terimleri, deyimleri, çeşitleri ve tüyoları… Nokta Dergisi’nden Maaz İbrahimoğlu tüm detayları sizin için derledi…

Sokaklardan salona tavla yolculuğu: Çek bi’ tavla

Tavla öylesine hayatımıza nakşolmuş ki, gündelik dilimize hatta stratejilerimize bile yansımış halde. Mesela “Düşeş attım yek geldi!”. İşler ters gidince bu deyimi kullanmayan var mı? Ya da “Aman açık kapı bırakma!” Tavladan mülhem basit ama bir o kadar da önemli stratejik öğreti…

30 Aralık 2015 Çarşamba

Tavla nedir? Nasıl oynanır? Tavla terimleri, deyimleri, çeşitleri ve tüyoları

Geçtiğimiz hafta WBF (World Backgammon Federation) organizasyonuyla İstanbul Bölge Tavla Şampiyonası yapıldı. Biz de fırsat bu fırsat deyip tavla dünyasını konuşmaya üzere Armada Hotel’in yolunu tuttuk.

TAVLA NEREDEN GELİYOR?

Tavla kelimesi İtalyanca “távli” sözcüğünden geliyor. “Tavla veya dama tahtası” anlamlarında kullanılıyor. Tavla kelimesinin kökenine ilişkin bir diğer benzer sözcük ise “tavola”. İtalyanca’da “tabla, masa, oyun tahtası” anlamlarına gelen bu sözcük Latince “tabula” kaynaklı. Arapça ve Osmanlıca’da ise “tawl” kelimesi “at ahırı” anlamında kullanılıyor. Dolayısıyla tavla sözcüğünün Arapça ya da Osmanlıcaya bağlanması biraz gerçekçi durmuyor.

Tarihte tavlaya benzer pek çok oyun oynandı. Bunlardan biri de Antik Mısır’da tavlaya benzer şekilde hareketlerin zarla kontrol edilerek oynandığı “senet” adlı oyun. Yine Romalıların oynadığı “nard” adlı oyunda tavlanın atası sayılan oyunlardan biri olarak kabul ediliyor. Tavlanın kökenine dair bir diğer teori ise M.Ö. 3000’li yıllarda İran’ın doğu sınırlarında, Afganistan yakınlarında ortaya çıktığı yönünde…

Antik Romalılar tarafından oynanan “tabula” adlı oyun da tavlanın bir türevi olarak biliniyor. Tabula kelimesi, tahta veya masa anlamına geliyor. Bu oyun da özel bir oyun tahtasında oynanıyordu. Tıpkı tavlada olduğu gibi bu oyununda da her oyuncaya 15 pul veriliyordu. “Tabula” tavlaya pek çok yönden benziyor. Ama üç farkla… “Tabula”da oyun boş tahta ile başlıyor.

Diğer bir farklılık ise “tabula”da 3 adet zar kullanılıyor. Diğer bir diğer fark ise “tabula”da her iki oyuncu da oyuna aynı taraftan başlıyor. Oysa ki tavlada; oyuna tahta dolu olarak başlanıyor ve 2 zar kullanılıyor. Ayrıca oyuncular saat istikametinin ters yönünde ve ayrı taraflardan oyuna başlıyor.

SOKAKLARDAN SALONA TAVLA YOLCULUĞU

Tavla uzun süre Ortadoğu’da popülerliğini sürdürdü. Hatta her evlat neredeyse babasından öğrendi. Amerika’daki popülerliğini  ise 1970’lerde yakaladı. Çift sayılı zarlar bir kumar aracı olarak tavlanın şöhretine şöhret kattı.

Amerika’da tavla kulüpleri fazlalaştı. Böylece tavla, zenginler için düzenlenen büyük turnuvaların vazgeçilmezi oldu. Kriz dönemlerinde bile tavlaya yönelik ilgi hiçbir zaman azalmadı.

“Çat-çut” sesleriyle bir sokak oyunu olarak başlayan tavla zamanla modern çağın “nezaketine” ayak uydurdu. Artık kadifemsi zeminde deri kaplı bardaklardan atılan renkli zarlarla oynanmaya başladı.

