Dekorasyon Genel Moda

10 soruda tespih nedir: Tesbih nasıl çekilir? Kaliteli tespihin özellikleri…

Tespih son dönemde tekrar gündeme geldi. E ticaret sitelerinde özellikle büyük bir talep görmeye başladığını görüyoruz. Nokta Dergisi’nden Maaz İbrahimoğlu tespihin tarihine yolculuk yaptı…

Boncuk, taş, zeytin çekirdekleri, ince ince delinerek bir ipe diziliyor… Karşımıza çıkan halka, tespih diye ellerde dolaşıyor. Tespihin çok köklü tarihi var. İslam coğrafyasında yaygın şekilde kullanılmasına rağmen tespih, Müslümanlara has bir değer değil. Budistler, Hindular, Hristiyanlar da tespih kullanıyor.

Artık tespihin de bir müzesi var. İstanbul Sanat ve Medeniyet Vakfı, Hilye ve Tespih Müzesi’ni meraklıları için düzenledi. Söz konusu mekanda birbirinden farklı 500 civarında tespih ve aynı zamanda 75 kadar Hilye-i Şerif eseri sergileniyor.

1459064378-9605-t4rsm56c739f5708b6

Tespih ya da kimilerince tesbih kelimesi, Arapça’da “suda hızla yüzerek mesafe almak” anlamına gelen “sibaha” kökünden türetilmiş. İslam coğrafyasında “zikir çekmek” olarak oluşturulan “sübhânellah” terkibi tespihle aynı anlamda. Tespihin mazisi ise İslamiyet’ten çok daha eski..

Dinsel bir ritüelin aracı olarak ortaya çıkan tespih, zamanla kültürel kodları içinde barındıran bir imaja dönüştü. İnsanların birbirine hediye ettiği 11’lik, 33’lük ve 99’luk tespihler Türkiye’de ve diğer İslam ülkelerinde bir hayli yaygınlaştı. Müslüman kültürün egemen olduğu yerlerde tespihler genelde 11 yada 11’in katları olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü namazdan sonra yapılan tesbihatta, 33 kez Sübhanellah, 33 kez Elhamdülillah, 33 kez da Allahüekber deniliyor. Müslümanlar da genellikle bu zikirlerin sayısını karıştırmamak için tespihi kullanıyor. Yine Hristiyan aleminde de 33’lük tespihler yaygın. Bunun nedeni ise İsa Mesih’in 33 yıl kadar yaşamış olması. 108 taneli tespihi ise Budistler kullanıyor.

10-soruda-tespih-tesbih-nasil-cekilir-kaliteli-tespihin-ozellikleri

MEDİNELİ KADINLAR ZEYTİN VE HURMA ÇEKİRDEKLERİNDEN TESPİH YAPTI

Hilye ve Tespih Müzesi’nin hikayesini anlatan müzenin müdürü Erkan Erben, Siyavuş Paşa Medresesi’nin 1591 yılında yapıldığını belirterek söze başlıyor: “Bu medresenin 3 yıl kadar  restorasyon çalışması oldu. Siyavuş Paşa Medresesi çok eski bir medreseydi. 1591 yılında yapılmış bir medrese. Sonra burayı  Hilye ve Tespih Müzesi yaptık. Tespihin manası Sübhanallah. Yani Allah tüm eksiklik ve kusurlardan uzaktır. Ayrıca her namaz sonrasında 33 defa Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahûekber diye zikir çekeriz. Peygamber Efendimiz döneminde insanlar organlarını ve parmaklarını kullanıyormuş. Ondan sonra Medineli kadınlar, zeytin ve hurma çekirdeklerini iplere dizerek tespih haline getiriyorlar. 15. ve 16. yüzyıllarda gibi görünse de aslında 17 yüzyılda tespihçilik gelişmiş diyebiliriz. Osmanlı’da tespihçilik örnekleri çok yaygın bir şekilde görülüyor” diyor.

