Haber

11 maddede IŞİD neden Türkiye ve Kilis’e saldırıyor?

mm
Yazar 11Not.com
Nobel’e adaylık konusunda veya Suriye’den gelen muhacirlere ensar olmakla onore edilmek dışında ciddi şekilde gündeme gelmeyen ve yaşanan sıkıntıların dile getirilmediği şehirdir Kilis… Suriye iç savaşı başladığından beri diken üstünde bulunan Kilis’e sadece 2016 yılında 40’a yakın füze, roket atılmış ve çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir.

IŞİD NEDEN KİLİS’E SALDIRIYOR?

Kilis özelinde Suriye savaşının ve İŞİD’in etkilerini ele aldığımızda, bu ilimizin geçmişteki huzurlu ve sakin günlerinin tamamen ortadan kalktığı, bir çeşit kaos bölgesine evrildiği görülmektedir.  Bir yandan göç eden Suriyeliler, öte yandan her gün yaşanan roket veya katyuşa füze saldırıları bölge halkında tam anlamıyla bir bıkkınlık, korku ve endişe durumuna yol açmıştır.

Kilis’te mevcut roketli saldırıların veya olayların en çok etkilediği alanların başında eğitim gelmektedir. Roketlerin düştüğü bölgelerde son birkaç yıldır düzenli ve güvenli şekilde eğitim sürdürülememekte birçok aile çocuğunu okula göndermekten çekinmektedir. Zira İŞİD tarafından atılan bu roketlerden bazıları okullara gelmektedir.

Bir diğer sorun ise sağlık alanındadır. Bazı hastanelerinde roketlerin hedefi olduğu bilinmekte, bu  durum Suriye sınırına yakın hastanelerde sağlıklı şekilde hizmet verilmesini engellemektedir. Kilis’te yaşanan sorunlardan bir diğeri de günlük yaşamda insanların kendi evlerinde dahi saklanarak, bodruma veya sığınağa girerek yaşamalarıdır. Bu durum özellikle çocuklarda ciddi travmalara yol açmaktadır.

Sosyal Travma Patlama Noktasında

Kilis son yıllarda sorunlar yumağına dönüşen bir şehir görünümü vermekte, hemen her vatandaşın dilinde birbiriyle ilişkili sorunlar gündeme gelmektedir. Atılan bombaların dışında Suriyeli göçmenler konusu da bir diğer sorunlu konu haline gelmiştir. Bölgede gerek demografik yapının değişmesine, gerekse iş, istihdam, ekonominin dengelerinin bozulmasına yol açan bu göç sorunu, Kilis’in orta ve uzun vadede daha fazla karşı karşıya olacağı kronik bir durum olarak görülmektedir.

Kilis’te kontrolsüz ve kayıtdışı olan onbinlerce Suriyeli göçmenin sığınaklarda, bina altlarında, sokaklarda yaşadığı bölgede hemen herkesin dile getirdiği bir vaka olarak göze çarpmaktadır. Kilis’te gayri resmi evliliklerde yaşanan patlama ve buna bağlı olarak sayıları net olarak bilinemeyen çocuk sayısı da bir diğer kronik sorun olarak dikkat çekmektedir.

1461748255-2096-e-saldiriyor-990x619-480x300

Kilis Suriye savaşının belki de en hassas noktalarından biri olmasına rağmen bu hassasiyetine oranla yeterince gündeme gelmeyen ve devletin ajandasında olması gereken öncelikte bulunmayan bir ildir. Bu nedenle Kilis halkının en büyük tepkisi savaşın ve kaosun ortasında unutuldukları, güvenlik, sağlık, eğitim, göç, sosyal sorunlar, ekonomi, iş, istihdam alanlarında savaşa bağlı yaşanan kronik problemlere el atılmadığı yönündedir.