Çok geçmeden sosyeteyi müdavimleri arasına kattı. İnternet çağına geldiğimizde tavla dijital bir hamle yaptı. Sanal ortamlarda “dost odacıkları” üzerinden oynanan tavla milyonlara ulaştı. Bunun yanı sıra akıllı telefon ve tabletlere yüklenen tavla uygulamaları yüzbinlerce kez indirildi.

ARTIK BİR ‘KA-VE’ OYUNU DEĞİL

Dünya Modern Tavla Federasyonu Türkiye Temsilcisi Arda Fındıkoğlu, Türkiye’de ve dünyada tavlanın geldiği yeri değerlendirirken şartların değiştiğine vurgu yapıyor. Modern tavlayı tarif eden Fındıkoğlu, “Değişik kültürlerin oyunlarıyla etkileşerek farklı kurallar ortaya çıkmıştır. Bunlar her yerde farklı şekilde oynanan tavla oyununa belirli kurallar getirdiler.

Böylece tavlaya bir saygınlık kazandırdılar. 1960’lı yıllarda tavla dünyada bir salon oyunu olarak kabul edildi. Bu oyunu oynayanlar Bermuda’da tavlanın kayıtlı ilk turnuvasını gerçekleştirmişlerdir. Ardından ertesi sene Monte Carlo’da tavla turnuvası yapıldı. Halen Monte Carlo’da her yıl turnuva yapılmaktadır” diyor.

10 yıl evvel tavla sporlarında Türkiye’nin isminin bile geçmediğine dikkat çeken Fındıkoğlu, “40 yıldır Monte Carlo’da tavla turnuvası organizasyonu Amerikalılar ve İngilizler tarafından yapıldı. Ama bu sene bu organizasyonu bizden istediler. Bu muazzam bir şeydir” diye konuşuyor. Türkiye’de tavlaya karşı pek kimsenin saygılı olmadığına vurgu yapan Fındıkoğlu, “Türkiye ve diğer Ortadoğu ülkelerinde bu oyun sokak oyunu ve bir saygınlığı yok maalesef.

Herkesin ‘çok iyi oynarım’ dediği ve ustalığın değer görmediği bir oyun olarak görülüyor. Çünkü zarın etkisiyle herkes iyi oynayabiliyor. Türkiye’de çok iyi tavla oynayan usta oyuncular var. Fakat nasıl iyi usta olduklarını bilmiyorlar. 20-30 senelik tecrübeyle oynuyorlar ama nasıl doğru oynadıklarını bilmiyorlar” diyor.

1459066051-9223-t1

WBF-Türkiye Organizasyonu tarafından düzenlenen WBF-Türkiye İstanbul Bölge Tavla Şampiyonası geçtiğimiz günlerde Armada Otel’de yapıldı. Kıyasıya tavla maçlarının sürdüğü yarışmanın birinciliğini ise 4 kez Türkiye birinciliği bulunan Gültekin Uygur kaptı.

TAVLA DEMEK RİSK ANALİZİ DEMEK

Tavla oyununun risk analizleri sürecini barındırdığını belirten Fındıkoğlu, “Tavla, üstünde bir sürü kitap yazılmış muazzam bir risk analiz metodudur. Şirketlerin yıllık planlarını yaparken kullandığı risk analizi tavlada birebir kullanılan yöntem.

Matematiksel değerlerle oynayanların çok daha başarılı olduğunu görüyoruz. Şans ve kaza çok güçlü ama çok çalışan da bir o kadar kazanıyor. En iyi ülkeler arasında Türkiye yok. Başta Danimarka var. Bunun nedeni de okullarda çocuklara seçmeli tavla dersi öğretiliyor. Orada tavla öğrenilirken şansı öğreniyorlar. Yani risk analizini yönetmeyi öğreniyorlar. Küçücük çocuklar muazzam tavla oynuyorlar” diyor.

Tavla kulübü kurmaya çalışırken ilk başta zorlandığını kaydeden Fındıkoğlu, “Ben üniversite okurken satranç oynardım. Tavlanın analitik bir oyun olduğunu öğrenince bir kulüp kurmaya çalıştım. İnsanları buna ikna etmem içinde onları tavlada yenmem gerekiyordu. O nedenle dersimi çalıştım, kitaplar aldım. O zamanlar gazinolarda da tavla oynanıyordu. Hatta o zamanlar tavla oynayarak ciddi paralar kazandım.