“HİÇBİR CANLIYA ZARAR VERİLMEMESİ ADETTİR” 1459064376-3622-t5rsm56c73a219eccc

İyi bir tespihin hem maddi hem de manevi inceliklere sahip olması gerektiğini kaydeden  Erben, “Tespih yapımında bütün sert materyalleri kullanabiliriz. Bu ağaç olabilir, taş olabilir, inci, kemik, boynuz gibi şeyler olabilir. Tespihlerde canlıların dokuları kullanıldığı için hiçbir canlıya zarar verilmemesi adet edinilmiştir. Elimizde mamut dişi, fil dişinden yapılma tespihler var. Ama ‘şu mamutu ya da fili öldürelim de dişinden tespih yapalım’ diye bir şey yapılamaz. Çünkü tespihçilikte bir manevi kaide var.” diyor.

KALİTELİ TESPİHİN ÖZELLİKLERİ

“İyi bir tespihin özellikleri var” diyen Erben şöyle devam ediyor: “Mesela ustası çok önemlidir. Bizim tespihleri dünyaca ünlü bir tespih ustası olan Zekai Şenyurt usta yapıyor. Onun dışında taşın değeri ve nadirliğiyle alakalıdır. Mesela bir mamut dişini bulmak kolay değil. Çünkü Sibirya’da fosilleşmiş bir canlıdan bulmaya çalışıyorsun. O yüzden gerçekten çok değerli hale geliyor. Zaten maddi değerinden ziyade bir de manevi değeri de var. Yani ikisi bir arada olunca iyi bir tespih ortaya çıkıyor. Çakıl taşlarından da tespih yapmışlar. Ama bir mercan, mamut dişi, kuka, öd ağacı, gül ağacı, balinanın safra bölgesinden alınan madde  ile kokulandıran tespihler var. Bunlar zor bulunan şeyler. Her detay onu daha değerli kılıyor. İstiridyenin içinde inci oluyor. İstiridye kendini korumak için taş gibi bir madde oluşturuyor. Dünyanın en değerli taşlarından biri olan taşı bulup tespih yapıyorsunuz.”

Müzede bulunan değerli tespihlerin bazı özelliklerini anlatan Erben, “Bizde şuan mercan, mamut dişi, mos dişi, fil dişi, kuka, öd ağacı, gül ağacı, kehribar, mercan, boynuz gibi maddelerden yapılmış tespihler var. Tespih meraklısı buraya geldiğinde hemen hemen tespihlerle ilgili her türlü bilgiyi alır.” diyor.

SOKAKTA TESPİH SALLANMAZ!

Tespihin stres atma kaynağı olduğuna da dikkat çeken Erben, kadınların erkeklere nazaran pek tespih kullanmadıklarını belirtiyor. Erben, “Tespihin  insanı psikolojik olarak rahatlatan bir tarafı var. Özellikle üniversitedeki sınav stresini ben tespih sayesinde atlattım diyebilirim. Bazıları sokakta tespihi sallıyor. Bizim anlayışımızda tespih sallama yok. Tespih çekilir. Sallamak onu yozlaştırmaktır biraz. Kadınları tespihle pek göremezsin. Tespih dışarıda erkeklerde daha çok kabul görülmüş. Kadınlar namazdan sonra tabi ki çekiyor. Ancak bazı yerlerde tespih erkeklerde de yadırganıyor. Mesela ben lüks bir yerde oturup tespih çekmeye kalkarsam orada bana ‘kıro’ derler. Halbuki tespihin bununla bir alakası yok ki. Tespih manevi bir değerdir. Mesela kuka tespihi örneğini vereyim. Osmanlılar zamanında kuka kullanmayan doktora ruhsat vermiyorlarmış. Kuka anti-bakteriyel özelliği olan bir ağaçtır. Osmanlı’da kuka kullanmak doktorlara mecbur imiş.” diyor.