IŞID, Muhalifler, PYD Ve Kilis

İŞİD için en kritik geçiş noktalarının başında Kilis gelmektedir. Kilis aynı zamanda Muhalifler içinde hayati bir nokta olarak görülebilir. Kilis’in batı bölgelerinin güneyi Afrin ile komşu olması sebebiyle PYD’ye, Öncüpınar sınır kapısının bulunduğu bölge muhaliflerin Türkiye ile son sınır irtibatına, Elbeyli ve Kilis’in doğu kısmı ise İŞİD kontrolündeki alanlara bakmaktadır. Bu nedenle Kilis üç ayrı gruba sınırı olan istisna ve kritik bir il pozisyonundadır.

Afrin bölgesinde ve sınır hattında PYD  vergi, asker alma, asayiş, belediyecilik ve yönetim gibi tüm alanlarda kontrolü ele almış durumdadır. Azez bölgesinde ise muhalifler gittikçe zayıflayan bir konumdadırlar. Ancak Türkiye’nin muhaliflerle olan irtibatının bu sınır hattından gerçekleşmesi ve muhaliflerin tek cansuyu olan Türkiye ile son irtibat noktası konumunda bulunması bu bölgedeki risk potansiyelini üst seviyelere çıkarmaktadır. Bu iki yapının dışında İŞİD’in Kilis üzerinden kaçakçılık, lojistik ve eleman temini yaptığı ve bunu sürdürmeye çalıştığı bilinmektedir.

Bu üç proxy örgüt ve sürdürdükleri vekalet savaşları, hiçbir kural ve sınır tanımadan devam ederken, doğrudan Kilis üzerinde büyük bir güvenlik riskine yol açmaktadır. Bugün gün aşırı Kilis’e düşen roketler veya füzeler de bu risk-tehdit durumunun pratik yansımalarıdır.

IŞİD’in Kilis’e Saldırı Nedeni

Bu üç grup içerisinde özellikle İŞİD’in kontrolündeki bölgelerden Kilis’e füze ve roket atılması akıllara birçok soru işaretini getirmektedir. Bu durumun bazı resmi kaynaklarda belirtilen “yer çekimi” veya “düşme” olarak tanımlanması konunun yüzeysel ele alındığını gösterirken, bazı yorumlarda İŞİD’in sistemli şekilde Kilis’e saldırdığı belirtilmektedir. Roket ve füze saldırılarının salt adli soruşturmalarla ele alınması konu hakkındaki kapsamlı hususların ele alınamamasına yol açacağı gibi, istihbari veya askeri hususların sağlıklı ele alınmasında yeterli olamayacaktır. İŞİD’in Kilis’e yönelik saldırılarında kullandığı Katyuşa Füzeleri, bu saldırıların rasgele olmadığını gösteren ve “Füze Düştü” şeklinde basite indirgenemeyecek bir husustur. Bu kapsamda İŞİD’in Kilis’e yönelik sistematik saldırılarda bulunduğunu söylemek daha rasyonel ve ön alma yönünde mantıklı bir yaklaşımdır.

İŞİD’in saldırılarında olası maksatlı seçimlerin başında;

  1. Askerin son süreçte İŞİD’e yönelik karadan düzenlediği topçu birliklerinin atışlarına karşı misilleme;
  2. İŞİD’in lojistik, eleman, kaçakçılık hattını güvende tutabilmek için gözdağı olarak saldırılar gerçekleştirmesi;
  3. İŞİD üzerinden false-flag bir operasyon yaparak Türk Ordusunun Suriye’ye girmesinin sağlanması hususları öne çıkan sebeplerdir.

Katyuşa Füzeleri Ve Özellikleri

Kilis’e yönelik saldırılarda kullanılan Katyuşa füzeleri, Rus yapımı ve 2. Dünya Savaşında hayati rol oynayan dönemin en önemli silahlarındandır. Katyuşa Füzeleri özellikle Filistin’den İsrail’e yönelik misillemelerde kullanılmıştır. Klasik hava savunma sistemleriyle önlenmesi zor olan bu silaha karşı İsrail yeni yöntemler geliştirmiş ve lazer güdümlü hava savunma sistemleri oluşturmuştur. Eski ve yeni olmak üzere iki gruba ayrılan bu füzeler halihazırda gerek Suriye, gerekse Irak’ta rahatlıkla terör örgütleri tarafından elde edilebilmektedir. İŞİD’in elinde bu füzelerin gerek eski gerekse de yeni versiyonlarının olduğu bilinmektedir.