Bunu kumar oyunu olarak görmememiz lazım. Bahsettiğim şey ayrı bir durum. Sonra çabalarımız devam etti. Çok insandan destek almaya çalıştım ve hareketimiz bir yerlere geldi. Zaten dünyada tavla belli bir seviyede oynanıyor” diyor.

1459066050-6340-t21

USTASINDAN TAVLA TÜYOLARI

Fındıkoğlu’na göre tavlada zar tutmak başlıbaşına bir maharet: “Doğru zar tutmak önemlidir. Zar tutmak bir maharet ve el alışkanlığıdır. Zarı sürekli aynı yerden tutup, aynı yükseklikten bırakıp, aynı güçle attığımızda zara etkimiz olduğunu söyleyebilirim.

Ama iyi zar tutmak her zaman kazandırmaz. İyi tavla aslında şudur; rastgele bir zar atılmalı ve rastgele bir zardan sonra iyi bir pozisyon yakalamaya çalışılmalıdır. Tavlada daha iyi zar atmaktan çok daha önemli olan kim daha iyi bir pozisyon yaratıyordur.” Turnuvalarda pek çok birincilik kazanan Fındıkoğlu, “Kalemiz 1’den 6’ya kadar. 6 numaralı yer zaten kapalı başlıyoruz.

5 numaralıya altın kapı diyoruz. Yani 3-1 ile aldığımız ve kapattığımız yer burası oluyor. Oyunun başlangıcında 7 numaralı haneyi hemen kapatmaya çalışıyoruz. Yani 5 numaralı kapı altın kapı, 6 numaralı hane zaten dolu olarak başlanılıyor.

7 numaralı haneyi de kapatmaya çalışıyoruz ki, rakibin çıkması zorlaşsın. Giriş kısmı burada. Birde gelişme ve sonuç var. Oyuncuların çoğunluğu başlangıçta iyi. Ancak bazıları sonuç bölümünde kötü, bazıları ise gelişme bölümünde kötü oynuyor” diyor.

1459066051-2173-t5

KLASİKTEN MODERNE TAVLA

Bugün artık tavla tahta takımlarla pek oynanmıyor diyen Fındıkoğlu, “Hele turnuvalarda tahta tavla hiç bulamazsınız. Mesela şu salonda bir ses duyamazsınız. Zaten salon oyununa dönüşmesinin altında bunlar da var. Şu an deri ve kumaştan yapılmış takımlarla oynuyorlar. Bunlar bir yandan da iyi. Tavlanın sokak oyunundan salon oyununa geçişini sağlıyor.

Tahta takımlarda oynamıyoruz. Tavlayı herkes sokakta oynuyor ama burada oynadıklarında işler değişiyor” diyor. İşe geleneksel tavla turnuvalarıyla başladıklarını söyleyen Fındıkoğlu, “Tavlanın geldiği bugünkü yere modern tavla diyoruz. Geleneksel tavlanın üzerine gelen 18 tane kural var. Bu kuralların tamamının amacı oyunun içindeki anlaşmazlıkları gidermektir.

Oyunu kazanmak için hileler yapılmaya başlandı. Biz de bu kurallarla bu tarz haksızlıkların önüne geçmeye çalıştık. Eskiden her şey centilmenlik üzerineydi. Ancak böyle yerlerde oynandığında, para ödülleri devreye girdiğinde dünya turnuvaları düzenlediğinde kuralsızlık ister istemez sorunlar yaratmaya başladı. Biz de 18 kuralı ekledik. Bu 18 kuralı bilen iki kişi karşılaştığında anlaşmazlıklara düşmesi mümkün değil” şeklinde konuşuyor.

ŞAMPİYONALARIN YENİLMEZİ

1459066051-7397-GUKLTEKIN

4 kez Türkiye şampiyonu olan Gültekin Uygur, şampiyonaların yenilmezi. Ortaokul yıllarından beri tavla oynayan Uygur, katıldığı yedi ulusal turnuvada dört şampiyonluk, bir ikincilik bir de sekizincilik almış.

Uygur’a göre tavlanın bir felsefesi var: “İyi tavla oynamanın sırrı gelen zarı en iyi şekilde değerlendirmektir. Bu yüzde 20’ye tekabül ediyor. Yüzde 10’u motivasyon. Kalan yüzde 70 ise şans!