“HİLYE-İ ŞERİF PEYGAMBERİN GÖRÜNTÜSÜDÜR”

Neden Hilye ve tespih gibi iki branşı bir arada sergilediklerini anlatan Erben, “Hilye-i Şerif, şerefli görüntü anlamına geliyor. Hz. Ayşe, Peygamber Efendimize, ‘Siz öldükten sonra sizi nasıl görebiliriz’ diye soruyor. Peygamber Efendimiz de Hz. Ali’yi çağırıyor ve ona ‘Ali beni anlat’ diyor. Hz. Ali de fiziksel özelliklerinden, yürüyüşünden ve güzel huylarından bahsediyor. Gözündeki sürmesinden, kemiklerin iri olmasından, peygamberlik mühründen ve saçlarından bahsediyor. Böylece Hilye örnekleri yazılıyor. Hilyeye baktığımızda peygamberimize bakıyoruz. Eskiden küçük kağıtlara yazılırmış ve göğüs cebinde taşınırmış. Ama ondan daha sonra plakalara yazılmaya başlanıyor. Böylece Hilye sanatı başlıyor” diyor.

1459064376-4529-t1rsm56c73a58653bd

“HATTATLARI CESARETLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Günümüzde Hilye sanatının modern bir perspektife evrildiğini, kendilerinin de hattatları bu yönde cesaretlendirdiklerini anlatan Erben, sözlerini şöyle bitiriyor: “Çağımızda yeni Hilyeler yapılıyor. Mesela geleneksel Hilye sanatında ortada Peygamberin adı yazılır. Dört halifenin ismi de etrafa yazılırdı. Ama günümüzde yeni hattatları gelişebilecek, tekdüzelikten çıkıp daha özel işler yapılması için cesaretlendiriyoruz. Ne yapıyoruz? Müzeler açarak yapıyoruz. Bu müze bir sürü hattatın önünü açmış bir müze. Bir yandan da Hilyenin gelişmesini sağlayacak bir müze. Burada Hilye adına attığımız en önemli adım tekdüzelikten çıkmak. Eski hattatlardan illaki eleştiri alacağız. Bir geleneği tek bir anlayışa sığdırmamak lazım. Eskiden bir hattat bir Hilyeyi belki 30 yılda yapardı. Kalemi biterdi, kalem bulması ayları alırdı. Ama günümüzde imkanlar kolaylaştı. O nedenle burada hattatları farklı tarzda Hilye yapmak için cesaretlendirmeye ve teşvike etmeye çalışıyoruz.”

TESPİHİN TARİHÇESİ

En eski tespihin M.Ö. 2000 yıllarında Hindistan’da yapıldığı biliniyor. Tespih, önce Budizm’de, sonra Ortaçağ’ın başlarında Hristiyanlar’da ve daha sonra Müslümanlar’da kullanılmaya başlanmış. Yine Eski Mısır’da Firavun Tutankamon’un mezarında bulunan otuz yedi taştan müteşekkil bir nesne bulundu. Bunun dua etmede kullanılan bir tespih olduğu düşünülüyor. Tespihi ilk kullanan din ise Hinduzim. Tespihin Hindu dilindeki eski adlarından biri “Japamala” ve “gül tespih” anlamına geliyor. Bugün de Hindistan’da tespihe “mala” deniliyor. Hıristiyanlığa göre tespih, adını çiçeklerden oluşan taçtan, Bakire Meryem heykelinin başına konulan küçük şapkadan alır ve bir haçla biter. Müslümanlarda tespih, yüz adet boncuktan oluşur. Bu da ilâhî varlığın doksan dokuz niteliğini ve Allah ismini temsil eder.

NOKTA | Maaz İBRAHİMOĞLU

Yazar hakkında

mm

Maaz İbrahimoğlu

@noktadergi de çalışıyor- Cultural Studies

Yorum yaz