İŞİD elinde bulundurduğu Katyuşa Füzelerini özellikle Kobani’de yoğun şekilde kullanmış, ABD’nin müdahalesine kadar bu bölgedeki Kürt gruplarının baskı altına alınmasına bu füzeler kritik rol oynamışlardır. Katyuşa füzelerinin eski modellerinde klasik topçu hedefleme yöntemlerinin kullanıldığı bilinmektedir. Bölgede uzun süredir aktif savaş içerisinde bulunan IŞİD’in bu füzeleri rasgele Kilis’e göndermeleri mümkün değildir.

Katyuşa füzelerinin hız ve sürekliliğine yönelik dinamik ve etkin bir hava savunma sistemi Türkiye için hayati önem taşımaktadır. NATO tarafından belirli illere yerleştirilen sonra kaldırılan Patriotların bu basit görünen ama etkin füzelere karşı yeterli olmadığı da bilinmektedir. İŞİD’in elinde bulundurduğu Katyuşa füzelerinin bir kısmının muhaliflerle iç içe olunan dönemlerde elde edilen füze yapımında kullanılan materyallerden üretildiği de bir diğer dikkat çeken husustur. Muhaliflere yönelik kontrolsüz ve ileride baskın radikal grupların eline geçeceği “hesap edilmeden!” verilen bu silahlar bugün Kilis’e yönelik kullanılmaktadır.

Kilis Büyük Bir Travma Yaşayabilir

Kilis’te halihazırda devam eden sorunlar ve sosyal travmalar, mevcut roket ve füze saldırılarının sürmesi veya daha büyük saldırıların yaşanması halinde çok daha ciddi boyutlarda yaşanabilir. Kilis’te yaşanan olaylara yönelik gerek toplumsal gerekse yönetimsel anlamda açıkça görülen duyarsızlık, mevcut saldırıların daha üst boyuta ulaşması halinde “önemsememe, kanıksama” sorunlarını da doğurmaktadır. Ancak olası büyük çaplı ve çok sayıda can kaybına yol açabilecek bir saldırı mevcut duyarsızlığın yol açtığı ön alma konusundaki eksiklikleri her boyutuyla ortaya dökecektir.

İŞİD’in Türkiye’ye yönelik mevcut denge pozisyonunu ve göreceli saldırılarını bir üst aşamaya çıkarması veya daha yoğun şekilde saldırılara geçmesi durumunda olağan ve doğal hedeflerin başında Kilis gelecektir. Bu kapsamda Kilis Katyuşa füzeleri veya roketli saldırılara çok daha yoğun şekilde maruz kalabilir. İŞİD için mevcut aralıklı saldırılar aynı zamanda bir çeşit talim, Kilis ise talimgah olarak görülmektedir.

Çözüm sürecinde PKK’nın örgütlendiği, silah yığınağı yaptığı, şehirlerde çok boyutlu bir savaş hazırlığı başlattığı defaatle söylenmesine rağmen, çözüm süreci sebebiyle görmezlikten gelindiği bugün açıkça bilinen bir konudur. Aynı hatanın farklı versiyonu güney illerimizde ve Kilis’te İŞİD konusunda yaşanmaktadır. İŞİD konusunda çeşitli örtük-politik-dönemsel stratejik ajandalara bağlı pasif konumda bulunulması çözüm sürecindeki hatalardan çok daha vahim krizlere yol açabilir ve bunun en büyük etkisi Kilis’te görülebilir.

Sonuç Olarak

Kilis, savaşın kıyısında bir şehir olmaktan, savaşın ortasına sürüklenen bir konuma doğru evrilmekte ancak bu kriz sistematik şekilde görülmemekte veya gösterilmemektedir. Kilis’te yaşanan kriz devletin, hükümetin ve toplumun üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesiyle aşılabilir.

Yazar hakkında

mm

11Not.com

Haberleri daha iyi anlamanın en kolay yolu...

Yorum yaz