Önemli olan gelen zarın iyi değerlendirilmesi ve yönlendirilmesi.” Uygur’a göre zarın iyisi kötüsü olmaz. Onun felsefesine göre en güzel zar lazım olan zardır: “3+5 ilk oyunda gelirse genelde kapı yaparım.

Dü-şeş benim için oyunun yarısı demek. Şeş-beş oyunu kaçağa götürüyorsunuz demek. Kapı almaya bakıyorum. Çünkü kapı almazsan kazanamazsın. Tavla bir hayat felsefesidir.

Sen devamlı hayatta düşeş at ama başarılı olamazsın. Arada sırada 3+2, 4+2 atacaksın. Gereken yerde gerekeni yapacaksın. Yani hayatta devamlı düşeş diye bir şey yok. Devamlı değişiyor.”

ACEMİ BİR KADINLA SAKIN OYNAMA!

Uygur, üç tür oyuncuyla oynamaktan çekindiğini söylüyor: “Birincisi sarhoş ile oynamak. İkincisi acemi ile oynamak. Üçüncüsü ise hiç bilmeyen bir kadınla oynamak!” Uygur özellikle bu üçüncü tür oyuncu tipinden çok çektiğini söylüyor:

“Serseri mayın gibi oynarlar. Çünkü çok karmaşık ve değişik düşünüyor. Ama şimdi bu yanlış anlaşılmasın (gülüyor) kadın düşmanlığı yapıyor değilim. Erkekler daha tahmin edilebilir oynuyorlar. Kadınlarsa tahmin edilmez.”

Tavla terimleri

Sayılar:

1=Yek,

2=Dü,

3=Se,

4=Car,

5=Penç,

6=Şeş.

Çift Zarlar:

1+1=Hep Yek,

2+2=Dubara,

3+3= Dü Se,

4+4= Dört Car,

5+5=Dü Beş,

6+6=Dü Şeş.

Bar: Tavla tahtasında pulların dizildiği konikler.

Kapı almak: Aynı bara iki pul koymak.

Açık: Bir barda tek pul kalmak.

Kırmak: Rakibin açıktaki pulunu vurmak.

Gele: Kırık pulu boş bara koyacak zarı atamamak.

Oyun: Rakibe pul aldırtarak oyunu bitirmek.

Mars: Rakibe pul aldırtmadan oyunu bitirmek.

Kanlı Mars: Bırakın rakibe pul aldırtmayı, son bar beşlisine pul koydurtmadan oyunu bitirmek.

Yancı: Tavla müsabakasını çay, kola, tost ikramlarıyla “beleşe” izleyen seyirci.

Tavla deyimleri

Düşeş attım yek geldi, kızlar bugün tek geldi. (1-1 gelince söylenir) Dubara, dur bağırma! (2-2 gelince söylenir) Pencüse, severler güzeli gençüse. (5-3 geldiğinde söylenir) İki mars, bi’ düz. (Oyunu iki mars bir normal şekilde kazananın gurur ifadesi) Konya ovasına gele atmak. (Boş kapılar varken, kırılan pulu yerine koyacak zarı atamayanın yakınma ifadesi)

Hayat bir tavla, zarları salla!

Hayat- tavla ilişkisini onedio.com sitesinin editörü Onur Şahin bakın nasıl maddelere dökmüş:

1) Tavlaya da, hayata da başlarken kaderinizi şansınız belirler. İyi zar atan her zaman önde başlar.

2) Ama hiçbir zaman önde başlamak, oyunu kazanmak demek değildir. İyi oynamazsanız, oyunun başında attığınız zar hiç önemli değildir.

3) Rakibinizin hamlelerini okumanız gerekebilir. Ezbere oynanan oyun hiçbir zaman başarılı bir sonuç sunmaz size.

4) Daha da ilerleyebilmek için ardınızda bıraktığınız pulları sağlama almanız gerekir. Kontrolsüz ilerlemek size oyunu kaybettirir.

5) Yine de, bazen risk almanız gerekebilir. Aldığınız riskler size oyunu da kaybettirebilir, karşınızdakini mars da ettirebilir.

6) Bu yüzden kazanılacak şeyin alacak riske değip, değmediği önemlidir. Her zaman, kaybedecek bir şeyi olmayanlar en çok risk alanlardır.

7) Hayata da, tavlaya da dışarıdan müdahale edilmez. Müdahale edenler, pek sevilmez.

8) Her son yeni bir başlangıçtır aslında. Kazananlar oyuna bir adım önde başlasa da, kaybedenin tecrübesi onun en büyük kazancıdır.

9) İçerideki bütün kapılar kapalıysa düşeş atsanız da bir şey ifade etmez. Tekrar oynayabilmek için bazı kapıların açılmasını beklemeniz gerekir.

10) Tavlada ustalar 4-0’dan sonra belli olur. Yaşamda da en üst noktaya gelenler hep, hayatın en başında sağlam bir yenilgi alanlardır.

11) Bazen oyunun akışından uzaklaşıp, arkana yaslanıp şöyle bir dışarıdan bakmak gerekebilir kendi gidişatına.

12) Oynadığın taşı hiçbir zaman geri alamazsın. Tavlada da, hayatta da. O yüzden oynamadan önce hızlıca düşünmek gerekir.

13) Bazen yanlış bir hamle bütün oyunu mahvedebilir. Geçmişte verdiğin kararlardan pişmanlık duymamak için o kararı verirken çok emin olman gerekir.

14) Taklit edenler bir adım geriden geldiklerinden dolayı hiçbir zaman oyunu kazanamazlar. Her zaman oyunu kazanmak için kendi özgün hamlelerini yapman gerekir.

15) Tavlada da hayatta da ne kadar çok kırılırsan o kadar çabuk kaybedersin. O yüzden sapasağlam ayakta durmak gerekir.

16) İkisinde de kesinlikle büyüklerimizden öğreneceğimiz şeyler, alacağımız dersler vardır.

17) Kaderin bize sunduğu iki zardan ibaret olsa da, onu yönlendirecek olan ve çeşitli olasılığa göre oynayacak olan yine bizlerizdir.

1459066070-2754-t3

 Tavlanın iyisi nereden alınır?

Bu noktada tavladan ne istediğiniz önemli. Örneğin; her pulu kırdığınızda “çat-çut” ses gelsin istiyorsanız ceviz ağacından yapılmış tavla sizin için birebir. Tavlanın üstadları bu konuda Bursalı Marangoz Mehmet’i öneriyor. Marangoz Mehmet’in internet adresi: www.mehmetmarangoz.com.tr Yalnız Mehmet Usta’nın el işi göz nuru ceviz tavlalarından almak istiyorsanız iki bin beşyüz TL’yi gözden çıkarmanız gerekiyor. Mehmet Usta’nın birbirinden değerli tavlaları Galata’da bulunabilir. Ama yok; tavlamı sakin-sessiz “backgammon” tarzı oynarım diyorsanız, o zaman çuha zeminli tavla alacaksınız. Modern tavlada renkli pulları, şık zarları, deri kaplaması ve kadifemsi çuhasıyla 869BG markası öne çıkıyor. Şirket, parayı bastırana kişiye özel tavla takımı da üretiyor.

Tavla çeşitleri

Zarsız tavla: Klasik tavladaki zarları devre dışı bırakarak aynen satrançtaki gibi sonraki hamlelerin düşünülmesiyle oynanan, Naim Çağman’ın 2002’de ortaya attığı, bir zeka oyunudur. Hapis: Bu tavla türünde taş kırma yoktur.

Tek taşın üzerine taş konularak o tek taşı hapsetme şeklinde oynanılıyor. Hep Yek: Klasik tavladaki gibi pullar tavlaya dizilir ve oynama kuralları aynıdır. Hep yek tavla oyunundaki fark zarın 1+1 yani hep yek gelmesidir.

Bu zar bu tavla türüne HEP YEK ismini vermiştir Kız tavlası: Pullar kapılara dizilir ve zar atılarak toplatılmaya çalışılır. İlk önce pulları toplayan kişi kazanır. Asker tavlası: Parmakla pulların kenarlarına bastırarak rakibin pullarının üzerine çıkartma ile ilgili bir oyundur.

NOKTA HABER | Maaz İBRAHİMOĞLU

Yazar hakkında

mm

Maaz İbrahimoğlu

@noktadergi de çalışıyor- Cultural Studies

Yorum yaz